Arif Nasıl Özelliklere Sahiptir

Arif Kimdir:

Arif kimdir, nasıl biridir, neye ihtiyaç duyar, Aklı ne  hallerdedir, Nasıl özelliklere sahiptir. Gelin bunlarla ilgili sorunların cevaplarını bu yolun erkanını bilen ve tabakatlarda isimleri yer alan sufilerden öğrenelim;

«Hiçbir şeyden kirlenmeyen ve her şey kendisi ile parıldayan kimsedir Arif.» Ebu Turab Nahşebi

«Arif;Tedbiri halkın tedbirinde Fani olan (tamamen Allah’a bağlanan) kimsedir» Ebu Said Harraz

«Arif; Var olan ve farklı özelliklerle zahir olandır» Yahya b-). Muaz

 Ä°lgili resimArif Neye ihtiyaç duyar:

«Onların ihtiyacı kendisiyle bütün güzelliklerin kemal bulduğu hasletedir. Dikkat edin oda istikamettir. Marifeti tamam olan herkes istikamet yönünde de tamamdır.»demiştir. Muhammed b. Fadl

Şu aldığı manevi sulük ve terbiye ellerinde nihayete ulaşmış kimselerin istikameti en olgun seviyededir. Kul başlangıç halinde ameller içinde tutulmuş fakat ameller sebebiyle halleri kendisine kapanmıştır perdelenmiştir.

Yolun ortasında halleri muhafaza edilmiş bazen amellerden alıkonulmuştur.  Sonunda ise kendisini ne amellerden ve hallerden perdeler ne de haller amellerden geriler. İşte bu en büyük fazilettir Arif için.

Ariflerin Aklı:

« Ariflerin aklı konusunda bir soru Cüneydi Bağdadi ye sorulmuş şu karşılığı vermiştir onların akılları anlatanların anlatımından uzak bir yapıya sahiptir.»

Ariflerin Özellikleri:

1-Arif halk ile beraberdir fakat onlardan ayrılır. Yahya bin Muaz

2-Hakkın tecellileri ile halkın içinde şekilden şekle girendir.

3- Arif Yaratanla meşgul olduğu için dünyada olup bitene değer vermez, marifeti sırasında gereken edebi koruyamaz ise düşer.

4- Arif biliyorum diyerek ortalığa düşmez. Bir an dahi marifet ehli olmaktan,  Allah korkusundan kendini almaz.

5- Arif sövene dilsiz dövene elsiz gerekir?

Ariflerin Alameti Üçtür:

Zünnun el Mısri demiştir ki;

  • Marifetin nuru verası nurunu söndürmez yani marifeti arttıkça Takva halinden bir şey kaybetmez aksine çoğalır?
  • Batında Zahire hükmün kabul etmediği bir ilme bağlanmaz.
  • Allah Teala’nın kendisine ihsan etmiş olduğu Nimet ve kerametler onu Allah’ın haram kıldığı şeylerin perdelerini yırtıp onları yapmaya götürmez?

Demek ki manevi terbiyesinde nihayete ulaşmış olanların nimetleri arttıkça kullukları artar, her nezaman dünyalıkları artsa Allah’a yakınlıkları artar, mevkileri artıp yükseldikçe tevazu ve boyun eğişleri artar.

Onlar Allah Teala’nın: “Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler. Onlar müminlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda Cihad ederler. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. İşte bu, Allah’ın bir lütfüdür. Onu dilediğine verir. Allah lütuf geniş olandır, hakkıyla bilendir.” Maide Suresi:54. ayetindeki halde olurlar her ne zaman nefislerinin mubah şehvetlerinden birini elde etseler, kendilerinden safi şükür çıkar. Onlar, arzuladıkları şeyi nefislerine bir iyilik olsun diye elde ederler. Çünkü nefis, onların yanında kendisine bir şeyler ikram edilen ve hediye verilen çocuk hükmündedir.

O idare altında boyun eğdirilmiş, kendisine acınacak ve lutuf’da bulunacak bir kimsedir. Nefis de böyledir. Kamil veliler bazen peygamberlerin dünyevi lezzetlerden az bir şeyle yetinmeyi tercih edişlerine uyarak, nefislerini arzu ettiği şeylerden menederler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir