ASHAB-I SUFFE VE ZÜHDİ ÖZELLİKLERİ

Ashab-1 suffenin sayisi haberde geldiği gibi 300 küsûr idi. Bunlar çiftçilik, hayvancılık, ya da ticaret gibi bir işle meşgul olmazlar, Mescid-i Nebevi’de yeyip içerler, orada yatıp kalkarlardı. Allah Rasûlü onların yalnızlığını paylaşır, onlarla oturur, birlikte yemek yer ve halkı onlara ikrama ve değerlerini takdir etmeye teşvik ederdi. Allah Teâlâ Kur’ân’da muhtelif yerlerde onları anmıştır. Bu ayetlerden birkaçı: “sebeple yeryüzünde kazanç için dolaşamayan fakirler için olsun” kovma! birlikte candan sebat et!” kendisine gelmesinden ötürü yüzünü ekşitti ve geri döndü”

1- “(Yapacağınız hayırlar) kendilerini Allah yoluna adamış bu sebeple yeryüzünde kazanç için dolaşmayan fakirler olsun.” el-Bakara, 2/273

2- “Rablerinin rizasını isteyerek sabah akşam ona yalvaranları kovma” el-En’am. 6/52

3. “Sabah akşam Rablerine, O’nun rizasını dilcyerek duâ edenlerle birlikte candan sebat et!” el-Kehf, 18/28

4. Allah Teâlâ, onlar hakkında Rasulü’ne çıkışmış ve: “Amanın kendisine gelmesinden ötürü yüzünü ekşitti ve geri döndü.” Abese, 80/1-2 buyurmuştu,

Bu âyet, ashab-1 suffeden olan Abdullah b. Ummi Mektum hakkında nazil olmuştur. Bu ayetin nüzulünden sonra Allah Rasûlü ne zaman Abdullah b. Ümmi Mektum’u görse kendisine “Rabbimin kendisi hakkında bana çıkıştığı zat” diye takılırdı.

Allah Rasûlü ashåb-i suffe ile sohbet için oturduğunda onlar kalkmadıkça kalkıp gitmezdi. Kendileriyle musafaha edecek olsa onlar bırakmadan elini çekmezdi. Bazen da varlık ve imkan sahibi olan sahabelere imkanlarını ve durumlarına göre onları üçer beşer dağıtırdı. Bazen Sa’d b.Muaz, bunlardan seksen tanesini evine götürür ve yedirip içirirdi.

Ebu Hüreyre der ki: Ben ashabı suffeden yetmiş kadar kişi gördüm, bunlar dizlerini geçmeyen elbiseler içinde namaz kılarlar, rükuya eğilince de avret yerlerinin açılmasından korkarak elleriyle dizlerindeki elbiseyi tutarlardı

Ebu Musa Eş’arî der ki: Yünlü (suf) elbise giydiğimizden bizim kokumuz koyun sürüsünü andırırdı. Ahmed  Müsned 3/487

Abdullah b. Talha anlatıyor: Bir gün Ashab-1 suffe ile birlikte Rasûlullah’la sohbet ediyorduk. Rasûlullah’a dediler ki: “Ya Rasûlallah, hurma yemekten ciğerlerimiz kavruldu. Lâşe yemek de bize haram (ne yapalım?).” Bu sözleri duyan Allah Rasûlü minbere çıkıp şu konuşmayı yaptı: “Hurma ciğerlerimizi kavurdu, diyerek durumlarını açıklayanlara ne oluyor? Bilmez misiniz ki Medine halkının yiyeceği ancak hurmadır. Medine halkı bize ne veriyorsa biz de size onu veriyoruz. Muhammed’ in canı kudret elinde olan Allah’a andolsun ki bir iki aydan beri Allah Rasûlü nün evinde ekmek pişirmek için duman tütmemiştir. Onun hane halkının yiyeceği de hurma ve sudan başkası değildir.

Bu konuşmanın anlamı odur ki, Allah Rasûlü bir bakıma ashâb-1 suffeye beyân-ı i’tizârda bulunuyor, onların şikâyetlerini reddetmediği gibi kendilerini maişet talebi için kazanç ve ticaret yollarına sevketmiyordu.

Yine haberde gelmiştir ki, Allah Rasulü ashâb-1 suffeden bir grubun yanında durdu. Üstlerine giyecekleri olmayanlar birbirinin arkasına gizlenmiş kendilerine Kuran okuyanı dinliyor ve ağlıyorlardı. Ebu Davut, ilim

Ashâb-1 suffe dışında kalan diğer sahabelerden her biri özel bir takım hususiyetleriyle ahval, amel ve güzel ahlak konusunda temayüz etmiş bulunmaktadır. Onlar bu özellikleriyle sufilerin hakikat ehli olanlarına ilgili konularda örnek olabilecek vasıftadırlar.

kaynak: el-luma

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir