Bu Köleye Hizmet Edilir

Bu Köleye Hizmet Edilir

Abdullah b. Mübârek rahmetullahi aleyh’den: “Mekke’de bulunduğum sıralarda insanlar kıtlık çekiyordu. Yağmur tamamen kesilmiş, yağmaz olmuştu. O nedenle büyük küçük demeden bütün insanlar Mescid-i Haram’a yağmur duasına çıktılar. Ben de o sırada Benî Şeybe kapısının oralarda bir yerde halkın arasındaydım. Bir ara siyah bir kölenin karşıdan geldiğini gördüm. Üzerinde adi kumaştan iki parça peştamal vardı. Birini beline sarmış, diğerini de omzundan aşağı sarkıtmıştı. Siyahî köle benim hizamda kuytu bir yere varıp durdu. Kendi kendine şöyle söylediğini işittim: “Allah’ım! Günahların çokluğu, amellerin kötülüğü yüzleri eskitmiş. Onun için sen bizden yağmuru men ettin. Sen böylece bizi terbiye ediyorsun. Ey hilim ve sabır sahibi yüce Zát! Ey kullarının kendisinden yalnızca iyilik ve güzellik gördükleri ulu Zát! Senden bu saatte yağmur yağdırmanı istiyorum, sana bu saatte yağmur yağdırman için yalvarıyorum.”

Siyahî köle sürekli böyle dua ediyordu. Aradan kısa bir zaman geçmişti ki, gökyüzü yağmur bulutları ile doldu. Sonra sağanak hâlinde yağmur yağmaya başladı. Köle bulunduğu yere çöktü ve Allah’ı tesbih etti. Ben bu durumu görünce kendimi tutamayıp ağladım. Kalkıp gitmek üzere olduğunu gördüm. Peşine düştüm. Takip edip kaldığı yeri öğrendim. 

Sonra hemen Fudayl b. İyáz rahmetullahi aleyh’in yanına gittim. Beni görünce:

– Bu kederli hâlin nedir? Diye sordu.

Ben:

– Başkaları hayırda bizi geçmiş ey Fudayl! Dedim. Sen neden söz ediyorsun? Diye sordu. Ben de ona başımdan geçen hadiseyi anlattım. Sonra nara atıp yere düştü.

Bir müddet sonra yerden kalkıp bana:

– Sana yazıklar olsun ey İbnül Mübârek! Beni derhal o adamın yanına götür! Dedi.

Ben:

– Vakit daraldı. Hem de ben onu sorup soruşturacağım, dedim.

Bir gün sonra sabah namazını kılıp, o siyahî kölenin kaldığı yere gitmek üzere evden çıktım. Oraya vardığımda kapıda yere serilmiş bir kilimin üzerinde oturan bir ihtiyar gördüm.

Yaşlı adam beni görünce tanıdı ve sordu:

– Merhaba ey Ebû Abdurrahmân! Hacetin nedir, ne istiyorsun?

Siyah bir köleye ihtiyacım var, onu arıyorum.

– Evet tam yerine geldin, yanımda bir sürü siyah köle var. Hangisini dilersen onu seç, al!  dedi. 

Sonra da eve doğru dönüp:

– Köle buraya gel! Diye seslendi. Ardından içeriden siyahî bir köle çıktı. İhtiyar bana:

– Bu iyi bir köledir. Ondan hoşnut olursun! Dedi.

Ben:

– Aradığım köle bu değil! Dedim.

Bunun üzerine ihtiyar bana bir sürü siyahî köle çıkarıp gösterdi. En sonunda evden bahsettiğim köleyi çıkardı. Onu görür görmez tanıdım.

-Bu o mu? Diye sordu.

-Evet o, dedim.

– Ama onu sana satmam imkânsız! Dedi.

– Neden? Diye sordum.

İhtiyar adam: Ben onun bu evde bulunması ile bereketlendim. Şimdi onu satarsam bu beni bir musibete uğratıp, malımın, bereketimin azalmasına neden olmasın? Dedi. 

Onun yemesi içmesi nereden, yemeğini nasıl hak ediyor? Diye sordum.

– ip bükerek, yarım dirhem, bazen daha az bir paraya çalışıyor. İşte bu para onun azığı, diyerek cevap verdi.

