Ahir zaman

Ahir zaman ne zamandır

Hz. Peygamber (s.a.s.)’in İslâm’ı tebliğinden başlayıp kıyametin kopmasına kadar geçecek olan süreye verilen aynı zamanda, Kıyametin kopuşunun yaklaştığı döneme “Son Zaman” veya “Zamanın Sonu” anlamına gelen “Ahir Zaman” adı verilir.

Bu zamanın kesin olarak ne zaman başlayacağına dair bilgi yoktur. Sadece bu döneme yakın bazı belirgin alâmetlerin görüleceği ifade edilmiştir. Kainatın bir parçası olan şu dünya hayatı Allahu Teala tarafından belirlenmiş bir sürede sona erdiğinde kıyamet kopacak. Dünyanın akıp gitmekte olan düzeni bozulacak, her şey altüst edilerek yok olacak, sonra da ölen ve yok olan ne varsa yeniden diriltilecek, yer altında olan yer üstüne çıkacak gök açılıp inişler başlayacak sonra buradan tekrar çıkışlar başlayıp ebedi ahiret hayatının başlayacağı boyuta geçilecektir.

Allah Teala, şöyle buyurur:

Sana kıyameti, ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. De ki: Onun ilmi ancak Rabbimin katındadır. Onun vaktini O’ndan başkası açıklayamaz. O göklere de yere de ağır gelmiştir. O size ansızın gelecektir. Sanki sen onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki: Onun bilgisi ancak Allah’ın katındadır; ama insanların çoğu bilmezler.” (el-A’raf 7/187)

İnsanlar sana kıyametin zamanını soruyorlar. De ki: Onun bilgisi Allah katındadır. Ne bilirsin, belki de zamanı yakındır.”  (el-Ahzab 33/63) 

Kıyamet gününün bilgisi, O’na havale edilir. O’nun bilgisi dışında hiçbir meyve (çekirdeği) kabuğunu yarıp çıkamaz, hiçbir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz. Allah onlara: Ortaklarım nerede! diye seslendiği gün: Buna dair bizden hiçbir şahit olmadığını sana arz ederiz, derler.”(Fussilet 41/47). 

Kur’ân-ı Kerim’de o kıyamet günün belirlenen vaktinin, yaklaştığı haber verilmiştir. “İnsanların hesaba çekilecekleri (gün) yaklaştı. Hal böyle iken onlar, gaflet içinde yüz çevirdiler.” Enbiya / 1 “Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.” Kamer / 1, Hz. Peygamber (sav)’de şehadet parmağı ile orta parmağını göstererek “İşte benim gönderilişimle kıyametin kopması arası bu iki parmak kadar birbirine yakındır” buyurmuştur (Buhâri, “Rikak”, 39; Müslim, “Fiten”, 132-135; Tirmizi, “Fiten”, 39; İbn Mâce, “Fiten”, 25). 

Hz. Peygamber bir gün güneş tam batmak üzere iken de çevresindekilere “Dikkat edin! Dünyanın geçirdiği ömre karşılık kalan ömrü, şu günümüzün geçen kısmına karşılık kalanı kadardır yani kıyamet çok yakındır” demiştir (Tirmizi, “Fiten”, 26). Buna göre, dünya hayatının sonu ve kıyametin kopmasının yaklaştığı ahir zaman, Hz. Peygamber’in dile getirmesi bunun çok yaklaşmış olduğunu söylemesi kendisinin de son “ Ahir zaman peygamberi” olmasındandır. Allah Teala “Muhammed, içinizden hiçbir erkeğin babası değildir. Fakat o, Allah’ın resulüdür ve bütün peygamberlerin sonuncusudur” (el-Ahzab 33/40) buyurur. Hz. Peygamber, peygamberlerin sonuncusu ve İslam son din olduğu için Hz. Peygamber’e tâbi olan Müslümanlar da âhir zaman ümmetidir.

Ahir Zamanla ilgili Rivayetler

Hz. Peygamber, “âhir zaman” dediğimiz süreçte kendi döneminden uzaklaşıldıkça dinî emirlerin ihmal edilmesi ve ahlakın bozulmasına bağlı birtakım olayların ortaya çıkacağını haber vermiştir. 

Ahir zamanda ilim ortadan kalkıp cehalet hâkim olacak, zina yaygın hale gelecek, çok fazla içki içilmeye başlanacak (Buhârî, “Fiten”, 5; Tirmizî, “Fiten”, 34; İbn Mâce, “Fiten”, 25-26), 

Yüksek binalar yapılacak, ehliyetsiz insanlar toplum içinde ve yönetimde söz sahibi olacak (Buhârî, “Imân”, 37; Müslim, “Imân”, 1; Tirmizi, “Imân”, 4; Ebû Dâvûd, “Sünnet”, 16), 

Zaman çok hızlı geçecek, Allah’a kulluk zayıflayacak ve yapılan iyi işler azalacak, cimrilik yaygınlaşacak (Buhârî, “Fiten”, 5), 

Adam öldürme olayları çoğalacak (Buhâri, “Fiten”, 5; Tirmizî, “Fiten”, 31; İbn Mâce, “Fiten”, 26), 

Dine hizmet ettiğini düşünen büyük müslüman toplulukları birbiriyle savaşacaktır (Buhârî, “Istitâbetü’l-mürteddîn”, 8; Müslim, “Fiten”, 17). Nitekim Hz. Peygamber hadislerinde, İslami gelenekte “fiten ve melâhim” olarak adlandırılan, kıyamete yakın dönemde İslam toplumu içerisinde ortaya çıkacak ve ümmetin bütünlüğünü bozacak büyük çaplı kargaşa ve iç savaşların meydana geleceğini haber vermiştir. 

“Bundan sonra gelecek her zaman, muhakkak bir öncekinden daha kötü olacaktır” (Buhârî, “Fiten”, 6; Tirmizi, “Fiten”; 35). 

“İnsanların üzerine öyle bir zaman gelecek ki dininin gereklerini yerine getirme konusunda dirençli davranıp Müslümanca yaşayan kimse avuç içerisinde ateş tutan kimse gibi olacaktır” (Tirmizî, “Fiten”, 73). 

Ahir zamanın, kum saatinin kıyamete aktığı son kumlarının hızlanması gibi, kötülük, bozgunculuk ve Herc ü Merc, kargaşanın da gitgide arttığı ve iyice yaygınlaştığı bir dönemdir. Kıyamete yakın olarak ortaya çıkacak ve insanları inkâra çağıracak “deccal” isimli kişinin öldürülmesiyle yeryüzünde geçici de olsa bir süre huzur ve adalet hâkim olacaktır. 

Bu dönem geçtikten sonra Allah Teâlâ bütün müminlerin hayatını sonlandıracak, yeryüzünde sadece inkârci ve kötü işler yapan kimseler kalacaktır. Nitekim Hz. Peygamber kıyamete kadar hayatta kalan kimselerin sadece bunlar olacağını haber vermiş (Buhârî, “Fiten”, 5; Müslim, “Fiten”, 131; Tirmizî, “Fiten”,35)Ahir zamanın sonunda, kıyamet kopmadan önce yeryüzünde tekrar inkâr, zulüm ve bozgunculuk yaygın bir şekilde yaşarken sura üfürülecek ve kıyamet kopacaktır. 

Mümin öncelikle âhir zamanda yaşadığını bilmeli, âhir zamanda dinini yaşam şartlarının güçleşeceğini idrak etmelidir. Hz. Peygamber: “Ahir zamanda bazen insanların aşırı bir hırsla dünya menfaati peşine düşmeleri sebebiyle sabahtan akşama veya akşamdan sabaha kadar imanlarını kaybedecek hale geleceklerini haber vermiş (Tirmizi, “Fiten”, 30; Îbn Mace, “Fiten”, 9; Ebù Dâvüd, “Fiten”, 1), böyle bir dönemde kulluk görevlerini yerine getirip ibadet etmenin her zamankinden çok daha değerli olacağını (Müslim, “Fiten”, 130) ve bu dönemde insanların en hayırlısının bozgunculuktan ve kötü işlerden uzak duranlar olacağını buyurmuştur (Tirmizi, “Fiten’, 29, 33; bn Mâce, “Fiten”, 10; Ebu Dâvud, “Fiten”, 2). Bu bilinci kazanan mümin, Kur’an-ı Kerim’in ve Hz. Peygamber’in bildirdiği İslam’ın temel inanç, ahlak ve davranış ilkelerinden vazgeçmemeli ve Îslam’a aykırı hiçbir düşünce ya da inanca meyl etmemelidir. 

Kaynak: Temel İslam Ansiklopedisi ve Şamil İslam Ansiklopedisinden  istifade edilerek hazırlanmıştır.

100% LikesVS
0% Dislikes

Bir Cevap Yazın