Allah’a Yönelip Huzurda Olmak

Mürit kardeşim niyetimizi dünya ve ahiret işlerine değil daima ve sadece Allah’a yönlendirmeliyiz. Bunun zor olduğunu biliyorum dünyanın bin bir türlü nimeti zengin olma arzusu, ev, araba ve yaşam kalitesini artırmanın yanında birde ahirette cennet, köşkler, huriler, gılmanlar ve tüm akla hayale gelmeyecek nimetlerine kavuşma arzularından vaz geçmek yazıldığı gibi kolay değildir. Bu iki alem için kişi terbiye yolunu tercih etmeli ve tam bir kontrol sağlamalıdır. Yani Riyazet yapılmalıdır. Kalbimizden dünyaya ve ahirete ait lezzetler tamamen çıkıncaya kadar bu riyazete devam etmelidir.

Yunus Emre Can kelimeleri kalbinden dökmüş hikmetle bakın ne diyor herkese:

Aşkın aldı benden beni, bana seni gerek seni

Ben yanarım dünü günü, bana seni gerek seni

Ne varlığa sevinirim, ne yokluğa yerinirim

Aşkın ile avunurum, bana seni gerek seni

Aşkın aşıkları öldürür, aşk denizine daldırır

Tecelli ile doldurur, bana seni gerek seni

Aşkın şarabından içem, Mecnun olup dağa düşem

Sensin dün ü gün endişem, bana seni gerek seni

Sofilere sohbet gerek, Ahilere Ahret gerek

Mecnunlara Leyli gerek, bana seni gerek seni

Eğer beni öldüreler, külüm göke savuralar

Toprağım anda çağıra, bana seni gerek seni

Cennet Cennet dedikleri birkaç köşkle birkaç huri

İsteyene ver sen anı, bana seni gerek seni

Yunus’dürür benim adım, gün geçtikçe artar odum

İki cihanda maksudum, bana seni gerek seni

Şeyh Ebu Medyen Mağribi (rahmetullah) derdi ki: 

“Kalp için sadece bir yöneliş mümkündür. Bire yönelen kalp diğerlerinden mahcup olur. Şayet dünyaya yönelirse ahiretten, ahirete yönelirse Dünyadan mahcup olur. Şayet Allah’a yönelirse iki cihandan mahcup olur alakayı keser. 

Bahaneler bulup sıralamaktasın, ben aslında onu şunun için yaptım bunun için istedim dersin ve mazeretler getirmek için başvurduğun yol aslında seni karanlıkta kalmanı sağlamaktadır. Aşk mazeretler yumağı değildir aşk saflık doğruluk güzellikler durağıdır. Bahanelere ve mazeretlere sığınan kardeşim perdelerin bu halde iken kalkmaz bilesin bunlardan soyutlan ki perdeler kalksın ayan olacak olsun.

Sen girdiğin ehli tarik yolunda senin gibi yola yeni giren kardeşlerine karşı sakın sohbet etmeye kalkma, yol göstermeye kalkma, Mürit için en zararlı şeydir bu,  böyle bir hareket sende şeyhlik (bilgiçlik) hissiyatını kuvvetlendirerek senin seyri sulükunun kesilmesini sağlar. Cehennemin yolları iyi niyet taşları ile döşeli olabilir. Kaş yaparken göz çıkarabilirsin veya ben biliyorum diyerek kibre kapılıp boğulabilirsin.  Neden gelen ihvan kardeşimize anlatmayalım onlarla tarikat hakkında konuşmayalım dersen; mürit kardeşim sende yoldasın terbiye olma ve şekil alma yolundasın, gelen kişinin terbiyesi beşeri vasıflarını silmiş ve mücahedesini tamamlamış mürşitlerin işidir. Yeni girenlerle sohbet esnasında zihinlerinde yanlış bir oluşum fesat sokma anlamına gelebilir Allah muhafaza eylesin buda senin sonunu hazırlar bu yol bunu kaldırmaz.

Mürit tarikatta edebi bilmeli, tasavvufu öğrenmeli, eksikliklerini tamamlama gayreti içinde olmalı ve fazlası olan marifet ilmini şeyhinden bilmelidir. Böylece sende yoluna aşkına gelebilecek bir tembellik meydana çıkarsa nasıl yapması gerektiğini bilir ve ona göre amele zikre ve ibadete yapışır.”

Şeytan sizi bir vesvese ile dürttüğünde siz Allah’ı anın o zaman o vesvese gidecektir: “Şayet Sana (herhangi bir konuda) şeytandan bir kışkırtma ve ayartma (dürtüsü) gelecek olursa, hemen Allah’a sığın. Çünkü O, (her şeyi) İşitendir, Bilendir (Seni vesveselerden koruyuverecektir).” Fussilet / 36 

Kardeşim dilinde devamlı tevbe olsun, bu yola giren ilk adımını nadim olduğu pişmanlık duyduğu hatalarından yüz çevirmekle yapar bu nedenle bu yolu talep eden için şarttır. Eğer tevbeyi talep etmemiş isen büyük bir hatanın içindesin demektir.

Sadık mürit tarikat kardeşleri ile bile konuşup, sohbet etmekten meşguldür. Ya dünya ehli ile nasıl konuşacak. Mürit nefsi ve diğer hususlarda uyanık olmalıdır. Hiçbir kardeşini Allah’tan (Celle Celalühü) meşgul etmemelidir. Çünkü Rabbi ile meşgul olanı işgal eden anında gazabı hak eder. 

Hakk’ın (Celle Celaluhu) huzuruna götüren en yakın yol daimi zikirdir. Ehli tasavvuf icma etmişlerdir ki, zikri devamlı olanın sırları saf olur. Sırları saf olanın gideceği yer ise Hakk’ın (Celle Celaluhu) huzurudur. Bu sebeple bazıları demiştir ki: “Otuz senedir Allah’ın (Celle Celaluhu) huzurundan çıkmış değilim.”

Allah’a Emanet olunuz….

100% LikesVS
0% Dislikes

Bir Cevap Yazın