Sonra ben diğer kölelerin yanına gittim. Onlar bana onun geceleri uyumadığını ve aralarına katılmadığını söylediler. Kalbim ona ısınmıştı bir kere. Onu yanıma almak istiyordum. 

Köle satıcısına:

-Şimdi ben Süfyân-ı Sevrî ile Fudayl b. Iyaz’ın yanına bu köleyi almadan mı gideceğim? Diye sordum.

Satıcı da bana:

– Anladım ki, senin durumun bayağı sıkıntılı! O hâlde ne kadar verirsen ver de senin olsun, yeter ki, işin görülsün, dedi. Ben de onun ücretini ödeyerek satın aldım ve Fudaylın evinin yolunu tuttum. Bir saat kadar yürüdüm. Yolda giderken köle bana:

– Efendim! Diye seslendi.

– Buyur! Dedim.

Köle:

– Bana buyur deme! Çünkü kölenin efendisine buyur demesi uygundur! Diye karşılık verdi.

Bunun üzerine ben köleye:

– Tam olarak istediğin nedir sevgili dostum? Diye sordum.

-Ben zayıf biriyim. Sana hizmet edecek güce kudrete sahip değilim. Benim dışımdaki köleleri neden satın almadın.

Halbuki benden daha güçlü kuvvetlisi sana gösterilmişti.

– Allah seni bana hizmet ettirmeyi nasip etmesin! Niyetim bana hizmet etmen değil! Sana bir ev alıp seni evlendirmek ve sana ellerimle ben hizmet etmek istiyorum dedim.

Bunları duyunca köle hüngür hüngür ağlamaya başladı.

– Niye ağlıyorsun, diye sordum.

– Şimdi anladım ki, sen benim Allah için kıldığım namazlardan haberdar olduğundan bana böyle davranıyorsun. Yoksa o kadar kölenin içinden beni seçmezdin değil mi?

Benim böyle bir şeye ihtiyacım yok ki!

O zaman niye beni seçtin, bunu bana Allah için söyle!

– Tamam söyleyeceğim. Hani sen Kâbe’de kıtlık zamanı yağmur yağması için dua etmiştin. Şahit oldum ki, senin duandan hemen sonra yağmur yağdı. Bu nedenle kalbim sana ısındı ve seni satın almak istedim.

Bunun üzerine kole bana: çok üzülürüm ve dünya gözümde küçülür de küçülür.”

Bu söylediklerinden sonra ben de senin salih bir kul olduğunu inandım. Şüphesiz ki Allah Azze ve Celle’nin yarattıkları içinde nice hayırlı kullar vardır. Onların hålleri ancak Allah-u Teâlâ’nın sevdiği, razı olduğu salih kullarına zahir olur.

Yanımda biraz kalır mısın? Çünkü dün geceden kılamadığım birkaç rekât namazım var, dedi.

– Fudayl’in evi şuracıkta! Orada kılarsın.

– Hayır! Burada kılmam gerek! Çünkü içimden burada kılmak geliyor. Ertelemek istemiyorum.

Sonra köle mescide girdi. Namazını tamamladıktan sonra beni ruhumu al” diye yalvarmaya başladı. Yanına yaklaştım; yanıma geldi ve bana:

– Ey Abdullah İbn Mübârek! Benden bir isteğin var mı?

Diye sordu.

– Niçin?

Ben senin yanından ayrılmak istiyorum!

– Nereye gideceksin?

– Ahirete!

Sakın böyle yapma! Beni kederli, bir başıma bırakma!

Böyle söyleyince şu tesirli sözleri söyledi: “Sırlar benim ile Allah arasında gizli kaldığı sürece hayat benim için hayattır. Ama sen onlardan birinden haberdar olunca, başkaları da bunu öğrenebilir. Benim de böyle bir şeye asla ihtiyacım yok ve olmadı.”

Bunları dedikten sonra yere kapandı ve “Allah’ım hemen ama çoktan ruhunu teslim etmişti. Onu her hatırladığımda çok üzülürüm ve dünya gözümde küçülür de küçülür.

Kaynak İmam Yafii, Salihlerin Hikayesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir