Ashabı Kiram Hata Yapardı

Bismillahirrahmanirrahim

Ashabı Kiram ilk nesil Resulullah (as) efendimizin zamanında olmaları onların farklı bir yapıda olduğunu göstermemektedir. Onlar da bizim gibi insandı onların insanüstü bir kabiliyetleri yoktu onlarda acıktığı zaman yer, ihtiyaç hasıl olduğunda giderir, pazarda ticaret yapar, eşiyle birlikte olurlardı.

Dört halife ve Ashabın önde gelen faziletlilerini farklı bir konuma koymak yanlışlık olacaktır. Evet onlar Peygamberimizin güzide ashabıydı. Kuranı Kerim Peygamberimizin bizzat insan olduğunu ve onun da diğer insanlar gibi bir gün öleceğini bize haber vermiştir. Ogün Onun vefatını kabullenemeyen bir Hz. Ömeri görmekteyiz. Onun yanında olanlar, onunla yaşadıkları gibi onunla ölenler oldu. Bu değişmez bir gerçek olarak kıyamete kadar böyle devam edecektir.

Allah cc. Hiçbir peygambere böyle bir nesil vermedi Peygamberlerin hayatına bakıldığı zaman bunu görmemiz mümkündür sadece peygamber (as) efendimize böyle bir güzellik bahşedilmiştir. Onlar çok kötü bir hayat ortamından İslam’ın hayatına geçiş yaptılar.

İman ettikten sonra Peygamberimiz aralarında iken Medine gibi bir yerde eskiden ve cahiliyeden kalma hastalıklardan bazları nüksetmiş  bu imanlarına değil amellerine ulaşmıştı. Onlar Cennet yolunun yılmayan cengaverler iyiydiler.

İki Sahabenin Yaşadığı Bir Olay:

Sad bin Ebi Vakkas ra. Hz. Ömer’in halifeliği zamanında  bugünkü İran topraklarını fetheden sahabe olmuştur. İran bir mecusi devleti idi. Hz Ömer sad bin Ebi Vakkas ra. görevlendirdi. Resulullah’ın bu arzusunu gerçekleştirdi. Büyük bir orduyla İran seferine çıkıldı.

Ordu’nun içerisinde Ebu mihcen es-sekafî ismi bir sahabe vardı. Bu sahabe cahiliye döneminde Müslüman olmadan önce alkol kullanan ve yoğun sarhoş olarak gezen birisiydi. Alkollü iken yazdığı şiirler dillere destan olmuş aynı zamanda alkole ve sarhoşluğu öven de şiirleri vardı.

Bu kişi Müslüman oldu ve Sad ebi vakkas’ın İran seferindeki ordunun bir neferi olarak görev aldı. Su kabında su yerine alkol vardı. su kabındaki alkolden içerken yakalandı ve bu hadise komutana haber verildi. Sad’ın huzuruna Ebu Mihcen çıkartıldı. Gerçekten alkol kokuyordu ve ona dedi ki: ” senin bulunduğun bu orduya Allah rahmet etmez” ve onu hapsettirdi.

Sad bin Ebi Vakkas bu seferde sıtma hastalığına yakalanıp çok ağır hasta oldu yatalak konuma geldi o vaziyetteyken bile ordu idare ediyordu. Kendisi için büyük bir çadır kurdurmuş Ebu Mihcen kaçmasın diye de çadırın kenarına onu bağlanmıştı. Ellerini ayakları zincirlemiş Medine’ye döndüğünde Hz Ömer’e teslim edilecek di.

Sad bin Ebi Vakkas’ın hastalığı iyice arttı hareket edemiyor ve yatalak vaziyette baygınlık geçiriyor bazan kendine geliyordu. Hanım ona bakıyordu.

Savaş başlamıştı Müslümanlar ciddi zayiatlar veriyorrdu. Savaş zorluklar içerisinde 3 gününü doldurmuştu. Ebu Mihcen sonunda ayıldı sarhoşluğu gitti baktı ki karşıda Müslümanlar kafirlerle savaşıyor. Kendisini zincirli görünce bu hal kendisine çok ağır geldi.

Savaş meydanında kardeşleri bir bir atlarından yerlere düşüp Şehit oluyorlardı. Ebu Mihcen ağlamaya başlamıştı “Allah’ım Şehitlik fırsatı bir kere geldi. Ben de bu Zincirlere yakalandım.” diye ağlamaya başladı Sad bin Ebi Vakkas’a rica edecek olmuştu baktı ki O da koma halinde Ebu Mihcen  bu sefer Sad bin Ebi Vakkas’ın hanımına: ” Allah için beni dinlermisiniz o yanına gelip ne istiyorsun demişti.

Şu zincirlerimi çöz Sad’ın atınıda bana ver gideyim. Eğer geri gelmezsem kaçtı dersin. Geri gelirsem Allah’a söz veriyorum bu zincirleri kendim bağlayacağım.”

Sad bin Ebi Vakkas’ın hanımı bu duruma çok duygulandı. Ebu Mihce’nin zincirlerini Bismillahirrahmanirrahim diyerek çözdü. Sad bin ebi vakkas’ın meşhur atını kendisine verdi. Bir de mızrakla kılıç eline tutuşturdu ve savaş meydanına Ebu mihcen atını sürdü dövüşmeye başladı.

Sad bin Ebi Vakkas bir ara gözlerini açmış çadırdan Savaş alanını seyrediyor ve dedi ki: ” Yahu hanım hayret şu at benim ata benziyor şu vuruşlarda Ebi Mihce’nin vuruşlarına benziyor ama bu Ebu mihcen bağlı ben herhalde Rüya görüyorum. demişti. Ve kendinden geçmişti.

Ebu mihcenin oradaki vuruşlarını Savaşını kâfirleri dağılışını gören Sahabeler şevke gelip “Allahu ekber” diye tekbir getiriyor bazıları da, melekler yine geldi herhalde Diyorlardı. O gün Ebu Mihce’nin katkıları ile Pers İmparatorluğu mağlup oldu İran fethedildi.

Ebu Mihcen (ra) söz verdiği gibi geldi. Ebu Sa’d bin Vakkas’ın hanımı da geldi ellerini bağladı ve hiçbir şey olmamış gibi orada oturuyor ve Sad bin Ebi Vakkas ayağa kalktı  hanıma kendisine ben sen baygınken Ebu Mihceni serbest bıraktım o senin atınla savaşa katıldı ben bir suç işledim cezam neyse ver dedi.

Ebu Mihcen Ebi Vakkas’ın hanımının söylediklerini duyunca Allah’a şahit olsun ki bu hataya hanımını ben ikna ettim. Yoksa onun bir kabahati yok cezanın hepsini bana ver.

Ebi Vakkas biraz önce melekler gibi vuruşan adamamı ben ceza vereceğim bırak bu zincirleri git. Mümin kardeşlerin arasına katıl demişti ..

Bu bir masal değil yaşanmış bir olay kardeşlerim. Onlar hayatlarını ortaya koyarken samimiydiler. İtici değil kuşatıcı idiler. Hükümlere bağlı ve bunda kararlı idiler. Ebu Mihcen (ra,) hali tümüne mal edilmez buradan sadece şunu çıkarırız. Onlar insandı Melek değillerdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir