Akdeniz Sorunu

Doğu Akdeniz’de kısaca neler oluyor?:

Akdeniz’e sınırı olan komşu ülkeler ile uluslararası aktörlerin Doğu Akdeniz’de yürüttükleri hidrokarbon arama faaliyetleri bölgenin ısınmasına yol açmıştır. Doğu Akdeniz’de ve özellikle Kıbrıs adası çevresinde yürütülen petrol ve doğal gaz aramalarıyla belirli bölgelerdeki kaynak keşiflerinin yapılması, Akdeniz’e sınırı olan komşu ülkelerin enerji arz güvenliğini yakından ilgilenmeye başladı. Buda münhasır ekonomik alanların devletler tarafından korunmasına ve birbirlerinin hukuki olarak kesişen alanlarında iki  devletten birinin izni olmadan yapılan hukuksuz gaz ve petrol aranmasının doğurduğu gerginlik olarak özetlenebilir.

akdeniz'de türkiye'nin kıta sahanlığı HAKLARI ile ilgili görsel sonucuDoğu Akdeniz’de Türkiye’nin uluslar arası hukukla belirlenmiş kıta sahanlığı nasıldır?:

Türkiye Doğu Akdeniz’de uzun bir kıyı sınıra sahiptir.  Türkiye’nin Kıta sahanlığı; Türkiye,  BM’ye Doğu Akdeniz’de 32°16’18” doğu boylamının batısındaki deniz alanlarında ipso Facto denilen ve ab-initio (başlangıçtan itibaren) hukuki ve egemen haklarını içeren bir bildirimde bulunmuştur. (No. 2004/ Turkono DT/4379, 12 mart 2004 ve No. 2023/14136/22273, 13 mart 2013)

Ä°lgili resimTürkiye’nin Münhasır Ekonomik Alanı Nasıldır?:

Türkiye ise Rum kesiminin yaptığı anlaşmaların Kıbrıs Türkleri ve Türkiye’nin haklarını çiğnediği gerekçesiyle konuyu BM’ye taşıdı ve kendi münhasır ekonomik bölge haritalarını BM nezdinde onaylattı. Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) 2011 yılında Genel Kurul’un prensipleri doğrultusunda New York’ta kıta sahanlığı sınırlandırma antlaşması imzalamıştır.

 

Doğu Akdeniz’deki Gerginlik Neden Kaynaklamaktadır?:

Bu gerginliğin geçmişi, 2000’li yılların başına, yani Doğu Akdeniz’de zengin doğal gaz kaynaklarının yer aldığına ilişkin bilimsel öngörülerin ortaya çıkmaya başladığı döneme dayanmaktadır. Doğu Akdeniz’de alanların bölüşülmesinin kıyı devletleri arasında antlaşmayla olması gerekirken, Kıbrıs Rum Kesimi adada söz sahibi olan KKTC ve Türkiye’nin uluslararası hukuki hak ve statüsünü görmezden gelerek , Mısır’la 2003’te, Lübnan’la 2007’de ve İsrail’le 2010’da imzaladığı sözde Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) sınırlandırma anlaşmalarıyla bölgeyi tek taraflı olarak 13 parsele bölerek bu parsellerde hidrokarbon araması yapılması için çok uluslu şirketlere açması gerginliğe sebep oldu.

Türkiye ve KKTC Bu Hamleler Karşısında Ne Yapmaktadır?:

Türkiye’nin BM nezdinde itirazlarına rağmen Kıbrıs Rum Kesimi, 2007’de 13 adet arama sahası için petrol şirketlerine ruhsat verme aşamasına geçince. Buna karşılık olarak Türkiye, Doğu Akdeniz’de kendi ekonomik bölgesinde Kuzey Kıbrıs’ta adanın kuzeyi ve doğusunda belirlediği bölgelerde TPAO’ya arama ruhsatları verdi.

akdeniz'de türkiye'nin kıta sahanlığı HAKLARI ile ilgili görsel sonucuKıbrıs’ın 13 parselinden 1, 4, 5, 6 ve 7 no’lu parsellerin bir bölümü, Türkiye’nin TPAO’ya ruhsat verdiği bloklarla kesişiyor. 3 no’lu parsel ise Kuzey Kıbrıs’ın TPAO’ya verdiği ayrıcalıklı alan ile çakışıyor.

Türkiye ve KKTC’ye ait hak ve menfaatlerin ihlal edildiği GKRY tarafından ilan edilen MEB parsellerine bakıldığında Kıbrıs’ın güneybatı açıklarındaki 1, 4, 5, 6, 7 numaralı parsellerin Türk kıta sahanlığıyla, 2, 3, 8, 9, 12 ve 13 numaralı parsellerin ise KKTC’nin hak iddia ettiği alanlarla çakışmakta olduğu görülüyor.

Kıbrıslı Türklerin haklarını hiçe sayan bu hukuk dışı işlemler hem KKTC hem Türkiye tarafından en başından beri kabul edilmediği gibi bu işlemlerin uluslararası hukuka aykırı olduğu da her ortamda dile getiriliyor. Bölge ülkeleri ve uluslararası güçler Türkiye’nin hassasiyetlerini göz ardı ederek ve enerjiyi bir perde olarak kullanarak Doğu Akdeniz’de askeri ve ekonomik faaliyetlerini artırıyor.

akdeniz'de türkiye'nin munhasır ekonomik alanı ile ilgili görsel sonucuABD Ve AB Neden Türkiye’ye Tepki Göstermektedir:

4 Mayıs 2019 Kuzey Kıbrıs’a Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun yaptığı ziyaret sırasında Fatih’in adanın batısında doğalgaz arama çalışmalarına başladığını açıklamasına ABD Ve AB tepki göstermiş Kıbrıs Kesiminin egemenlik haklarına saygı gösterilmesi gerektiğini ve bu hareketin provokatif bulduğu bu adımın gerginliği artırma riski taşıdığını kaydetti. Her iki taraf da Türkiye’den faaliyetlerini durdurmasını istedi.

Türkiye’nin Çözüm Girişimleri:

Türkiye garantörlükten doğan sorumluluğu nedeniyle Kıbrıs Türklerinin haklarını da korumak, başta Kıbrıs Rum Kesiminin ve diğer bölge ülkelerinin tek taraflı girişimlerine karşı diplomatik ve barışçıl çözüm yollarını önceliyor.

Tüm iyi niyetli diplomatik girişimlerin sonuçsuz kalması üzerine Türkiye, bölgedeki varlığını ve ekonomik faaliyetlerini artırarak kendisini Akdeniz’de kuşatmaya, Kıbrıs adası ile bağını koparmaya, enerji kaynaklarını gasp etmeye yönelik hamlelere mukabil sert hamlelerle cevap veriyor.

Doğu Akdeniz’deki kararlılığından vazgeçmeyen Türkiye, bölgenin sahip olduğu enerji kaynakları hakça paylaşılarak çözüm bulunmadığı sürece KKTC’nin haklarını savunmaya devam edeceğini ifade etmeye devam ediyor. (AA)

Bölgedeki Enerji Kaynakları Rezervi Ne Kadardır:

Son 10 yılda yapılan sondajlar sonunda İsrail, Tamar yatağında 320 milyar metreküp, Leviathan’da 600 milyar metreküp, Kıbrıs ise Afrodit’te 130 milyar metreküp, Kalipso’da ise 200 milyar metreküp civarında doğalgaz bulduğunu ilan etti. Bölgenin en büyük doğalgaz kaynağı 800 milyar metreküplük rezerviyle Mısır’ın Zohr bölgesi oldu.

Ancak bulunan doğalgaz miktarının küresel ölçekte çok az olması, bulunan kaynaklarının nasıl işletilip, pazarlanacağı konusunda soru işaretlerine yol açıyor.

Kıbrıs’ın bir LNG terminali inşa etme maliyetinin 5 milyar Euro olacağı, Kıbrıs-Yunanistan-İtalya doğalgaz hattının da 6 milyar Euro gibi bir maliyetle yapılacağı hesap ediliyor.

Türkiye üzerinden bir doğalgaz hattının da siyasi nedenlerle yapılamayacağı hesap edildiğinde İsrail ve Kıbrıs açısından en uygun formülün Mısır’ın mevcut LNG ihraç terminallerini kullanması olacağı öngörülüyor. BBC

Savaş Çıkar mı? Öngörümüz:

Akdeniz’de sıkıntılı ilerleyen bir süreç devam ediyor. Taraflar askeri hareketliliklerini artırmış olsalar da savaş çıkararak kendilerine zarar vermezler. Türkiye’nin stratejik konumu onlar için çok önemli, Nato’dan ayrılma kozu ve üslerin bu süreçten etkilenmesi istenmeyen sonuçları getirir ayrıca doğal gaz ve Petrol sistemleri ile döşeli bir ülkeye ihtiyaçları var.

Öngörümüz;  Rumların sayesinde 12  çakal devletin bir araya gelerek 80 gemi ile Türkiye’ye baskı kurmaya çalışmaları sonuçsuz kalacaktır. 80 savaş gemisi olunca bir antlaşma olacak bu antlaşma 9 veya 10 ay sürecek Türkiye antlaşmaya sadık kalacak Rumlar antlaşmayı bozacaktır.

Bu gerginlik Türkiye sınırlarına taşınarak bir savaşa dönüştürülecek. Türkiye bu zamanda bir kaç ülke ile ittifak halinde olacak.

Kara harekatı İdlip üzerinden Türkiye’ye doğru yapılacak ve hedefte Hatay ili olacak. Bu ilde ve Türkiye’de yaşayan Suriyeliler hedefe oturtularak,  Suriye istihbaratı el- Muhaberat prokatif eylemler yapacaktır. Amerika, BAE-Suud’u kullanarak Suriye hükumeti ile görüşmeler yapılarak tüm örgütler ve paralı askerler bir araya getirilmesi ile bir kara harekatı yapacaklardır.  Münbiç, Fıratın doğusu harekatı şafağında idlib bölgesinde zulüm hat safhaya çıkacaktır. Oradan dediğimiz gibi yenibir cephe açmaya çalışacaklardır. Allah her şeyin en iyisini bilendir. Bu bir  öngörüdür.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir