Başka şeyhler ve cemaatler

Başka şeyhler ve cemaatler

İletişim içerisinde olduğunuz bir çok arkadaşınız farklı cemaatlerde bulunabilir ve onların bizim gibi şeyhleri de vardır. Kendimizi Mürit olduğumuz yerden dolayı başka bir şeyhin cemaatinden üstün görmemeliyiz. Çünkü bu yolda onlar da bizim kardeşimizdir. 

Ehlullahın yolu ise her ne kadar çeşit çeşit ise de hakikatte birdir. Hepsinin gittiği yer bir maksuda ve bir mabudadır. Hiç kimse de bir şeyhe boşu boşuna değil, illa ahlakını süslemek ve kalbinin bulanıklığını izale etmek için bağlanmaktadır. Kendi hariç herkesi kurtulmuş görsün diye amel ediyor.

O halde ey kardeş!

Sen de nefsini bu teraziyle sına. Şayet herkes kurtulmuş, kendini helak olmuş görüyorsan şeyhine olan sohbetinde sadıksın demektir. Yoksa bir şey elde edemedin. Bu zamanda çok defa görüyoruz ki bir mürit, şeyhi ölünceye kadar onunla beraber oluyor, ona sofilik ediyor, sonra ise şeyh beğenmiyor. Oysa o şeyhlerin ne küçük, ne de büyük bir günahını görmemiş. Bu davranış, Allah’ın gazabını celb etmenin en büyük sebeplerindendir. Allah’tan afiyet talep ederiz. 

Bazılarını şöyle derken görürsün: “Gözlerimiz şeyhimin benzerini göremez oldu.” Fakat onlara; “Ondan ne fayda gördün?” dendiğinde söyleyecek bir şey bulamaz. Her cemaat şeyhinden sonra Allah’ın kapısının kilitlendiğini iddia eder ve zamanının evliyalarının hiçbirinden istifade edemez. Bu kötü hasletten Allah (Celle Celalühü) korusun.

Mürit ihvanının iyiliklerini görmeli, kötülüklerini asla görmemelidir. Kardeşinin bir ayıbını tespit edebilmek için onun hallerini asla araştırmamalıdır.

Şeyh Ebu Medyen Kemsani (Rahimehullah) derdi ki: “Erkeklik, ihvanın güzelliklerini görüp, kötülüklerini fark etmemektir.”

Yine derdi ki: “Kardeşlerine karşı insaflı ol. Senden düşük olanın nasihatini kabul et ki makamlara ulaşma şerefine nail olasın.”

Yine derdi ki:

“Kim ki gidermeye kadir olduğu bir ihtiyacında kardeşini, kendinden istemeye muhtaç bırakırsa onun ne kardeşlik, ne de arkadaşlık hakkını ödememiştir.”

Yine derdi ki;

“Kardeşinin gıyabında (o yokken) onun ehlinin ihtiyacını görmeyen onun sohbetine (arkadaşlığına) hıyanet etmiştir.”

Yine derdi ki:

“Kendi elbisesini arkadaşınınkinden ayıran (kendi mülkü gören) sohbetten (arkadaşlıktan) bir şey anlamamıştır. Onun sohbeti nifaktır. (Aslında arkadaşlık etmemiş, ancak görünüşte arkadaş olmuştur.)

Yine derdi ki:

“Kesesinden bir para alırken iznine ihtiyaç duyduğun kişi senin ihvanın değildir.

Yine derdi ki:

“Kardeşlerinin, senin olan bir şeyi (elbise veya yiyeceği) almalarına dair kalbin razı olmadıkça sohbetin kemale ermemiştir. Kardeşin bir eşyanı aldığında kalbinde bir sıkıntı hissediyorsan, onunla olan sohbetinde münafıksın demektir.”

Yine derdi ki:

“Kardeşinin senin üzerindeki hakkı senin malını istediği şekilde kullanmasını hoş karşılamandır. Bu durumda kalbinde bir sıkıntı hissetmen onun hakkını ifa etmediğini gösterir. Kardeşin, malını aldığında rahatsız olman kalbinde bir miktar cimrilik kaldığının delilidir.”

Öyleyse ey kardeşim!

Gücün yettiği miktarda kardeşlerine iyilik etmeye çalış. Öyle ki senin ölmen, onlara şefkatli babalarının ölmesinden daha ağır gelsin. Yüz aileye bakan biri ölüp omuzlar üzerinde götürülürken ağıt sesleri yükseldi. Bunun üzerine bir şahıs şu şiiri okudu:

 

ليس صرير النعش ما يسمعونه ولكنها أصلاب قوم تقصف

و ليس عبير المسك ما تنشقونه * و لكنه ذاك الشياء المخلف

“Duyulan çığlıklar, ağıt değildir.

Bu, ancak yiyicilerin feryadıdır.

Misk, herkesin kokladığı değildir.

Asil misk övgün anılmaktır.”

Kaynak : kudsi Nurlar, İmam şarani

100% LikesVS
0% Dislikes

Bir Cevap Yazın