Cennet Nimetleri

38. Sohbet: Cennet Nimetleri

Müttakîler, halvetlerinde de, celvetlerinde de Cenâb-ı Hakk’a (CC) karşı takva sâhibi olan kimselerdir. Bütün hallerinde O’nu (CC) gözetirler. Göğüsleri gece gündüz O’na (CC) karşı bir korku ve titreyiş içerisindedir. Kendilerini küfre düşürerek Hakk’tan (CC) alıkoyan, sabır gösteremeyecekleri afetlerin gelmesinden korkarlar. Ayrıca, kötü bir amel üzerinde iken ölümün gelmesinden korkarlar. Ellerinde olanı verirler, ama kalpleri ürperti içerisindedir. Namaz kılarlar, oruç tutarlar, hac farizasını ifa ederler, gerekli yerlere maddî yardımı yapmaktan geri durmazlar, her türlü hayır işine koşarlar; fakat kalpleri reddedilme korkusu ve ürpertisi içerisindedir. Allah’ın (CC) kendileri hakkında takdir ettiği ilminden (hükmünden) korkarlar.

Fudayl b. İyâz (RA) (v. 187/803) Süfyân-ı Sevrî (RA) (v. 161/777) ile karşılaştığında şöyle dermiş: “Hadi, gel; Allah’ın (CC) bizim hakkımızdaki ilmine ağlayalım!” Bu ne güzel sözdür! Bu, Allah-ü Teâlâ’yı (CC) ve tasarrufâtını bilen ve tanıyan (âlim ve arif) kişinin sözüdür. O Allah-ü Teâlâ’nın (CC) şu sözündeki işareti bilen kimsedir: “Bunlar cennete gidecekler; onlarla ilgilenmiyorum. Bunlar da cehenneme gidecekler; onlarla da ilgilenmiyorum. Sonra hepsini bir yerde toplayıp karıştırır; onların hangisinin hangi gruptan olduğu anlaşılmaz.”(1)  Onlar kendilerinden zuhur eden amellere aldanmazlar. Çünkü ameller neticelerine göre değerlendirilir.

Muttakiler;

Açık ya da gizli, bütün günahları, bütün hataları, riyayı, nifakı ve halk için ve bir karşılık için amel işlemeyi terk eden kimselerdir. Onlar bugünden tâat cenneti içerisindedirler, yarın ise gerçek cennetlerde, pınarlar arasında olacaklar; hiçbir zaman yeşilliği gitmeyen, meyvesi hiç tükenmeyen ağaçlar arasında, suyu hiç kesilmeyen nehirler arasında oturacaklar. O nehirlerin suyu nasıl çekilsin ki, onlar arşın altından çıkarlar. Cennetliklerden her biri için bir su nehri, bir süt nehri, bir bal nehri, bir şarap nehri vardır. Bu nehirler onlar nereye giderse, onlarla birlikte akıp giderler. 

Dünyada olan her şeyin bir benzeri ahirette mutlaka vardır, ayrıca başka şeyler de vardır. Ahirette olan her şeyin de dünyada bir örneği bulunur. İşte cennetlikler Rablerinin (CC) kendilerine verdiği nimetlerle nimetlenirler ki, onları ne bir göz görmüştür, ne bir kulak işitmiştir ve ne de bir beşerin aklına gelmiştir onlar. O cennet meyvelerini toplamak çok kolaydır. Birisi o ağaçlara dayandığında meyvesi hemen onun ağzına düşer ve o da o meyveyi uyuyor olsa bile yiyiverir. O ağaçların kökleri yukarı doğru gider, meyveleri ise aşağı doğru sarkar. Onların gövdeleri gümüşten, dalları altındandır. Cennetlik birisinin aklına o meyvelerden yemek fikri düştüğü vakit, ağaç meyvesini hemen onun ağzına sunu verir, o da istediği kadar ondan yer, sonra ağaç geri çekilip gider. Cennette her şey cennetlikler için neşe ve eğlence saçar. Nehirlere, ağaçlara varıncaya kadar oradaki her şeyin sesi, seslerin en güzel tonundadır. 

Ey dünyayı talep edenler! 

Dünya geçicidir, yorucudur. Bâkî olan cennete talip olun; zira o rahatlık yeridir, nimetler yurdudur, şükür evidir. Orada ne namaz, oruç, hac, zekât, belâlara, hastalıklara, yaralara sabretme ve fakirlik vardır, ne de oradan çıkma korkusu vardır.

Ey cemâat!

Yakında ölüm gelecek ve sizi alacak. Sanki hiç yaratılmamış ve göze görünmemiş gibi olacaksınız. Ailelerinizden, çoluk çocuğunuzdan ve mal ve mülklerinizden kalplerinizle yüz çevirin. Rabbinizin (CC) yarattığı her şeye karşı zâhid olun. Az şey için olsun, çok şey için olsun onlara güvenip yaslanmayın. 

Allah’ım (CC)! 

Her hâlimizde sana tevekkül etmekle ve senden başkasını acziyet gözüyle görmekle bizi rızıklandır. “Bize dünyada da, ahirette de güzellik ver ve cehennem azabından bizi koru.”


Dip Not


(1) Müslim, es-Sahîh, “Kader” hadîs no: 2651.

Kaynak: Abdulkadir-i Geylani (Ksa), Cilâü’l-hâtır

100% LikesVS
0% Dislikes

Bir Cevap Yazın