Bedenle İlgili Hadisler

Bismillahirrahmanirrahim

Beden Ne Demektir:

Canlı varlıkların maddi bölümü. Benzer manası vücut; vücudun, baş, kol ve bacak dışında kalan bölümü. Diğer anlamları; gövde, ağacın, dal ve budak dışındaki asıl bölümü, ana bölümü. Anlamları da kullanılmaktadır.

Beden Hakkında Hadis:

Buhari, Abdullah bin Amr bin el As (ra)’dan söyle rivayet etmiştir:  Resullulah (a.s) bana şöyle dedi. “Ey Abdullah! Sana, gündüzü oruçlu, geceyi ise namaz kılarak geçirmeni söylememiş miydim?” Dedim ki Evet, ey Allah’ın Resul’u.” Dedi ki: “Böyle yapma! Oruç tut ve iftar et (bazı günlerini oruçlu geçir. Bazı günler ise tutma) Gece namaza kalk ve uyu (bazı geceler teheccüd namazına kalk, bazı geceler ise uyu) Doğrusu cesedinin senin üzerinde bir hakkı vardır.

Doğrusu bedeninin senin üzerinde bir hakkı vardır. Doğrusu hanımının senin üzerinde bir hakkı vardır. Doğrusu misafirlerinin senin üzerinde bir hakkı vardır. Her ayın üç gününü oruçlu olarak geçirmen sana yeter. Senin işlediğin her iyiliğe on misliyle karşılık verilir, Böylece her zaman oruç tutmuş gibi olursun. Ben kendi nefsime şiddetli (katı) davranınca, bana da şiddetli davranıldı.”

Dedim ki”Ey Allah’in Resulü! Ben oruç tutacak kuvvete sahibim. Resulullah (.as) buyurdu ki.”O halde, Allah’ın peygamberi Davud (a.s) orucu gibi oruç tut. Fazlasını yapma.!” Dedim ki “Allah’in peygamberi Davud (a.s)’in orucu nasıldı?”Buyurdu ki: Zamanın yarısıydı. (Bir gün oruç tutar, bir gün iftar ederdi.)” Ravi anlatıyor:”Abdullah yaşlandıktan sonra şöyle dedi: “Keşke Hz. Peygamber (a.s)’in (bana verdiği) ruhsatı kabul etseydim.”

I- Buhari (4117) 30-Kitabu’s Savm. 55-Oruçta cismin hakkı babt. Müslim (2/812) 13Kitabu’s Sıyam. 35-Zarar görebilecek kimselerin, bütün zamanlarını oruçlu geçirmelerini nehiy babı


Tirmizi, Ebi Berze Eslemi (r.a)’nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: Resulullah (a.s) buyurdu ki. Kıyamet günü bir kul, ömrünü nasıl ve nerede geçirdiği, ilmiyle ne yaptığı malını nasıl kazanıp nerede harcadığı, bedenini nerede eskittiği (yaşlandığı) konularında hesaba çekilene kadar bir yere hareket edemez.” Tirmizi (51447) 48-Kitabu Tefsiri’l Kuran. 89-Tekasür Suresinden bir bab. Tirmizi Hadis garip olup, isnadı kuvvetlidir” demiştir. İbn Hibban el İhsan (9227)


Buhari, Ebu Hureyre (r.a) kanalıyla Resulullah (a.s)in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Son (ümmet) olan bizler, kıyamet günü (cennete giren) ilk ümmet olacağız. Bize onlardan sonra (Risalet) verilmesine rağmen, kitap ehli bizim arkamızdan gelecek. Bu kendisi hakkında ihtilaf ettikleri gündür ve Allah bize doğru yolu göstermiştir.(Cennete girme sırası) yarın Yahudiler, yarından sonra hıristiyanlar içindir.”Daha sonra sustu, sonra da şöyle buyurdu: “Her Müslümanın yedi günde bir gusletmesi üzerine haktır. O gün başını ve vücudunu yıkar.”


Tirmizi, Bilal (r.a) ve Ebi Umame (r.a) kanalıyla, Resulullah (a.s)’in öyle buyurduğunu rivayet etmiştir. “Gece namazına devam ediniz, zira o, sizden önceki salih kimselerin adetidir. Doğrusu gece namazı (teheccüd) Allah’a yakınlaşma vesilesidir ve günahtan alıkoyar. Yine o, günahlara keffarettir ve cismi hastalıklardan korur.”


Tirmizi, Hz. Aişe (r.a)’den şu şekilde rivayet etmiştir: “Resulullah (a.s) sõyle derdi “Allah’im, bedenimi sıhhatli kıl, gözüme sağlık ver, onu bana bağişla ve koru. Halik ve Kerim olan Allah’tan başka ilah yoktur. Azim ve arşın Rabbi olan Allah, her türlü noksanlıktan münezzehtir. Hamd Rabbi alemlerin rabbi olan Allah’adır.”


Müslim, Osman bin Ebi’l As Sekafi Taifi (r.a)’den rivayet etmiştir: Sekafi Taifi müslüman olduktan sonra vücudunda meydana gelen bir ağrıyı Resululah (a.s)’a anlattı, Hz. Peygamber (a.s) bunun üzerine şöyle buyurdu: “Elini vücudunun ağrıyan kısmının üzerine koy ve üç defa “bismillah” yedi defa da, “hissedip, sığınmaya çalıştığım şeyin şerrinden Allah’a ve kudretine sığınırım de

Muvatta’da ise  şu lafız yer almaktadır: “Hissettiğim rahatsızlığımın şerrinden. Allah’ın izzet ve kudretine sığınırım.”Ravi der ki: “Bu sözleri söyledim, Allah da benden elemini giderdi. Bu sözleri, hala aileme ve başkalarına tavsiye ederim.”


Buhari, Urve kanalıyla Hz. Aişe (r.a)’den söyle rivayet etmiştir: “Hz. Peygamber (a.s) her gece yatağına girdiğinde, avuçlarını kavuşturur ve nefesini içine çekerek “Kulhuvallahu Ahad,” “Kul euzu birabbil felak” ve “Kuleuzu birabbin nas” surelerini okur, sonra da elleriyle vücudunun sıvazlayabildiği yerlerini sıvazlardı. Bunu yaparken önce başından ve yüzünden başlar daha sonra vücudunun geri kalan kısmını mesh ederdi. Ve bunu üç kez yapardı.”


Buhari ve Müslim, Ebu Hureyre (r.a)’den şöyle rivayet etmişlerdir Resulullah (a.s) buyurdu ki:  “Birbirinize hased etmeyin, kendinizin almak istemediği malı, fiyatını artırmak için methedip başkasını zarara sokma yarışına girmeyin. Birbirinize buğzetmeyin, birbirinize yüz çevirip arka dönmeyin. Sizden biriniz, başkasının alış verişi üzerine, aliş veriş yapmasın (yani anlaşan kimselerin alışverişini bozmasın) Ey Allah’in kulları kardeş olun! Müslüman, müslümanın kardeşidir.

Ne ona zulmeder, ne de muhtaç haldeyken onu yalnız bırakır. İşte takva burdadır.” Hz. Peygamber (a.s) bu sözleri üç kez göğsünü işaret ederek söylemiştir.”Müslüman kardeşini küçük görmesi, bir kimseye ser olarak yeter. Her müslümanın, diğer müslümanlara, kanı, malı ve ırzı haramdır.”


Buhari ve Müslim, Hz. Aişe (r.a)’den şöyle rivayet etmişlerdir; “Hz. Peygamber (a.s) cünüblük nedeniyle yıkandığında, önce ellerini yıkar sonra namaz için abdest aldığı şekilde abdest alır, daha sonra parmaklarını suya sokar ve saç diplerini taraklayarak sıvazlardı. Daha sonra eliyle başına üç  avuç dolusu su döker, ardından suyu cildinin her tarafına dökerdi.”


Hz. Aişe (r.a) der ki: “Ben ve Resulullah (a.s) aynı kaptan (su alarak) yıkanırdık. O kaptan birlikte su avuçlardık.”


Müslim, Hz. Osman bin Affan (r.a)’dan şu şekilde rivayet etmiştir:  “Resulullah (a.s) göyle buyurmuştur: “Kim güzel bir şekilde abdest alırsa, hataları bedeninden sıyrılıp tırnaklarının altından çıkar.”


Ebu Davud, Cabir bin Abdullah (r.a)dan şöyle rivayet etmiştir: “Sefere çıkmıştık. İçinizden bir adamın başına taş isabet etmiş ve yarılmıştı. O adam ihtilam olmuş ve arkadaşlarına: “Benim için teyemmüm ruhsatı varmıdır?” diye sormuştu. Onlar: “Suya erişmeye imkanın olduğundan senin için teyemmüm ruhsatı yoktur” dediler, O şahıs bunun üzerine gusletti ve öldü.

Resululah (a.s)’in yanına geldiğimizde, bu durum kendisine haber verildi. Bunu üzerine şöyle buyurdu: Onu öldürdüler! Allah da onları öldürsün! Madem bilmiyorlardı, sorsaydılar ya! Bilmezken aciz olmanın çaresi soru sormaktır. Oysa onun teyemmüm etmesi yeterliydi. Sonra yarasının üzerine bir parça bez sarıp ya da örtüp üstüne mesh verir, vücudunun geri kalan kısmını yıkaya bilirdi.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir