Beni Kaynuka Gazvesi 

Beni Kaynuka Gazvesi 

Bu gazve, hicri ikinci yılın Şevval ayında (Nisan 624) oldu. Yahudi kabilelerinden anlaşmayı ilk defa bozan Beni Kaynuka kabilesi oldu. Beni Kaynukalılar, Medine’nin Aliye bucağında oturur ve sağlam kalelerde korunurlardı. Ayrıca, diğer kabileler arasında cesaret ve muhariplikleriyle de tanınmışlardı. Ekserisi kuyumculuk ve demircilikle geçinirdi. Hazrec kabilesinin himayesinde idiler. Bedir harbi sırasında bazı taşkınlıkları olmuşsa da af edilmişlerdi.

Rasulullah (s.a.s.), bir seferinde Kaynuka oğulları Yahudilerinin pazarına giderek onları toplamış ve şu şekilde hitap etmiş:

“Ey Yahudi cemaati! Kureyşlilerin başına gelen felaketin sizin başınıza da gelmemesi için Allah’tan korkunuz ve İslamiyet’i kabul ediniz. Zira biliyorsunuz ki ben gönderilmiş bir peygamberim. Siz bunu kitabınızda buluyorsunuz ve sizi davet etmiştir.” Yahudiler ona şu cevabı vermişler: “Ya Muhammed! Sen ancak kendi kavmini tanıdın; askerlik ve savaş sanatını bilmeyen bir kavimle karşılaşman seni aldatmasın, tesadüfen sen onları bozguna uğrattın. Vallahi şayet biz seninle savaşırsak, yiğit olduğumuzu anlarsın” (İbn İshak, Sire, Neşr. M. Hamidullah, Konya 1401/1981, s.294; et-Taberi, Tarihür-Rusül vel-Müluk, Neşr. Degoeje, III, 1360).

Bu konuşmalardan sonra, Müslümanlarla Kaynuka oğulları arasındaki ilişkiler daha da bozuldu ve nihayet bir Yahudinin, Müslüman bir kadına karşı çirkince davranışı, bardağı taşıran son damla oldu.

Kaynakların nakline göre olay şöyle cereyan etmiştir:

Bir Arap kadını bazı şeyler satmak üzere Kaynuka oğulları pazarına giderek eşyasını satar sonra bir kuyumcu dükkanına oturur. Orada bulunan Yahudiler, kadından yüzünü açmasını isterler. O buna yanaşmayınca kuyumcu, kadının eteğini arkasından beline iliştirir, kadın ayağa kalkınca avret mahalli görülür, onlar da buna gülüşürler. Kadın feryad etmeye başlayınca Müslümanlardan biri kılıcını çekerek Yahudi kuyumcunun üzerine atılıp onu öldürür. Yahudiler de toplanıp Müslümanı şehid ederler. Şehid edilen müslümanın ailesi imdat ister. Bu durum Müslümanları çok öfkelendirir (İbn Hişam, es-Siretü’n-Nebeviyye, Nşr. M. es-Seka, İ. el-Ebyari, A.Hafız Çelebi, Lübnan 1391/1971, III, 51).

Bu suretle Hz. Muhammed (sav) ile aralarında yaptıkları anlaşmayı açıkça bozmuş oldular. Bu durum, onların itaat altına alınmasını icap ettirdi. Bunun üzerine Hz. Muhammed (sav), Beni Kaynuka’nın reisini çağırıp: “Tevrat’ta okuduğunuz hak peygamber olduğumu biliyorsunuz. Bana iman edin, yoksa sizinle harb ederim” dedi. O da: “Ya Muhammed, sen bizi Kureyş mi zannediyorsun? Harp, bizim sanatımızdır. İstersen cenge hazırız” gibi kendine güvenen bir şekilde cevap verdi. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (sav), müslüman gazilerle Beni Kaynuka yurduna varıp on beş gün kadar burasını muhasara etti. 

Muhasaradan bunalan Beni Kaynukalılar, teslim olmaya mecbur oldular. Resul-i Ekrem, bunların hepsini öldürmek istiyordu. Hz. Peygamber, bu itibarla erkeklerin ellerinin bağlanmasını emretti.

Fakat münafıkların başı Abdullah b. Übeyy Hz. peygamber’e gelerek:

“Ey Muhammed! Müttefiklerime iyilik et” dedi. Resulullah ağırdan alınca İbn Selul tekrar; “İyilik et” dedi. Resulullah (s.a.s) ondan yüz çevirdi. Bunun üzerine İbn Selul, elini Hz. Peygamber’in zırhının yakasından içeri soktu. Resulullah kızarak: “Yazıklar olsun sana! Bırak beni!” dedi. İbn Selul: “Hayır vallahi dostlarıma iyilik etmedikçe seni bırakmam. Onlar, beni altından ve mal-mülkten mahrum ettiler sen ise bir sabah vakti onları biçiyorsun. Allah’a yemin ederim ki ben, bir takım musibetler gelmesinden korkuyorum” dedi. Bunun üzerine Resulullah (s.a.s): “Onlar senindir” buyurdu ve “Çözünüz onları, Allah onlarla birlikte ona da lanet etsin” dedi. Serbest bırakılınca sürgün edilmelerini emir buyurdu (İbn İshak, a.g.e. 295; Taberi, a.g.e. III, 1360 vd.) Bu karardan sonra Beni Kaynuka yahudileri, yedi yüz kişi oldukları halde yurtlarından çıkıp Suriye taraflarına doğru gittiler.

Beni Kaynuka kabilesinin bütün malları ganimet olarak alındı. Bu mallar, Beni Kaynuka gazvesinden önce nâzil olan Enfal Sûresi’nin 41. ayet-i kerimesine göre pay edildi. Ganimetin beşte biri Beytü’l mal için ayrıldı; gerisi gaziler arasında taksim edildi.

Ganimetlerin beşte birinin Beytü’l-mal’e ayrılması, ilk defa bu gazve sonunda olmuştur. Geri kalan malların da Medineli gaziler arasında dağıtılması, Medine’deki fakir nisbetini oldukça azalttı.

50% LikesVS
50% Dislikes

Bir Cevap Yazın