Aldatıcı Dünya’dan Vazgeç

Yedinci Mektup: Aldatıcı Dünya’dan Vazgeç

Ey Aziz, Şu aldatıcı alemden geç… Bu, aynı zamanda ilahi bir emirdir… Çünkü Cenâb-ı Hak : «Ey İnsanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Ne babanın evlâdı, ne evlâdın babası namına bir şey ödeyemeyeceği günden çekinin. Bilin ki, Allah’ın verdiği söz gerçektir. Sakın dünya hayatı sizi aldatmazsın ve şeytan, Allah’ın affına güvendirerek sizi kandırmasın. ” (Lokman/33)

Burada aldatıcı şeytandır. O gelir, yaptıracağını yaptırır… Sonra da : Allah kerimdir, istiğfar eyle, bağışlanırsın… Gibi sözler eder ve seni kandırır… Sakın onun bu sözüne kanmayasın… Hem istiğfar nasip olacağını nereden biliyorsun?… Tevbe, istiğfar etmeden ölenlerin sayısı az mıdır?…

Huzur ehlinin derecelerini düşün…

Onları, Hak Teâlâ :Yüzlerinde nimet ve mutluluğun sevincini görürsün.” (Mutaffifin/24) Mealine gelen ayetiyle tarif eder. Bunların daldığı nimet âlemi, vuslat aleminin taa kendisidir… Vuslat alemine erenler, burada da bilinir…

Yüzlerine bakınca anlarsın, içine bir ferahlık gelir… Özüne nur dolar… Ve umulur ki, bu sayede, kalbin manevi rayihaları almaya has haliyle, o erenler için buyurulan : “Rahatlık, reyhan ve nimetler vardır…” (Vakı’a/89) Ayet-i Kerimesinin manasını anlarsın… Ve o tatlar, o kokular ve o nimetler sana da gelir…

“Onlara, üzeri misk mühürlü şaraptan içirilecek…” (Mutaffifin/26) Meâlini taşıyan Ayet-i Kerime ile bildirilen şaraptan sen de içersin… Bundan sonra keşfin açılır.

“Rabbinden sana geldi…” (Yunus/94)

Cümlesiyle anlatılan mana örtüsü sana da açılır… Ve o anda sen, tefrid sergisinde bulunmuş olursun… Artık sen bir başka âlemin malısın… Kendini rastgele işlere veremezsin… Bu sebeple sana şu emir gelir: “Allah’ın gayrı olan, sana faydası ve zararı olmayacak şeyleri, isteme… (Yunus/106) Yani onlardan bir şey umma… Bir şey bekleme… Korkma…

*

Kalp kulağın da açılır. 

Ünsiyet ve ülfet destanları gibi yazılan, hikayeleri, fıkraları dinlersin Çünkü Hak Teâlâ : «Sana kıssaların en güzelini anlatacağız… (Yusuf/3)

Buyurur… Hatta anlatır da… İşte onları dinledikten sonra, şahid kim? meşhud kim? anlarsın…Buradaki sırrı çözmek sana nasip olur… Bundan sonra halin değişir. Bir bakarsın ki, son hadde varan bir aşk ve sevk

içindesin… Ve yerinde duramaz haldesin… Nağmelerin tadı, seni etkisi altına almıştır. Hele şu ilâhi hitabın tadı ile sen mest olursun, kalkar dönersin bile..

“Sözü duyan ve en güzeline uyan kullarımı müjdele…” (39/18)

Bu hitabın güzelliği sende can mi bırakır ki?…

Hal böyle iken, fazla aşın gitmemende gereklidir… Bu sebeple önceki şenliğin karıştığı, bazan da başını eğer hüzün murakabesine dalarsın…

“Emrolunduğun gibi dürüst ol, seninle tevbe yolunu tutanlar da öyle…” (11/112)

Mealini taşıyan Ayet-i Kerime seni bu hale getirir… Artık ilahi kervanın zincirine takıldın sayılır. Sen de erenlerden biri oldun demektir… Bu halini çeşitli hareketlerinden sezersin… Bir bakarsın ki: «Toplu olarak ilahi bağa sarılınız.” (3/103) Emri gereğince metin bir bağa sarılıyorsun… Bunu yaparken, kendinde bir varlık görmez. «Yardım yalnız Allah katındadır…» (8/10) Fermanına sarılırsın… Bu arada korkar, titrer ve inlerken kendini : «Allah sizlere şefkatlidir, merhametlidir.» (57/9) Mealinde buyrulan emrin sahilinde bulursun.

Bazen de:

“ Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, amel-i salih işlesin ve Rabbine ibadetle hiçbir şeyi ortak koşmasın.” (18/ 110)

Bahçesine girersin, ihlâs elleriyle :

«Bütün dereceler amellerine göre verilir.» (6/132)

Cümle-i celilesi nehirlerinden içersin… Ve orada okuyacağın şu cümle ise, sana gölgelik eder… «Namazım ve diğer ibadetlerim ve ölümüm, âlemlerin Rabbi olan Allah içindir…» (6/162)

Ve orada ilahi nimet sofrasına kurulur, yersin… Bu arada sana o ilahi sofrayı açan cümle şudur:

“Allah kadar, ahdine vefa gösteren kim olabilir?… O halde, onunla yaptığınız alışveriş için sevininiz…” (9/111)

Vuslat yolun açıldı. 

Varlığın sahibini buldun ilahi hazrete erdin… Yolculuğun tamam oldu… Birçok ulvi nimetler içindesin… Ama hikmete pek vakıf olmadığın için biraz üzülme yoluna koyulurken imdadına şu ilahi cümle yetişir “Ey kullarım bugün size korku yoktur… Ve mahzun da olmayacaksınız…” (43/ 68)

Cenabı hak bizleri de bu kullar arasına katsın… Amin!..

 

100% LikesVS
0% Dislikes

Bir Cevap Yazın