İKİ BAHÇE SAHİBİNİN KISSASI

Ey Muhammed, gece gündüz rablerine yalvaran o müminleri, yanından kovmanı isteyen müşriklere şu iki adamın durumunu misal ver.

Biz o adamlardan birine iki üzüm bağı vermiştik. O iki bağın çevresini hurma ağaçlarıyla donatmış ve aralarında bir ekinlik meydana getirmiştik. Bu iki bağ da ürünlerini eksiksiz olarak vermişlerdi. Bu iki bağın arasından bir de ırmak akıtmıştık.

Aynca bu bağların sahibi olan kişinin, altın ve gümüş gibi başka mallan da vardı. Bu bağların sahibi olan zengin kişi gururlandı ve fakir olan arkadaşına şöyle demeye başladı. “Benim malım senden daha çok. Ayrıca bana arka çıkacak adamlarım da seninkinden daha fazla”. İşte o kişi bu şekilde böbürlenerek cehennemi hak ettiği için kendisine zulmeden bu adam bağına girince gururlandı ve şöyle dedi:

“Bunun hiçbir zaman yok olabileceğini sanmıyorum. Şayet öyle bir şey olacak olsa da rabbimin huzuruna çıkarılacak olsam yemin olsun ki ben, bu dünyadakinden daha hayırlı bir yer bulurum”.

Evet, ahiret hayatını inkar eden ve sadece dünya için yaşayan kafirler böyle düşünür ve böyle konuşurlar. Fakat akıbetleri hiç de düşündükleri gibi olmaz.

Malı ve evladı az olan mümin kul, malı ve soyunun çokluğuyla övünen kafir kul ile tartışarak ona şu cevabı vermiştir: “Yoksa sen, atan ademi topraktan yaratan, seni de bir damla meniden var eden sonra da seni düzgün bir adam haline getiren yaratıcını inkar mı ediyorsun. Ben, senin gibi asla olmam.

Ben derim ki: “Allah benim rabbimdir. Beni besleyip büyüten ve terbiye eden O´dur. Ben, hiçbir kimseyi rabbime ortak koşmam. Sen, bağına girip orada bulunan şeyleri beğendiğinde: “Allah neyi dilerse o olur, güç ve kuvvet ancak Allah’ın yardımıyladır” demiş olsaydın ya.

Şayet sen beni, mal ve evlat bakımından senden daha aşağı bir derecede görüyorsan şunu iyi bil ki, umulur ki rabbim bana, senin bağından daha hayırlısını verir. Senin, yok olmayacağım sandığın bağının üzerine de gökten bir afet gönderir ve bağın, kupkuru bir toprak ve kaygan bir zemin haline gelir. Veya ordan akan su yerin dibine geçer de sen onu arayıp bulmaya dahi güç yetiremezsin”.

“Benim bu bahçemin yok olacağını hiç sanmıyorum” diyen adamın bahçesini afetler çepeçevre kuşattı ve bütün ürünlerini yok etti. Bunu görün o inançsız kişi çardakları yerle bir olmuş olan bağının manzarasına dayanamayarak oraya harcadığı emek karşısında içi yanarak ellerini ovuşturmaya ve sızlanmaya başladı. Bahçesi felakete uğrayan bu inançsız kişi: “Keşke rabbime hiçbir şeyi ortak koşmasaydım” diyordu.

Böylece o iki bahçenin sahibi olan bu kişi için, Allah’a karşı kendisine yardım edecek hiçbir destekçisi bulunmadı ve bizzat kendisini dahi kurtaramadı. İşte böyle zor durumlarda ve bu durumların en zor´u olan kıyamet gününde hüküm sadece Allah’ındır, ancak onun dediği olur. Dost edinilecek de sadece Allah´tır. Onun dışındaki dostlar aciz kalırlar. Allah’ın vereceği mükafat daha hayırlı ve ulaştıracağı sonuç da daha güzeldir. O halde niçin onu bırakıp da başkalarını dostlar ediniyorsunuz Onlardan yardım bekliyorsunuz.

KEHF SÜRESİ : 32-44

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir