Bid’at Ne Demektir

Bidat Nedir:

Hz. Peygamber ve Ashab-ı Kiram dönemlerinde görülmeyip onunla amel edilmeyen, hatta bir benzeri olmayan ve İslam’dan olmadığı halde sonradan ortaya çıkan ve ibadet kabul edilen görüş ve ameller, sünnete aykırı davranışlar.

Bid‘atın sözlük anlamından hareketle yapılan bu tarife göre, dini mahiyette görülen amel ve davranışlardan başka günlük hayatla ilgili olarak sonradan ortaya çıkan yeni fikirler, uygulama ve adetler de bid‘at sayılmıştır.

Bid’at Hususunda Alimlerin Görüşleri:

Başta İmam Şâfiî olmak üzere Nevevî, İzzeddin b. Abdüsselâm, Mâlikîler’den Şehâbeddin el-Karâfî, Zürkānî, Hanefîler’den İbn Âbidîn, Hanbelîler’den Ebü’l-Ferec İbnü’l-Cevzî, Zâhirîler’den İbn Hazm bid‘atı yukarıda ki tarif şeklini kabul edenlerdendir. Bu tarifi benimseyen âlimler, görüşlerini Hz. Peygamber ve sahâbîlerden nakledilen bazı rivayetlere dayandırmaktadırlar.

Resûl-i Ekrem,(sav); “ İslâm’da güzel bir çığır (sünnet-i hasene) açana o çığıra uyanlar bulunduğu sürece sevap verileceğini, kötü bir çığır (sünnet-i seyyie) açana da aynı şekilde günah yazılacağını ifade etmiş, Hz. Ömer de teravih namazını topluca kılanları görünce, “Bu ne güzel bir bid‘attır” (Buhârî, “Terâvîḥ”, 1; el-Muvaṭṭaʾ, “Ramażân”, 3) demiştir.

Bid’atler Kaç Çeşittir:

Alimler, sonradan çıkan amel ve inançları iyi ve kötü olmak üzere ayırmışlardır. Kur’ân ve Sünnet’e muhâlif olmayan ya da emirlerinin bir gereği olan şey(lere bid’at-i hasene (güzel bid’at); muhâlif olanlara ise, bid’at-i seyyie (kötü bid’at) ismini vermişlerdir.

Dini Özellik Taşımayan Bid’at Sapıklık mıdır?:

Rasûlullah (s.a.v.), şu hadislerinde bid’atin tarifini yapmışlardır: “Sonradan ortaya çıkan her şey bid’attir; her bid’at sapıklıktır ve her sapıklık insanı ateşe sürükler. “(Müslim, Cumua, 43; Ebû Davud, Sünnet 5; Nesâî, lydeyn, 22; İbn Mâce, Mukaddime, 7).

Dini özellik taşıyan amel ve davranışlarla birlikte günlük hayatla ilgili olarak sonradan ortaya çıkan yeni düşünceler, uygulama ve adetler de bid’at olarak kabul edilmiştir.

“Kim benim bir sünnetimi ihya ederek insanların onunla amel etmelerine vesile olursa, o insanların kazanacağı sevaplardan hiçbir şey eksiltmeden onların sevaplarının bir katını almış olacaktır. Kim de bir bid’at icat ederek onunla amel edilmesine sebep olursa, o bid’at ile amel edenlerin yüklenecekleri günahlardan hiçbir şey eksiltmeden onların günahlarının bir katını yüklenmiş olacaktır.” (İbn Mâce, Mukaddime, 15)

Hz. Ömer (r.a), Mescid-i Nebevi’de teravih namazını cemaatle kılanları görünce, “Bu ne güzel bir bid’attır.” diyerek teşvik etmiştir. (Buhârî, Teravih, 1)

Bid’atı dar kapsamlı olarak anlayan başta İmam Malik olmak üzere, Ayni, Beyhaki, İbn Hacer el-Askalani ve Heytemi, İmam Birgivi ve İbn Teymiyye gibi âlimler de şu tarifi getirirler:

“Bid’at, Resûlullah’tan (Sallallahü Aleyhi Vesellem) sonra ortaya çıkan ve dinle ilgili olup ilave veya eksiltme özelliği taşıyan her şeydir.”

Bu ulemaya göre dinle ilgisi olmayan ve dinî özellik taşımayan yeni icatlar bid’at sayılmaz. Bu bakımdan örf ve âdet türünden olan davranışlar bid’at kavramının dışında değerlendirilir.

Bu görüşün delilleri de şu hadislerdir:

“İşlerin en kötüsü sonradan ihdas edilenlerdir.” (Müslim, Cum’a, 43)

“Sonradan ihdas edilen her şey bid’attır.” (İbn Mâce, Mukaddime, 7)

“Her bid’at dalalettir.” (Müslim, Cum’a, 43)

“Din namına sonradan ortaya çıkarılan şeylerden sakının. Gerçekten sonradan ortaya çıkarılan her şey bid’attır ve her bid’at de sapıklıktır. Bu durumda sizin yapmanız gereken şey, benim sünnetime ve birer hidayet ve irşad rehberi olan halifelerimin sünnetlerine sarılmanızdır.” (Ebû Dâvud, Sünnet, 5)

Aynı görüşü benimseyen fıkıh usulü uzmanı eş-Şâtibî ise, bid’atı ‘sonradan ortaya çıkan dinî görünümlü yol’ olarak tarif ettikten sonra, konuya şu şekilde bir açıklık getirir:

“Bid’atı dinî görünümlü bir yol olarak benimseyen kişilerin bu yola girmelerinin sebebi Allah’a daha çok kulluk etmektir. Bunun yanında, dinî görünümlü olmayan ve dinî telakki edilmeyen şeyler bid’atten sayılmaz. Meselâ, bir kimsenin helâl olan bir şeyi kendisine yasaklaması bid’at değildir, ancak bu yasaklamayı dindarlık düşüncesiyle yapması bid’attır.”

Şâtıbî’ye göre bid’atı ‘hasene’ ve ‘seyyie’ olarak iki ayırmak doğru değildir. (İbrahim bin el-Musâ eş-Şâtıbî, el-İ’tisam; DİA, “Bid’at” maddesi)

Bid’at Çıkaran Dini Hedef Almıştır:

Televizyonlarda  İslam alimi olarak boy gösterip konuşmalar yapanlardan bazıları; Namaz Bu ümmetin başına bela edilmiştir. Kuranın ibadeti namaz değil okumaktır. Camilerin çoğalması ahlaksızlığın artması demiştir,  Müslümanların dinine açıktan müslümanların gözünün içine baka baka küfür etmiştir. Kimisi Tesettür yok, Kimi kurban yok, Kimi kadere İman yok, Kimi cennete girmek için Müslüman olmaya gerek yok demişti. Bunlar kötü bid’at çıkaranlardır. Bid’at sahiplerinin çıkardıkları her yeni  bid’atın;

“Bid’atın zararı büyüktür. Bir bid’at çıkarınca bir sünnet kaldırılmış eksiltilmiş olur.” İmam Ahmet.

Bid’at Sahibinin Durumları Dinen Nasıldır:

Huzeyfe b. el-Yamân’ın rivâyet ettiği bir hadis-i şerifte: “Allah bid’at sahibinin orucunu, namazını, sadakasını, haccını, umresini, cihadını, sarfını (maddi yardımını), şehadetini kabul etmez. O, kılın yağdan çıktığı gibi İslâm’dan çıkar. ” (İbn Mace, Mukaddime, 7/49).

Bu ikaz karşısında müslümanların dikkatli davranacakları ve bid’atın ne olduğunu araştıracakları muhakkaktır. Abdullah b. Abbâs (r.a.)’dan rivâyet edilen bir hadiste şöyle buyrulur: “Allah, bid’at sahibinin amelini, bid’atından vazgeçinceye kadar kabul etmez.” (İbn Mâce, Mukaddime, 7/50).

Amellerinin kabul edilmeyeceğini bilen bir müslüman korkar ve neyin bid’at olup, neyin olmadığını araştırır.

Bunlara Karşı Nasıl Davranılmalıdır:

Bidat ehli ile konuşmak. kafirle arkadaşlık etmekten Kat Kat kötüdür. Bidat ehlinden yılandan canavardan kaçar gibi kaçman gerekir. İmam Rabbani

Bid’at sahibine hürmet eden İslamiyeti yıkmaya yardım etmiş olur. Taberani.

Onlardan kaçın sizi dalâlete fitneye düşürmesin Müslüm.

Onlar hasta olurlarsa ziyaret gitmeyin Ebu Davud.

Seyyid Abdülkadir-i Geylani hazretleri Gunye’de buyuruyor ki: Hadis-i şerifte (Bid’at ehline, Allah için sert bakanın kalbini, Allahü teâlá imanla doldurur ve korkulardan emin kılar) buyurdu.

Tasavvuf buyüklerinden Fudayl bin lyad, “Bid’at söyleyenleri imanlarını çıkarır. Bid’at ehlini sevmeyenin ibadeti az olsa da, Allahü teâlânın bunu affetmesi umulur. Yolda bid’at sahibine karşı gelirsen, yolunu değiştir” buyurdu.

“Aziz ve Celil olan Allah’ın dininde bulunmayan bir âdeti oraya sokuşturma. Bidat ehlinden olma. Ortada iki tane adil şahit var. Biri Allah’ın kelamı Kur’an..Diğeri de Rasûlullah’ın sünneti..Sen işte bunlara uy. Zira hiç şüphe yok ki, o ikisi seni Aziz ve Celil olan Rabbine ulaştırır. Fakat bu iki adil şahidi bırakır da bidatçılığa kalkışırsan, o zamanki iki şahidin de aklın ile heva-hevesindir.Hiç şüphe yok ki, bu ikisi de seni cehenneme ulaştırır.Firavun’a, Haman’a ve avanelerine ulaştırır.. Fethu’r-Rabbânî /Abdülkadir Geylani (k.s)

Günümüzde Bid’at Örnekleri Olarak Neleri Gösterilmektedir?:

*Ama ölüler için mevlit okutup, kırkıncı, elli ikinci geceleri tertip etmek, Büyük zatların ölüm yıldönümlerinde matem tutmak bid’attir.

* Ölen birisi için devir, yani ölünün ibadet borcunu düşürmek için mal ve para taksimi yapmak, sabun, iğne, iplik dağıtmak

* Türbe ve mezarların yüksek yapılması, etrafında tavaf eder gibi dönülmesi, Türbelerde yatanlar için horoz ve mum adağı yapmak, çaputların bağlanması, onlara çeşitli dilekler için adaklar adanması, Mezar taşlarına resim koymak, Fatiha ve methiye yazmak,

* Ölü çıkan evde ve akrabalarının evlerinde belli bir süre saç, sakal vb. gibi temizlikleri yapmamak, Cenaze olduğunu bildirmek için, minarelerde salât okumak,

* Cami, ibadethane, mezar ve türbelerin aşırı derecede süslenmesi,

* Dövme yaptırmak,

* Evlerde baykuşun ötüşünü, kara kediyi, iki bayram arasında nikâh ve düğün yapmayı, gece vakti tırnak kesmeyi, bazı sayıları ve davranışları uğursuz saymak,

* Bazı şahıslara yapılan hürmet secdeleri, cenazeyi götürürken alkışla uğurlamak, arkasında yüksek sesle zikir yapmak, slogan atmak, üzerine çiçek serpmek ayrıca; mezar içine, kefen arasına Ayet-i Kerime, vasiyetname ve dua yazılı kağıt koymak.

* Nazar değmemesi için kurşun döktürmek; evlere, iş yerlerine ve şahıslara hayvan başı, hayvan boynuzu, karaçalı dikeni, at nalı, sarımsak ve nazar boncuğu takmak.

* Ay ve güneş tutulmasında silah atmak, teneke çalmak, ay ve güneş tutulmasını kötüye yorumlamak, yeni evlenen gençlere ayıp düşüncesi ile günlerce gusül abdesti aldırmamak toplumumuzda en yaygın olan bid’at ve hurafelerdir.

Mevled-i Nebi Ve Kandil Kutlamak :

“  Peygamber (as) bize emri, onun ve raşid halifelerinin izinden gitmektir. Önceki ümmetlerin, peygamberlerinin onlara emanet ettiği dininin yerine kendilerinin oluşturduğu icatlara uymaları, ümmet olarak kaldırılmalarının nedeni oldu. Bu ümmet, eski ümmetlerin yaptığını yaparsa yanlış yapmış olur. Yapılması gereken törenler değil Sünnet’e ittiba etmektir. Mevlid kandili kutlamaları, kutlu doğum haftası ve benzerleri, sahih sünnette ve Ashâb-ı Kirâm’ın hayatında görmediğimiz uygulamalardır. Kadir gecesi için bile muayyen bir ibadet yoktur. Diğer gecelerinde ibadetleri diye ortaya konan ibadetlerin dayanağı yoktur. “ Nurettin Yıldız

“Bazı insanlar mevlidi ya Hz. İsa’nın doğumunu kutlama noktasında Hristiyanlara benzemek ya da Allah Resulü (sav)’ne duydukları sevgi ve Onu yüceltmek gayesiyle ihdas etmişlerdir. Yemin olsun ki mevlidi sevgi ve içtihatlarından dolayı yapanları Allah mükafatlandıracaktır. İbn Teymiyye

İbn Teymiyye mevlidi ihya edenlerin bu ameliyelerinden dolayı sevap kazanmalarını Ahmed b. Hanbel (ra)’den naklettiği bir fetva ile delillendirir. Ahmed b. Hanbel’e bazı devlet adamlarının Mushaf’ı süslemek için bin dinar harcadıkları sorulduğunda, kendi mezhebinde Mushaf’ı süslemek mekruh olmasına rağmen devlet adamlarının uygulamasına karşı çıkılmamasını söyler. İbn Teymiyye, Ahmed b. Hanbel’in; Kur’an’ın tezyinine harcanmayan fonun gece sohbetlerini havi kitaplara ya da şiir ve felsefe eserlerine sarf edilmesini önlemek gayesiyle böyle bir fetva verdiğini ifade eder. İhsan Şenocak 

Allah Resulü (sav) de mevlid ile daha yakından tanınacaktır. Fakat bu günde yapılanları Kur’an-ı Kerim, naat, şemail, şiir okumak, oruç tutmak, sadaka vermek gibi hayri hizmetlerle sınırlı tutmak gerekir.

Mevlid çerçevesinde yapılan gayri İslami etkinlikleri gerekçe gösterip mevlidi inkar etmek ise, yılın diğer günlerinde işlenen haram ya da mekruhlardan dolayı yıl boyu yapılan amel-i salihlere sınırlama getirmek gibidir. Bu yüzden mücerred olarak mevlidin meşru olup olmadığını tartışmak akla ziyan bir ameliyedir.

“Kandil geceleri hususunda bizim bu günlerde yapmış olduğumuz, kandil gecesini İhya adı altında  uygulamaları Selefi Salih’in ve ashab-ı kiramın hayatına baktığımızda görmüyoruz. Peki bunları yapmamıza bir mani var mıdır? Eğer sahabeyi ikramı geceleri ihya ederken  Peygamber Efendimiz  gördü ve onlara bu yaptıklarını yasakladı ise tamam bu bidattir. O zaman bizim de bundan uzak durmamız lazımdır.

Peki böyle bir şey olmadı ise bizim bu gecelerde,  salih amel işlememize bir mani var mıdır? Bir insan Kandil gecesi bol bol namaz kılsa, bol bol tövbe istiğfar etse, bol bol Allah’ı zikredip, Kur’an okusa, bunda şerri bir mani var mıdır? el cevap yoktur. Kandil gecesini vesile ederek bir insan salih bir amel işlemiştir deriz. Bu yapılanları yasaklayıcı bir delil var mıdır yoktur?  Peygamber Efendimiz yapmadı diye bunları kötü bidat diye işaretlemek. ümmetin hayatının dışına atmak doğru değil. Burada dikkat edilmesi gereken bu gecelere mahsus ibadetler ihdas edilmemesidir. Bu yapılırsa çirkin bid’at işlenmiş olur Bid’atı seyyie budur.

Kadir Gecesinde şu kadar rekat namaz kılın, şu kadar tesbih çekin demek bid’attir. Öyle bir tayin ve tahsis yapmak kimsenin yetkisinde değildir. Bu bir ibadet ihdas etme anlamına gelir. Buna bir müminin yetkisi yoktur. Hadislere dayandırılan bu tür rivayetlerin hiçbirisi sahih hadis değildir.” Ebubekir Sifil

Bid’atla Allah’a Yaklaşılır mı?:

“Aziz ve Celil olan Allah’ın dininde bulunmayan bir adeti oraya sokuşturma. Bid’at ehlinden olma. Ortada iki tane adil şahit var. Biri Allah’ın kelamı Kur’an..Diğeri de Rasulullah’ın sünneti..Sen işte bunlara uy. Zira hiç şüphe yok ki, o ikisi seni Aziz ve Celil olan Rabbine ulaştırır. Fakat bu iki adil şahidi bırakır da bid’atçılığa kalkışırsan, o zamanki iki şahidin de aklın ile heva-hevesindir. Hiç şüphe yok ki, bu ikisi de seni cehenneme ulaştırır. Firavun’a, Haman’a ve avanelerine ulaştırır.. Fethu’r-Rabbânî /Abdülkadir Geylani (k.s)

Tesbihi Sayılı Çekmek Ve Zikir Yapmak  Bid’at midir?:

Efendimiz (sav) sahabeden küçük taşları tesbihatını saymak için kullananları görmüş, ama bunu yapmayın dememiştir. Efendimizin eşlerinden bazıları; sahabeden Ebu Hureyre (ra)ın küçük taşları kullanarak Allah’ı zikrettikleri sabittir.

Safiyye validemiz önünde 4000 adet taş var iken ve bunlarla tesbihatını sayarken efendimiz yanına gelmiş onu görmüş ve ona Allah katında makbul vird söylemiş, (ama dikkat edilsin) ona böyle yapmamasını ihtar etmemiştir. Bir mahzuru olsaydı efendimizin bu konuda Safiyye validemiz uyarması gerekirdi. et Tirmizi, es Sünen, h no: 3554

Sa’d b Ebi Vakkas (ra)dan: ”Efendimizle beraber bir kadının yanına gittik. Kadının önünde zikir adedini saymakta kullandığı taşlar vardı. Efendimiz ona, bu yaptığından daha kolay bir yöntem sana öğreteyim ister misin dedi ve ……..” Bu da bu fiilin takriri sünnet oluşunu ispat eder.

Abdullah b Amr b As (ra) dan: ”Efendimiz (sas) elleriyle tesbihatını saymıştır” (Ebu Davud, es Sünen h no: 1502,5065; et Tirmizi es Sünen h no: 3410,3411; İbn Mace, es Sünen h no: 926; Ahmed b Hanbel, el Musned II.20)

Tesbihatın sayılması da elle sayılması da mahzurlu fiil değildir. Belirli bir adette zikir yapılması da yine bid’atla alakası olmayan mubah bir fiildir.

Toplu Halde Zikir Yapmak Bid’at mıdır?:

Hz. Muâviye’nin rivayetine göre; bir gün Peygamberimiz (a.s) sahabelerden bir kısmının bir halka teşkil ederek oturduklarını gördü. Yanlarına vardı ve sordu: “Ne maksatla bir araya gelip burada oturdunuz?” Onlar, “Bize İslam gibi bir din bahşeden ve bu yolla bizi imtihana tabi tutan Allah’ı zikretmek ve ona hamdetmek için oturduk.” dediler.

Peygamberimiz (as) bir defa daha sorup, onlardan yeminli bir cevap aldıktan sonra şöyle buyurdu: “Sizi suçlamak için yemin ettirdiğimi sanmayın. Lâkin şu var ki; bana Cibril geldi, Aziz ve Celil olan Allah’ın meleklerine karşı sizinle iftihar ettiğini haber verdi.”(Müslim, Zikir 40)

-Efendimiz (sav); ”bir topluluk Allah’ı zikretmek için bir araya geldiklerinde melekler üzerlerine rahmet kanatlarını gererler, Allah’ın rahmeti onları kuşatır, Üzerlerine sekinet (iman huzuru ) iner ve bu mecliste bulunanların adları Allah katında anılır” buyurmuşlardır.( Muslim, es Sahih h no: 4874; et Tirmizi es Sünen, h no: 3325; İbn Mace, es Sünen, h no: 3789; Abdullah b Mubarek, el Musned h no: 45)

Abdullah b Mes’ud (ra), ”camide toplanıp toplu zikir halkası oluşturup taşlarla zikredenleri azarlayıp camiden kovmuş onları bid’atçılıkla vasfetmiştir”.  Delil olarak gösterilen rivayetlerden biridir. İbn Mes’ud ra’ ın eleştirdiği iddia edilen bu halkaların müdavimleri haricilerdir. Ya da haricilerle hareket etmişlerdir. Bu rivayet illetlidir.

Peygamber SA Efendimiz, kendisinden nasihat isteyen Ümm-ü Enes RA’ya, şöyle buyurmuş: “Allah’ı zikretmeyi çoğalt! Allah’ın zikrini çok çok yap!” “Çünkü sen Allah-u Teàlâ Hazretleri’ne, onu çok zikretmekten daha sevimli bir şey getiremezsin Allah’ın huzuruna…” Yani, Allah’ın huzuruna götürdüğün, hayırlar, ibadetler ve taatlerin içinde, Allah’ın en sevdiği, razı olduğu, memnun olduğu, mükafatlandırdığı, en çok sevap verdiği şey zikrullahtır, Allah’ı çok zikretmektir.

“Allah’ı -azze ve celle- zikretmek üzere oturan her topluluğu melekler çepeçevre kuşatır, onları rahmet kaplar, üzerlerine sekinet (huzur) iner ve Allah onları, katındakilerin içinde zikreder.” (Müslim, Zikr, 39)

“Allah’ın, zikredenleri araştırmak üzere yollarda dolaşan bir kısım melekleri vardır. Bunlar, Allah’ı zikreden bir topluluk bulunca: ‘Muhtaç olduğunuz şeye gelin!’ diye birbirlerine seslenirler…” (Buhâri, Daavat, 66)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir