ASHAB-I KİRAMIN ŞAKALAŞMASI

Ashab-ı kiramın şakalaşması:

Peygamber (as) efendimizin edep ve eğitimlerinden geçmiş olan bu güzide insanlar, daha dünya hayatında iken Allah azze ve celle tarafından Cennetle müjdelenmişlerdir. Onların hayatları Kur’an’ın ayetleri ile desteklenmiş onların hareketleri öğrendikleri ahlak üzere idi.  Onların her halleri gibi latifeleri de günümüze kadar kaynak ve delil olarak gelmiştir.

Bizler nasıl aramızda şakalaşıyor isek  onlar da kendi aralarında şakalaşırdı. Onların şakalaşmasında bile Hikmet, ibret ve dersler çıkartılabilirdi. Şaka olarak söylenilen sözleri bile gerçeğin ifadesidir. Boş konuşmayan bu insanlar, yaşantılarında sebepsiz hareketlere yer vermezlerdi.

Hz Süheyb [aktarıyor]: Gözüm ağrıdığı halde hurma yiyordum. Bunu gören Hz. Peygamber: “Gözün ağrıdığı halde hurma mı yiyorsun?” dediler. Ben de: “Ey Allah’ın Rasûlü, ben ancak ağrımayan tarafla yiyorum” cevabını verince Rasûlullah (sav)’ın azı dişleri görünecek derecede tebessüm ettiğini gördüm.

Hz. Muhammed (sav) Enes bin Malik’e “iki kulaklı” diye takılırdı.

Küçük çocuklarla oynar onların gönüllerini alır onlara iltifat ederlerdi. Küçük yaşlarında Onlara bu ilgi onların şahsiyetlerinin gelişmesi içindi. Hanımları ile şakalaşır evlerinde aileleri ile latifeler eder onlara Ev işlerinde yardımcı olurlardı.

Bir keresinde peygamber (as) Hz Aişe ile koşu yarışı yapmış ilk seferinde hanımı 2. seferinde ise müsabakayı Peygamber (As) kazanmıştı.

Yine bir gün Hz. Aişe Hz. Sevde,  Hz. Peygamber ile bir yemekte bulamaç aşını yerken Hz. Sevde “Bu yemeği sevmiyorum” dedi.  Hz. Aişe: “Yemezsen yemeği yüzüne sürerim” dedi. Bu konuşma esnasında önce Hz. Aişe, Hz. Sevde’nin yüzüne, sonra Hz. Sevde, Hz. Aişe’nin yüzüne birer parmak bulamaç sürerek şakalaştı. Hz. Peygamber de bunları devamlı bir gülümsemeyle izledi.

Zahir isimli biri vardı. yaratılış itibariyle yüzü çirkindi peygamber (As) onu pazarda gördü ve:

– Bu köleyi satıyorum alan yok mu diye takıldı. Zahir (ra):

– Beni satarsan hiç de kazançlı olmazsın. Çünkü değerim çok düşüktür diyerek sanki mahcubiyetini izhar etmişti. Bunun üzerine Efendimiz (As):

– Fakat Allah katında değerin yüksektir buyurdu.

Latife’nin bile sonu hikmet ve müjde ile bitmekte görüldüğü gibi birbirleri ile içli dışlı olmuş ve kenetlenmişlerdi. Ashab-ı Kiram birbirlerine kavun veya karpuz kabuklarını atarak şakalaşırlardı. Bu tablo Allah resulü (As)’ı memnun etmek içindi. Sevmek ve sevilmek sadece hakkın rızasını gözetmek ve bundan lezzet almak bugünün Müslümanın en büyük eksikliği…

Ashab-ı kiramdan birisi diğerini yakalanmıştı Abdullah el Hümari ra. isimli sahabe nefsine uymuş yine içmişti. Kendisini meydana getirmişler şerri Şerif’in emri gereği hat uygulayacaklardı. Etrafında halka olunmuş ve Ceza vermeye başlamışlardı. Bu arada sağdan soldan laf atanlar da geri durmuyordu. Hz. Ömer kalabalığı yarıp yanına kadar yaklaştı ve cezayı çeken kişiyi tanıdı. O Abdullah el Humari’ idi, Yanına kadar yaklaştı ve:

– Yine mi sen( Allah kahretsin) gibi söz etti. Bu bedduayı duyan Şefkat peygamberi (As):

– Öyle söyleme ya Ömer, o, Allah ve resulünü çok sever buyurdu.

Biraz Düşünelim Biz Neyi Kaybettik:

Şimdi birazcık düşünelim böyle hassas insanlar hakkında bizler Kaba Saba konuşuyoruz. Kendi cihetimizden baktığımızda yapmadığımız bir amel olduğu için hoş karşılamadığınız bu durumu tenkit yapmamıza ve o kişiyi kınamamıza sebebiyet verebilir.

Ne kadar üst düzey veya elit bir tabakaya sahip dahi olsak o kişi hakkında ağır sözler söyleme hakkına sahip değiliz. Biz Müslümanlara düşen vazife onların bu durumları hakkında iyi konuşmak çözümler bulmak iyi düşünmek toplumun yapısında ve Ailemizde nesil emniyetini sağlayıcı tedbirleri alacak adımları atmak olmalıdır.

Çoğu zaman bakışlarımız da kin ve nefret dolu olunca sevmeyi ve sevilmeyi unuttuk. Seyretmiş olduğumuz dizilerle seviyemizi ve kültürümüzü iyice kaybeder olduk.

Kalplerimiz birbirimize karşı sevgi ile değil şüpheyle dolu bir hale döndü. Din kardeşi olduğumuz unutuldu. Sözler Kılıç, kalemler silah oldu. Selam tanıdığımıza verilir oldu. Yüzümüzden ve dilimizden dökülenler yalan, fitne ve  gıybet oldu. Birbirimizi Sevemedik düşmanımızı sevdik. Bu halle Birbirimizi çatlatır olduk. Sahte tebessümlerle birbirimizin belkide kuyusunu kazdık. 

Yaptığımız kötü ahlaka ait haller artık bizim karakterimiz oldu. Küçükler örnek alacak kimseler bulamaz oldu. Ey Allah’ın kulları kardeş olduğunuzu hatırlayın dillerinizi birbirinizi çekememezlikle saldıran konumda değil iltifatla, tebessümle süslenmiş yüzlerle karşılayın. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir