ABBAS VESİM EFENDİ

OSMANLI TABİBİ VE ASTRONOMİ BİLGİNİ

Abbas Vesim Efendi.

Osmanlı tabibi ve astronomi bilgini zamanına göre Verem hakkındaki görüşleri ve mikrobu tarihi ile bir seviye kabul edilen Abbas Vesim Efendi halk arasında kambur lakabı ile tanınmıştır.

Beş dil bilen Vesim Efendi çeşitli eserleri ve Tıp metinlerini Türkçe tercüme ederek Avrupa’daki gelişmelerden haberdar olan bir kişiydi.

Bir ara Taksim maksadıyla Hicaz Şam ve Mustafa gitti birçok ilim araştırma bende bulunur Tıp alanındaki bilgisini iyice geliştirdi? İstanbul’a Döndüğünde bir eczane ve muayene açacak 40 yıl doktorluk yaptı? tasavvuf yolunun büyüklerinden Mehmet Emin Tokadi Hazretlerinden tasavvuf bilgiler öğrendi ve tatbik etti.

Osmanlı doktorluğunu olgunluğa götürmekte büyük hizmeti olan Abbas Vesim Efendinin, şahsi tecrübeleri ve verem hakkında en son keşiflere yakın araştırma ve incelemeleri vardır. Tıbbı iyice anlayabilmek için fizik mekanik ve tecrübi kimyayı bilmenin gerekli olduğunu savunurdu. Bu ko

nuda “Tibb-i Cedid-i Kimyevi” adlı bir eser yazdı.

Kendi adını taşıyan verem basilini bulduğu için, 1905 yılında Nobel Tıp Ödülü’nü alan Robert Koch hakkında bilgi edinmek isteyenler, Batı kaynaklarına başvurduklarında şu satırlarla karşılaşırlar: 1843 yılında Clausthal’de doğan Koch: Göttingen Üniversitesi’nde tıp öğrenimi gördüğü 840 yılında “bulaşıcı hastalıklara canlı mikroorganizmaların neden olduğu” görüşünü ortaya atan Friedrich Gustav Jacop Henle başta olmak üzere, Casimir-Joseph Davaine ve Louis Pasteur’dan esinlenerek araştırmalar yapmıştır

Yine söz konusu kaynaklar, Robert Koch’un üniversiteden öğretmeni Henle’nin ortaya attığı bu kuramı; ilk olarak Rönesans bilgini, 1478 doğumu (yani İslam alimi Akşemseddin’in vefatından 19 yıl sonra doğmuş) olan Girolamo Fracastoro tarafından ortaya atıldığını yazarlar. Fracastoro’ yu

bu konuda bilimsel açıklama yapan ilk bilim adamı olarak kabul ederler. Akşemseddin in bu konuda yazdıklarından ve Robert Koch’tan 150 sene önce, “Vereme, akciğerde yerleşen bir mikrop sebep olur” diye yazan Kambur Vesim lakabıyla ün yapmış Vesim Abbas bin Abdurrahman bin Abdullah’dan söz etmezler.

Adnan Adıvar. “Osmanlı Türklerinde İlim” isimli eserinde,Vesim Abbas, dizanterinin bulaşıcı olduğunu ve mikrobunu açıklamıştı. Bu bağırsak hastalığının bazı tedavi usullerini belirtmişti. O devirde amip ve basil müessirlerini dahi vasıflandırmıştı. Akciğerde yerleşen bir mikrop vasıtasıyla veremin meydana geldiğini açıklamıştır” diye yazar.

Dr. Osman Şevki, “Beşbuçuk Asırlık Türk Tababeti” isimli eserinde, “Kambur Vesim’in verem hakkındaki bilgilerine, 20. asır başlarında bile tıbbın fazla bir şey ekleyemediğini” belirtir. Aynı yorumu, Mehmet Tahirde, “Osmanlı Müellifleri” isimli eserinde tekrarlar.

Şişli Etfal Hastanesi Başhekimi İbrahim Paşa, İkdam gazetesinin 4040 ye sayılı nüshasında yazdığı makalede, “Vesim Abbas, hastalık mikropları Avrupalılardan 300 yıl önce keşfettiğini, verem ve frengi hastalıklarının tedavisi konusundaki görüşlerinin ne kadar yerinde olduğunu, ancak 20. yüzyıl başında kabul edilmiştir” diye yazar.

Ayrıca, tıp tarihinin gelişmesine ve uygulama şekline yön verdi. Ibn-i Sina gibi eski tabiplerin eserlerinden ve kendi hocalarından öğrendiği bilgilerle, İstanbul’a Batılı tabiplerin eserlerinden istifade ederek Disturül Vesim fi Tibbi’l-Cedid ve’l-Kadim adli eserini yazdı.

Doğu ve Batı tıbbını karşılaştıran ve mükemmel bir külliyat olan bu eser tıp tarihimiz bakımından önemlidir

İki cilt ve 2083 sayfadan ibaret olan bu eserin birinci bölümünde baştan sona kadar organ hastalıkları, ikinci bölümünde kadın ve çocuk hastalıkları, üçüncü bölümünde şişler ve ülserler, dördüncü bölümünde basit ve bileşik ilaçlar anlatılmaktadır. Ayrıca, Macar Georgioos’tan Vesiletü’l-metalipfi ilmi-it-tera-kib adıyla tercüme ettiği bir farmakoloji kitabı da yer almaktadır.

Tıpla ilgili eserlerden başka, 1245’te yazılan Uluğ Bey’in Zic’ini Nehcu’l-bülûğ fi şerhi Zici Uluğ adıyla tercüme ve şerh etmiştir. Açık Türkçe ile yazılmış olan bu eser, bütün tatbikata ait misalleri, İstanbul enlem ve boylamına göre tertip etmiştir

Eski Türk takvimini incelemiş ve metinde olmayan İbrani ve Rumi takvimlerini ilave etmiştir. Bir derecenin sinüsünü bulmakta, Uluğ Bey’in tarif ettiği Giyasüddin Cemşid’e ait usulü çok güzel izah etmiştir. Bir de “rü’yeti hilâl”e ait bir risale kaleme almıştır.

Ayrıca edebiyatla da mesgul olduğu bilinen Vesim Efendinin mürettep bir divanı vardır.

Kaynak: İslam alimleri

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir