Ashab-ı Kiramdan bir Zatın Cömertliği

Ashab-ı Kiramdan bir Zatın Cömertliği

Hasan Basri hazretleri buyurur ki: Ashaptan bir zat oruç tutardı. Akşam olunca, evinde yiyecek hiçbir şeyi bulunmadığından, orucunu su ile bozardı. Ertesi gün, yine oruç tutardı. Böylece, üç gün hiçbir şey yememiş ve açlıktan zayıf düşmüştü. Ensardan bir zat, onun bu haline vâkıf oldu ve kendisini evine yemeğe çağırdı. Ensardan olan o zatın evinde oğlancıkları vardı. Karısına: Evde bir konuk doyuracak bir şey var mı? diye sordu.

Kadın: Ancak bir konuğa yeter, dedi. 

Ensar: Öyle ise, onu konuğumuza yedirelim ve biz sabredelim, dedi. Kadın, analık duygusu ile: Oğlancıkları ne edelim? diye sordu. 

Ensar: Onları akşam olmadan uyutalım, sonra da yemeği konuğun önüne getirelim, bir bahane ile mumu söndürelim, bizde birlikte sofraya oturalım amma, elimiz gitsin gelsin birşey yemeyelim, konuk bizi de yer sansın, yemeğin hepsini konuk yesin, dedi.

Akşam oldu, yemeği konuğun önüne getirdiler, mumu düzeltir gibi yaparak söndürdüler. Sofraya oturdular ve ev sahipleri güya yermiş gibi gidip geldiler amma, ağızlarına bir lokma almadılar. Yemeğin hepsini konuk yedi ve kendileri çocukları ile birlikte aç yattılar.

Neyse, sabah oldu. Ansar, sabah namazını kılmak üzere mescide geldi ve fahr-i âlem sallallahu aleyhi ve sellem efendimizle karşılaştı. Efendimiz, kendisine:

Allahu teâlâ, sizin işlediğiniz işten razı oldu. (Beğendi) buyurduktan sonra, bu âyet-i kerimeyi okudu:  “Kendilerinin muhtaç oldukları şeyi dahi, onlara cömertlikle ikram ederler.” El-Haşr süresi: 9

İşte, ashabı kiramın hali ve dirliği buydu. Resûl-ü ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin, dokuz günde bir yediği meşhur ve o yediği de arpa ekmeği idi. Onu da doyuncaya kadar yemezlerdi. Yalın ayak yürürler ve eyersiz merkebe binerler eski aba giyerlerdi ki, bunlar malûm ve muhakkaktır. Demek ki, onların fakrı ihtiyar edip ellerinde bir şey olunca, fakirlere vermek âdetleri idi.

Ey kardeş:

Sen de, kıyamet günü onlarla birlikte olmak istersen, cömert ol ve cömertliği âdet edin. Fakirlikten korkma, elinde olanı fakirlerden esirgeme. Evlât, zevce ve mal çokluğu, kıyamette sana fayda etmez ve seni azaptan kurtarmaz. 

Nitekim, Hak teâlâ kelam-ı kadiminde buyurur: “O gün ne mal ne evlât fayda verir. Meğer ki, Allahu teâlâya (küfür ve mâ’ siyyetten) sâlim bir kalple gelmiş olsun.” Eş-Şuara sûresi: 88 – 89

Kaynak: Müzekkin Nüfus

50% LikesVS
50% Dislikes

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir