Bilmece

Bilmece 

Kuyum derin, kuyum sulardan da serin.

Karanlıklar içinde kalmış bir ceninim, kuyuya atılan bir ipin yardımını bekleyen muhtaç biriyim.

Bedeni bîtâb düşen, gönlü çöllere küsen bir deliyim.

Kanadı kırılan bir kuşun çırpınışlarının sesiyim.

Kalemin mürekkebi, kitabın miklebiyim.

Yolum uzun, yolum çetin, yolum öksüz ve yetim.

Kendinden kaçan, bağrını ona(c.c) açan bir müştâkım.

Onun(c.c) ismini anan, andıkça bağrı yanan abd-i aciz bir kulum.

Kalabalıklar içinde yalnız kalmış bir mihmânım.

Gecenin karanlığında, perdenin ardındaki hüzmeyim.

Çölün ortasında kalmış bir bedevinin gördüğü serabım.

Kelamını, meramını kağıda anlatan yazarın kalemiyim.

Okyanusun ortasında kalmış bir inciyim.

Gözle görülmeyen bir zerreyim. Ney’in yanık sesiyim.

Tozlanmış sandığın içinde gizlenen bir sırrım.

Bilinen bir bilinmeyenim, sır içinde bir sırrım, ben içinde bir benim.

Leylasını arayan mecnunum, çiçeğini bulan yunus’um.

Bazen bir çift sözüm, bazen bir çift göz .

Geçen zaman içinde bulmak istediğin, belkide bilmek istediğinim.

Düştüğünde uzanan elim, küstüğünde sarılan benim.

Gözden düşen damlayım, sadra düşen yardayım.

Beni ben bilemedim ki ney’im ben ?

100% LikesVS
0% Dislikes

Bir Cevap Yazın