Allaha Karşı Büyüklenmek Ve Kendini Yeterli Görmekle İlgili Ayetler

Allaha Karşı Büyüklenmek Ve Kendini Yeterli Görmek (Tekebbür Ve İstiğna)

Kibir gösterme, kibirlenme, kendini başkasına karşı üstün görme, inad edip hakkı kabul etmemek. Tekebbür ve istiğna insanın sahip olduğu her şeyin varlık kaynağının Allah olduğunu unutması, Allah’a ihtiyaç duymadan kendini yeterli görerek kendini bir bakımı ilah yerine koymasıdır.

İnsan yaratıldığından beri Allah Celle celale karşı büyüklenme her dönemde ortaya çıkmıştır. Titanic batmaz dediler battı, Meydan okuyan manası  gelen uzay aracı Challenger havada patlayıp yok oldu. Bu akıl tutulmasında o kadar ileri gittiler ki; “Bu gemiyi Tanrı bile batıramaz.” dediler. Her ikisinin sonu felaketle sonuçlandı.

Günümüz insanı, Allah’a karşı büyüklenip kendini yeterli görme içindedir. Yaşanan bunca olay karşısında ibret alınmamıştır. Kur’an’ın insanın temel zaaflarından kaynaklanan bu ahlaksız tutum konusunda sergilediği duyarlılık insanın ahlaki ödevlerinin en önemlilerinin kendi iç dünyasında olup bitenlerle ilgili olduğunu da göstermektedir.

Kur’an’ın muhtelif yerlerinde Yüce Allah’a karşı büyüklenmeyi ve kendini yeterli görmeyi kınamış, kendilerini başkalarından üstün kabul edip, başkasını hor ve hakir gören kişileri tenkid etmiş ve bu türlü davranışların doğru olmadığını bildirmiştir.

“Gerçek şu ki, insan ne zaman kendisini yeterli görse (kimseye muhtaç olmadığını zannetse) fütursuzca azar (kendini tanrılaştırır) Kuşkusuz dönüş Rabbinedir.” Alak: 6-8 

“İnsan, hiç kimsenin kendisine güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?” Beled: 5

“Ona âyetlerimiz okunduğu zaman, sanki bunları işitmemiş, sanki kulaklarında ağırlık varmış gibi büyüklük taslayarak yüz çevirir. Sen de ona acıklı bir azabın müjdesini ver!” Lokman:7

“Ey insanoğlu! Evet; ayetlerim sana gelmişti de onları yalanlamış, büyüklük taslamış ve inkarcılardan olmuştun.” Zümer: 59

“Onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da Allah’ın bildiğinde şüphe yoktur. O, büyüklük taslayanları sevmez. Onlara: “Rabbiniz ne indirdi?” diye sorulsa: “öncekilerin masalları” derler. Böylece kıyamet gününde kendi günahlarını tam olarak, bilgisizce saptırdıkları kimselerin günahlarının da bir kısmını yüklenirler. Dikkat et, yüklendikleri ne kötüdür.” Nahl:23-25

“Şüphesiz, yeryüzünde yürüyen canlıların Allah katında en kötüsü, akıllarını kullanmayan (gerçeği görmeyen) sağırlar, dilsizlerdir. Allah, onlarda bir hayır (hakka yöneliş) olduğunu bilseydi, elbette onlara işittirirdi. Onlara işittirseydi dahi mutlaka yine yüz çevirerek dönüp giderlerdi.” Enfal:22-23

“Sözlerinden dönmeleri, Allah’ın âyetlerini inkâr etmeleri, haksız yere peygamberleri öldürmeleri ve «Kalplerimiz kılıflanmıştır» demeleri sebebiyle (onları lânetledik, türlü belâlar verdik. Onların kalpleri kılıflı değildir;) tam aksine küfürleri sebebiyle Allah o kalpler üzerine mühür vurmuştur; pek azı müstesna artık iman etmezler. Bu, bir de inkarlarından, Meryem’e büyük bir iftirada bulunmalarından ve: “Meryem oğlu İsa Mesih’i, Allah’ın elçisini öldürdük” demelerinden ötürüdür. Oysa onu öldürmediler ve asmadılar, fakat onlara öyle göründü. Ayrılığa düştükleri şeyde doğrusu şüphededirler, bu husustaki bilgileri ancak sanıya uymaktan ibarettir, kesin olarak onu öldürmediler, bilakis Allah onu kendi katına yükseltti. Allah Güçlü’dür, Hakim’dir.” Nisa:155-158

“Bilmeden, doğruya götüren bir rehberi olmadan, aydınlatıcı bir kitabı da bulunmadan Allah yolundan saptırmak için büyüklük taslayarak Allah hakkında tartışan insan vardır. Dünyada rezillik onadır; ona kıyamet günü yakıcı azabı tattırırız.” Hac:8-9

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir