Batıl Nedir

Batıl Ne Demektir?:

‘Hak’ kavramının karşıtıdır. Batıl kelimesi Arapça fiil köklü bir kelimedir. Lügati manası;  “boşa gitmek, hükümsüz ve geçersiz olmak, yok olmak” gibi manalara gelir. Kuran-ı Kerim’de 28 ayette geçen “batıl” kelimesi; “hak ve gerçek olmayan, hükümsüz, gayr-i meşru ve yok olup giden, boş, temelsiz, yanlış şey” manalarında kullanılmıştır.

‘Batıl’ sözlükte;  boş, boşa giden, doğru ve hakk olmayan, devamlı olmayan, hükümsüz olan, yok olan şeydir. ‘Batıl’ yapılmış olsa da, meydanda bulunsa da hiç bir hükmü ve geçerliği olmayan şeyler hakkında kullanılır. İlmin olduğu yerde cehaletin, adaletin bulunduğu yerde zulmün tutunamadığı gibi, hakkın olduğu yerde de batıl tutunamaz. (H. Yunus Apaydın, Şamil İslam Ansiklopedisi: 1/207.)

Kur’an’da Batıl:

Kur’an ‘batıl’ kelimesini bir kaç anlamda kullanmaktadır. Söz gelimi, ‘batıl’ hakkı örten bir perdenin adıdır.

“Ey kitap Ehli, neden hakkı batıl ile örtüyor ve siz de bildiğiniz halde hakkı gizliyorsunuz?” (Âli İmran: 3/71)

‘Batıl’, hakkın, yani Allah’tan gelen doğrunun karşıtı olan yanlış ve geçersiz inançlardır. Fussilet: 41/42, Şûra: 42/24.

‘Batıl’ bir âyette gerçek bilgiye dayanmayan delil anlamındadır. Mü’min: 40/5.

‘Batıl’ bir âyette ise boş şey, amaçsız ve faydasız bir iş manasında kullanılmaktadır.

“Ayakta, oturarak veya yanları üzerinde Allah’ı zikredenler derler ki: Rabbimiz, Sen bunu (yeri ve göğü) batıl olarak (boşu boşuna) yaratmadın.” (Âli İmran: 3/191)

Kur’an, insanların bir kısmının Allah’ı bırakıp ta tapmakta oldukları ilahlara veya putlara da ‘batıl’, geçersiz, hükmü olmayan temelsiz şeyler demektedir.

“İşte böyle, hiç şüphesiz Allah, O, Hakk olandır ve hiç şüphesiz O’nun dışında tapmakta oldukları (tanrılar) ise batıldır …”  (Lukman: 31/30)

Haklı bir sebebe ve gerekçeye dayanmayan, zulüm olan ve hak edilmeyen şeye de ‘batıl’ denilmektedir. Kur’an bu anlamda ‘insanların mallarını batıl yollarla yemeyin’ buyurmaktadır. Bakara: 2/188; Nisa: 4/29. Bir takım ahbar (Yahudi din adamları) ve ruhbanların (Hıristiyan din adamlarının) insanların mallarını haksız yere yedikleri haber veriliyor. Tevbe: 9/34; Hüseyin K. Ece, İslamın Temel Kavramları, Beyan Yayınları: 67-68

Allah hakkın batılla gizlenmesini yasaklıyor:

“Hakkı batılla karıştırıp bile bile gizlemeyin.” (el-Bakara: 2/42).

“Ey ehl-i kitap, neden hakkı batıla karıştırıp bildiğiniz halde (bile bile) hakkı gizliyorsunuz.” (Âli İmrân: 3/71).

İnsanların birbirlerinin hak ve hukukuna riayet etmeleriyle ilgili olarak batıl kavramı şöyle ifade edilir:

“Ey iman edenler mallarınızı aranızda batıl yolla (haksızlıkla) yemeyiniz.” (en-Nisâ: 4/29).

Bunların dışında bu kelime yerine göre yalan (el-Ankebut, 29/48.), zayi etme, boşa çıkarma (el-Bakara, 2/264.), zulüm ve haksızlık (el Bakara, 2/188.), şirk, (en-Nahl, 16/72.) put ve tağut (el-Ankebût: 29/52.) anlamlarında kullanılmıştır.

Ayrıca Kur’an’da “Hak geldi, batıl yok oldu. Zaten batıl ortadan kalkmaya mahkumdur.” (el-İsra: 17/81) buyrularak hakkın hakim olduğu yerde, batılın barınamayacağı ve her zaman batıl sistem ve yönetimlerin yıkılmaya mahkum olduğu gerçeği ifade edilmektedir. (H. Yunus Apaydın, Şamil İslam Ansiklopedisi: 1/207.)

Hakkın Karşıtı Olarak Batıl:

‘Hak ve batıl’ kavramları İslam ile onun dışındaki dinleri nitelendirmek için kullanılıyor ‘hak dinler’ ve ‘batıl dinler’ şeklinde, Hak dinlere ‘milel’, batıl dinlere de ‘nihal’ denmiştir.

Kur’an, hakk kelimesini hem Allah (cc) için, hem de Onun dini İslam için kullanmaktadır ‘Batıl’, geçersiz, hükümsüz ve kalıcı olmayandır.

Şu ayet hak ve batıl kelimelerini çok net bir şekilde ortaya koyuyor:

“(Allah) gökten bir su indirdi de kendi miktarınca sel oldu. Sel de yüze vuran bir köpük yüklendi. Bir süs veya meta (fayda) sağlamak için ateşte yakıp-erittikleri şeylerden (madenlerden) de bunun gibi bir köpük (posa) kalır. İşte Allah, hak ile batıla böyle örnekler verir. Köpüğe gelince, o atılır, insanlara fayda sağlayacak şey ise yeryüzünde kalır. İşte Allah böyle örnekler  vermektedir.” (Ra’d: 13/17)

Allah (cc) mutlak Haktır. O kendi varlığı ile vardır ve her şeyin yaratıcısıdır. Diğer varlıklar onun sebebiyle var olmuşlardır kendi başlarına bir varlıkları ve gerçeklikleri yoktur. Tek baki olan O dur. Onun dışında kalan yok olmaya mahkumdur. Bu anlamda onlar batıldırlar, yani mutlak gerçek değillerdir ve varlıklarının tek başına bir hükmü yoktur.

Hak olan Allah (cc) yeri ve gökleri hak olarak yarattı. Ayrıca Rabbimiz, Hz. Muhammed’i hak peygamber olarak gönderdi  Onunla beraber bir de hak Kitap indirdi. Bütün bunlara rağmen bazı insanlar kalıcı, sağlam, doğru olan Hakkı bırakır, köpük gibi bir değeri ve kalıcılığı olmayan batıla uyar. Halbuki köpük kaybolmaya mahkumdur, bir faydası da yoktur.

Kur’an Şöyle Buyuruyor:

“De ki: Hak geldi, batıl zail oldu (yok oldu). Çünkü batıl yok olucudur.” (İsra: 17/81)

“Hayır, biz hakkı batılın üstüne fırlatırız o da onun beynini darmadağın eder. Bir de bakarsın ki o, yok olup gitmiştir …”  (Enbiya: 21/18)

Görüldüğü gibi ‘batıl’, köksüzdür ve güçsüzdür. Yok olmaya, dağılmaya, silinip gitmeye mahkumdur. Hakkın karşısında tutunamaz. Suyun üzerindeki köpük gibi olan batılın, demir gibi olan hakkın karşısında tutunması mümkün olabilir mi?

Dünya hayatında ‘batıl’ bazen Hakka galip gelmiş gibi görünür. İnsanlar öyle zannederler. Ya da müslümanların mağlup oluşlarına bakarak kimileri bunu batılın galibiyeti gibi sayarlar. Halbuki gerçek böyle değildir. Müslümanlar da insandırlar; hataları, eksikleri vardır. Görevlerini yapmamış, gerekli tedbirleri almamış olabilirler. Onların zayıf durumu veya hataları, Hakkın zayıflığı veya zilleti değildir. Yeryüzünde hiç bir müslüman kalmasa bile Allah’ın adı ve Onun dini yine yücedir. Onun kelimesi olan İslam ve Onun kitabı olan Kur’an yine üstündür. (Tevbe: 9/40.)

Allah (cc) mücrimler, yani azgın günahkarlar istemese bile Hakkı gerçekleştirmek ve yerleştirmek, batılı ise iptal etmek, geçersiz kılmak istiyor.(Enfal: 8/8.)

Köksüz, temelsiz ve doğru olmayan batıla, yani Allah (cc) katında geçersiz olan inançlara inanan kimseler elbette zarara uğrayacaklardır. Allah’ı inkar eden kafirler, batıla din diye inanmaktadırlar. Bu da onlar için  büyük bir zarardır.(Ankebût: 29/52.) Allah (cc) dururken, hiç bir şey yaratamayacak kadar aciz ve güçsüz, bir fayda sağlayamayan, bir zararı gideremeyen batıl şeylere (tanrılara) ibadet edenler çok büyük bir yanlışın içerisindeler.(Nahl: 16/72-73.) Bu gibilerin inandıkları din mahvolucudur ve bu batıl dinlere inananların yaptıkları işler de batıldır. (A’raf: 7/139; Hûd: 11/16.)

Küfre düşenler kendi akıllarınca hak olarak gönderilen Peygamberin davetine ve mesajına karşı mücadele ederler, hakkı iptal etmek, yani geçersiz kılmak için uğraşırlar. Ancak bu çabaları boş bir çabadır.(Kehf: 18/56.)

‘Batıl’, kavram olarak bazı insanların Allah’ın dışında uydurdukları ilahların ortak adı olduğu gibi, bu ilah fikrine uygun olarak inandıkları dinlerin de ortak adıdır. Allah (cc) katında geçerli olmayan, hükümsüz, temelsiz ve yanlış olan bütün inanç ve ibadetler batıldır.

“De ki; Hak geldi; batıl ise ne (bir şey) ortaya çıkarabilir, ne de geri getirebilir.” (Sebe’: 34/49)

Günümüzde peşine gidilen; İslama aykırı bütün inançlar, dünya görüşleri, hayat anlayışları, toplumsal düzenler, ideolojiler Allah’ın katında batıldır; geçersiz ve hükümsüzdür.

Aynı kökten gelen ‘iptal’ bir şeyi geçersiz ve hükümsüz kılmak demektir. Bunun fail (özne) ismi olan ‘mubtıl’ ise iptal edici, işi gücü batıl olan, ya da işleri boşa giden anlamlarına gelir.

“… Allah’ın emri geldiği zaman hak ile hüküm verilir ve işte burada (hakkı) iptal etmekte istekli olanlar (mubtıl) zarara uğrarlar.” (Ğafir: 40/78) Hüseyin K. Ece, İslam’ın Temel Kavramları, Beyan Yayınları: 68-70.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir