Abdüsselâm b. Muhammed El-Alemi

Abdüsselâm b. Muhammed El-Alemi

Doğum tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber, 1834 yılı civarında Fas’ta doğduğu tahmin edilmektedir.

Soyu itibariyle, hicri VII. yüzyılda tasavvufun Fas’taki baş temsilcisi sayılan Abdüsselam b. Meşiş’e dayanmakta ve onun kabrinin bulunduğu Cebellialem’e nispetle Alemi diye anılmaktadır.

İlk tahsilinden sonra, Afrika’nın meşhur ilim ve kültür merkezlerinden biri olan Karaviyyin Medresesi’nde okudu. Babası Muhammed b. Ahmed el-Alemi ile Ebu İshak İbrahim el-Tadeli’den İlm-i Mikat (ibadet vakitlerini tespit ve tayin etme ilmi) dersleri aldı. Çalışmalarına bu konuda yazılan eserleri inceleyerek başladı. Yapmış olduğu bu çalışmaların neticesinde bilgisini ilerletti.

İlk icadı Ebde’u’l-yevakit adlı eserinin başlarında konusu geçen “cebetulalem ve “stüvanetü’l-alem” isimlerini verdiği ustulaba benzer bir aletti. Mahiyeti hakkında fazla bilgi bulunmayan ve Fas bölgesi dikkate alınarak yapılan bu aleti, zamanının sultanı Mevlay Muhammed’e takdim etti. (1866)

Ertesi yıl bunun biraz daha gelişmiş şekli olan “ru’b’u’ş-şua ve’z-zıl” adını verdiği ikinci icadını da yine sultana arz etti ve bu orijinal hediyelerle dikkatini çektiği sultan tarafından Karaviyyin Medresesi’ne ilm-i mikât hocası ve divanu’l-müderrisi’ne üye tayin edildi. 

19.yüzyılın ikinci yarısında Fas’ta pek çok alanda kalkınma hamleleri başlatılarak tabii ilimlerde ilerleme kaydedilmiş, eğitimin geliştirilmesi için yeni medreseler açılmış, yeni imkânlar geliştirilmiştir.

Bu yönde yapılan çalışmaların başında, Doğu’nun ve Avrupa’nın çeşitli ilim merkezlerine öğrenciler gönderilerek medreselerdeki eğitimin kalitesini artırmak için eleman ihtiyacı giderilmiştir.

Daha sonraları Ahmed Urabi Paşa’nın Mısır’da, İngilizlere karşı yaptığı savaşta ölen bazı askerlerin üzerinde yapılan otopsilerde ve yaralılara yapılan cerrahi müdahalelerde hazır bulunmuş, Fas’a dönüşünde Mevlây Hasan’ın maiyetine girerek özel doktoru olmuştur.

Geleneksel tıp ile modern tıp arasındaki geçişi temsil eden Alemi, hayatının bundan sonraki döneminde daha çok tıpla meşgul olmuş, açtığı özel muayenehanesinde kısa bir süre çalıştıktan sonra belden aşağısına nüzul inmiş (1887) ve ölümüne kadar hayatını evinde sürdürmüştür.

Eserleri:

1-ziya’ü’n-nibras Fi halli müfredati’l-Antaki bi-lugati (ehli) Fas. Tezkiretü üli’l-elbab adlı farmokoloji kitabının şerhidir.

2-el-Bedrü’l-münir fiilacı’l-bevasir. Basur hastalığının tedavisi ile ilgilidir.

3- Miftahu’t-teşrih. Özellikle otopsiyi anlatan yetmiş sekiz beyitlik anatomi ile ilgili bir manzumedir.

4-el-esrarü’l-muhakeme fi halili rümuzi’l Kütübi’l-müterceme. Arapçaya tercüme edilen eserlerdeki yabancı kelimeleri açıklayan ve yeni elde edilen bazı ilaçlardan bahseden bir eserdir.

5- et-Tebsıra fi suhuleti’l-intifa bi mecriyyati’l-Tezkire. Davut-i Antaki’nin Tezkiresinde zikredilen ilaçları hastalıklara göre tertip ederek hekimlere bir hastalığın tedavisinde kullanılabilecek ilaçları aynı bölüm içerisinde bulabilme imkânı sağlamıştır.

6- Ebde’u’l-yevakit ala Tahrini’l-mevakit.

7- Haşiye ale’r-Risaleti 7-fethiyye. İlmi Mikat konusunda sıbtu’l-Mardini’nin er-Risaletu l-fethiyye Fil-a’mali’l-ceybiyye adındaki eserin haşiyesidir.

8- İrşadü’l-hıl li-tahkiki’s-sa bi-rubişsu’a ve’z-zıl. Namaz vakitlerinin tespitine dair yaptığı aletin resminin bulunduğu ve kullanılışının açıklandığı küçük hacimdeki bir risalesini müellif, tıp tahsili için gittiği Mısır’da bastırmıştır. Alemi’nin, astronomi ve tıp alanları dışında, satrancı Öğreten kırk beyitlik bir manzumesi daha vardır.

 

Kaynak :İslam Alimleri

 

100% LikesVS
0% Dislikes

Bir Cevap Yazın