ALLAHA KULLUKTA KİBİR

Kibir, kafirlerin ve firavunların  huyudur. Tevazu peygamberlerin ve salih kulların huyudur. Kibir de normal durumdan çıkarıp, insanı şirke düşüren hastalıklar arasındadır.

“Ne zaman onlara, “Allah’tan başka tanrı yoktur” denilse küstahlık edip kibre kapılırlar.” Saffat: 35

Kibrin dereceleri vardır. İnsanlara karşı kendini üstün görmekle başlayıp, Allah’a ibadeti kendine layık görmemekle neticelenir. İstikamet üzere olan bir kulda görülmemesi gereken bir huydur. Resulullah (sav) buyurdu: “Kalbinde zerre miktarı kibir bulunan cennete giremez.” (Müslim)

Kibir dünya varlıkları olan mallar,makam, saltanat gibi durumun elde edilmesi ile kişilerde ortaya çıkan bir hastalıktır. Kibir, sadece onlarda görülebileceği anlamına gelmez. Herhangi hasta bir ruha bulaşabilir. Hatta, seviyesi en düşük bir insan bile, “üstün olma deliliği” ne tutulabilir.

Nemrud kıssasında olduğu gibi Allahu Teala bize Kur’an-ı Kerim’de kibrin, küfür ve şirkin sebeplerinden
olduğunu haber veriyor: “Allah kendisine hükümranlık verdi diye İbrahim ile Rabbi hakkında tartışanı görmedin mi? İbrahim: «Rabbim, dirilten ve öldürendir demişti. «Ben de diriltir ve öldürürüm» dedi. İbrahim, «Şüphesiz Allah güneşi doğudan getiriyor, sen de batıdan getirsene»dedi. İnkar eden şaşırıp kaldı. Allah zulmeden kimseleri doğru yola eriştirmez.” (Bakara, 258)

Bir benzeri de Firavun kıssasında vardır:
“Firavun, milletine söyle seslendi: Ey milletim! Mısır hükümdarlığı ve memleketimde akan bu ırmaklar benim
değil mi? Görmüyor musunuz?” (Zuhruf, 51)

“Firavuna git! O hakikaten azdı.” De ki: “Arınmayı ve seni rabbinin yoluna iletmemi ister misin? Böylece O’na saygılı davranırsın.” Ve Musa ona en büyük mucizeyi gösterdi. O ise hemen yalanladı ve karşı çıktı. Sonra mücadele etmek üzere sırt çevirdi. Derhal adamlarını toplayıp seslendi: “Ben sizin en yüce rabbinizim!” dedi. Allah da ona ibretlik dünya ve ahiret cezası verdi. Elbette bunda Allah’a itaatsizlikten korkanların alacağı büyük bir ders vardır!” (Naziat, 17-25)

Velid b. Muğire olayı da bunun bir benzeri “Yarattığım o şahsı (cezalandırmak üzere) tek başına bana bırak!  Kendisine geniş bir servet ve gözü önünde duran oğullar verdiğim; Önüne nimetleri serdikçe serdiğim, arkasından daha fazla vermemi bekleyen kişiyi! (Daha fazla vermek mi?) Asla! Çünkü o bizim ayetlerimize karşı inatla direnmektedir. Ben de onu sarp bir yokuşa süreceğim! Çünkü o, düşündü taşındı, ölçtü biçti. Kahrolası, ne biçim ölçtü biçti! Sonra kahrolası ne biçim ölçtü biçti! Sonra baktı. Sonra kaşlarını çattı, suratını astı. En sonunda sırtını dönüp gitti ve kibrine yenildi. “Bu” dedi, “Olsa olsa eskilerden nakledilmiş bir sihirdir. Bu, insan sözünden başka bir şey değildir.” Ben onu sekara (cehenneme) sokacağım.” Müdessir: 11-26

Ve Allah Teala bunun şahıslardan bazılarındaki bir görünüş değil, genel bir kaide olduğunu açıklıyor: “Ellerinde hiçbir kesin delil olmadan Allah’ın ayetlerini tartışmaya kalkışanlara gelince, onların içlerindeki, hedefine asla ulaştıramayacakları bir büyüklenme duygusundan başka bir şey değildir. Öyleyse sen Allah’a sığın; kuşkusuz her şeyi işiten, gören yalnız O’dur.” Mümin:56

Allah’a ibadetten kibir, en açık bir şekilde çağdaş cahiliyede görülmektedir. Sadece mal, mülk, güç sahiplerinde değil, en düşük bir insanda bile Allah’a ibadetten kibir vardır. Bu hastalık batı medeniyetleri çoktan esiri altına almıştır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir