Cezayir

Cezayir Demokratik Halk Cumhuriyeti: 

Cezayir Kuzey Afrika’da yer alır, aynı zamanda Afrika’nın  2.381.741 km²’lik alanıyla en büyük yüz ölçümü olan ülkesidir. Nüfusu 37.900.000 Başkenti Cezayir’dir. Sahra çölünün önemli bir kısmını Cezayir toprakları içinde kalır. Cezayir’in Akdeniz’e olan Sahil uzunluğu 1200 km’dir.

Cezayir’in komşuları kuzeydoğuda Tunus, doğuda Libya, güneydoğuda Nijer, güneybatıda Moritanya ve Mali, batıda Fas ve Batı Sahra’dır. Etnik açıdan bir İslam, Arap ve Berberi ülkesidir. Ülke ismi (El Cazayir) Arapçada “adalar” anlamına gelir.

Cezayir İklim:

Ülkenin kuzey bölgesinde Akdeniz iklimi, güneyinde ise çöl iklimi hakimdir. Deniz kıyısındaki yerleşimlerde kış ortalama sıcaklığı 8 ila 15 °C iken Mayısta 25 °C’a yükselir ve Temmuz-Ağustos aylarında 28 ila 30 °C ortalamaya ulaşır. Güneydeki Sahra bölgesinde kış sıcaklığı 15 ila 28 °C iken yazın 40 ila 45 °C’a yükselir.

Cezayir Ekonomisi:

Cezayir, Afrika kıtasının en zengin ülkelerinden biridir. Yıllık 113,6 milyar dolarlık Gayri safi milli hasıla ile kıtanın en büyük beşinci iktisadına sahiptir. Para birimi ‘Cezayir Dinarıdır.

Cezayir, önemli bir doğal gaz (üretimde dünya 5.si, ihracatta 4.sü gelir) ve petrol (üretimde 13., ihracatta 9.) üreticisi ve ihracatçısı dır. Ülkenin güney batısında ayrıca demir, çinko, altın, fosfat, civa, kurşun, kömür ve uranyum yatakları da yer almaktadır. Ülkenin başlıca gelir kaynaklarıdır.

Cezayir, tarım reformu ve ağır sanayinin modernizasyonu yoluyla iktisadını canlandırmayı denemiştir, ancak petrol ve doğal gaz kökenli ürünler hâlâ ihracatın neredeyse tamamını oluşturur.

Ülke ekonomisini çeşitlendirmeye yönelik çabalar da bulunmaktadır. Özellikle tarım ve sanayi alanında son yıllarda gerçekleştirilen atılımlarla bu alanlarda bir reform ve modernizasyonun sağlanması hedeflenmektedir. Zira kıyı kesimlerindeki verimli topraklarıyla Cezayir tarıma oldukça elverişli olup bakla, incir, zeytin, zeytinyağı, hurma ve kayısı gibi ürünler bakımından dünyada ilk sıralarda yer almakta, ancak bu ürünler genellikle ülke içerisinde tüketilmekte ve ihracat ürününe dönüşmektedir.

Cezayir’in dış borçları 2005 yılında 17,5 milyar dolar iken Aralık 2006’da 4,7 milyar dolara düşmüştü. Ülke, dış borçlarını yavaş yavaş kapatmakta, bunda artan petrol fiyatlarından yararlanmaktadır. Bir OPEC ülkesi olan Cezayir, sağlam bir iktisada sahiptir. Petrol ve doğalgaz gelirleri dış borçları azaltmakta kullanıldığı gibi önemli altyapı projelerinin gerçekleşmesini de sağlamaktadır.

Dış ticarette Cezayir’in son yıllarda 80 milyar dolar civarında bir hacme sahip olduğu görülmektedir. Son olarak 2017 yılında 50 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirilirken, ihracat gelirleri 33 milyar dolarda kalmıştır. İhracat gelirlerinin %95’ini petrol, petrol ürünleri ve doğalgaz oluştururken, başlıca ithalat kalemleri gıda ürünleri, elektronik cihazlar, makineler, kara ulaşım taşıtlar ve tüketim mallarıdır.

Ülkenin ticarette en önemli partnerleri ise ihracatta İtalya, İspanya, ABD, Fransa, Brezilya ve Hollanda, ithalatta Çin, İtalya, İspanya, Fransa, Almanya ve Türkiye’dir.

Toplumun Kültür Yapısı:

Modern Cezayir edebiyatı Arapça ve Fransızca arasında bölünmüş durumda olup ülkenin yakın geçmişinden etkilenmiştir. Cezayir kültürünün en önemli unsurunu İslam medeniyeti oluşturur. Ülke nüfusunun %99’dan fazlasını müslüman kökenliler oluşturur.

Hıristiyanların oranı %0,1 kadardır. 1960’ta sayıları 160.000’i bulan musevilerden sadece 200 kadarı kalmıştır. Cezayir anayasası, tüm vatandaşlara din özgürlüğü tanır. İmamlar, papazlar ve hahamlar Diyanet İşleri Bakanlığına bağlıdır ve devlet memurudur. Vaaz vermek veya dini faaliyetlerde bulunmak devletin iznine tabidir. Devlet, din eğitimine ve camilere maddi katkıda bulunmaktadır. Orta dereceli okullarda ders olarak okutulmaktadır.

İdari ve Yönetim Şekli:

Cezayir 48 vilayete ayrılmıştır. Yarı başkanlık sistemi ile yönetilen Cezayir’de, Ülkenin başına 5 yılda bir seçilen cumhurbaşkanı gelmektedir. Cumhurbaşkanı ayrıca Bakanlar Meclisi ve Yüksek Güvenlik Konseyi’nin de başıdır.

Cumhurbaşkanı ayrıca bakanları ve başbakanı da atar. Yasama, 1996 yılından bu yana çift meclisli sistem ile oluşuyor: “Millet Konseyi” ve “Ulusal Halk Meclisi”. 144 üyeden ibaret Millet Konseyi’nin Başkanı gerektiğinde Cumhurbaşkanına vekalet etmekte. “Ulusal Halk Meclisinde ise, 48 seçim bölgesinden gelen 462 milletvekili yer alıyor.

Cezayir Tarihi:

Cezayir topraklarının bilinen en eski yerleşimcileri M.Ö. 10. yüzyılda Suriye bölgesinden gelmiş olan Fenikeliler dir. M.Ö. 9. yüzyıldan itibaren uzun yüzyıllar boyunca Kartaca hakimiyetinde kalan Cezayir toprakları, M.Ö. 146’da Kartaca’yı ele geçiren Roma İmparatorluğunun, yıkılışından sonra da sırasıyla Vandalların ve Bizans İmparatorluğunun hakimiyeti altına girmiştir.

Cezayir’de İslamın Yerleşmesi:

Henüz 7. asrın sonlarında İslam ordularının fetih hareketlerine muhatap olan Cezayir topraklarında İslamiyet 8. yüzyılın başlarından itibaren hızla yayılmış, ilk İslam devleti de 777 yılında kurulan Rüstemi Devleti olmuştur. Bu tarihten itibaren Cezayir topraklarında Rüstemiler, Ağlebiler ve İdrisiler etkili olmuş, 10. yüzyıldan itibaren bölge sırasıyla Fatımiler, Murabıtlar ve Muvahhidler’in kontrolüne geçmiştir. Bu dönem İslam kültür ve medeniyetinin Cezayir topraklarına rengini verdiği bir dönem olmuştur.

Cezayiri İspanyolların İşgali: 

12. yüzyılda Muvahhidler’den sonra Cezayir topraklarının doğu kesimi Hafsi Devletinin, orta ve batı kesimler ise Abdülvadiler’in kontrolü altına girmiş, bu durum 15. yüzyıldan itibaren Abdülvadiler’in zayıflamasına kadar devam etmiştir. Nihayet 16. yüzyılın başlarında merkezî otorite zayıflamış ve bedevî kabileler ayaklanmış, bazı şehirler bağımsızlığını ilan ederken, kıyı şehirlerinin bir kısmı da İspanyolların hakimiyeti altına girmiştir.

Cezayir’de Osmanlı Hakimiyeti:

Cezayir’deki Osmanlı hakimiyeti tam da bu dönemde gerçekleşmiştir. Cezayir halkının yardımına koşan Oruç ve Hızır Reis (Barbaros Hayreddin) kardeşler, 1516 yılında bölgeyi İspanyolların elinden kurtarmış, halk da Oruç Reis’i Şerşel ve Cezayir Sultanı ilan etmiştir. Oruç Reis’in İspanyollarla yapılan savaşta şehit düşmesi üzerine yerini alan kardeşi Barbaros Hayreddin, Yavuz Sultan Selim’den destek istemiştir.

Yavuz’un büyük desteğinin alınması ve padişah adına hutbe okutulması ile Cezayir 1518 yılında tam anlamıyla Osmanlı hakimiyeti altına girmiş, Kanuni devrinde ise Barbaros Hayreddin Paşa İstanbul’a davet edilerek Cezayir Beylerbeyi ilan edilmiş ve donanmanın başına getirilmiş; böylece Cezayir Osmanlı’ya bağlı bir beyler beyliğe dönüşmüştür. Cezayir’de 3 asrı aşkın bir süre devam eden bu süreç genel olarak beylerbeyileri dönemi (1518-1587), paşalar dönemi (1587-1659), ağalar dönemi (1659-1671) ve dayılar dönemi (1671-1830) olmak üzere dört döneme ayrılmaktadır.

Fransızların Cezayir’i İşgali Ve Direniş:

19. yüzyılın ilk çeyreğinde Cezayir’i ele geçirmek için fırsat kollayan Fransa, 1830 yılında Cezayir Limanına asker çıkararak bayrak asmış, ancak Emir Abdulkadir ve Emir Ahmed’in öncülük ettiği bir direniş hareketi ile karşılaşmıştır. Yavaş ilerleyen işgal süreci, Emir Abdülkadir’in 1847 yılında Fransız güçleri tarafından ele geçirilmesi ile hızlanmış ve Fransa 1857 yılında tüm Cezayir’i kontrolü altına almıştır. Bölgeyi 1830-1870 yılları arasında Arap Büroları adı verilen askeri idare biçimi ile yöneten Fransa, daha sonra Cezayir’i Paris’teki İçişleri Bakanlığı’na bağlamıştır.

Sömürge dönemi boyunca irili ufaklı isyan ve direniş hareketleriyle Fransız işgaline karşı bir mücadele sergilenmişse de, Cezayir’de bağımsızlık yolundaki kararlı mücadele Birinci Dünya Savaşı sonrasında başlamıştır. 

İkinci Dünya Savaşı sonrasında Fransa’nın Marshall Planı’nı kabul etmesi ve NATO’ya girmesi, öte yandan ABD’nin de bölgenin doğal kaynaklarını ele geçirmeye yönelik politikaları, Cezayir’deki süreci daha da sıkıntılı hale getirmiştir. Böyle bir süreçte Cezayir’de bağımsızlık için silahlı mücadele dönemi başlamış, sekiz yıl devam eden savaşta yaklaşık 1.5 milyon Cezayirli hayatını kaybetmiştir.

Cezayir’in Bağımsızlığı Kazanması:

1958 yılında Ferhat Abbas’ın başkanlığında Kahire’de bağımsızlık ilan edilerek geçici hükumet kurulmuş,1960 yılında da iki taraf arasında görüşmeler başlamıştır. 18 Mart 1962’de imzalanan Evianles-Bains Antlaşması’na göre Fransa, Cezayir’de yapılacak referandumdan bağımsızlık kararı çıkması halinde bunu kabul edeceğini açıklamış, 1 Temmuz’da gerçekleştirilen referandumun ardından 5 Temmuz 1962 tarihinde Cezayir tam bağımsızlığını kazanmıştır.

Fas İle Yaşanan Sınır Sorunları:

Bu esnada Fas ile yaşanan sınır sorunları nedeniyle başlayan çatışmalar, Ahmed bin Bella döneminin sonunu getirmiş, 19 Haziran 1965 tarihinde gerçekleştirilen darbe ile yönetime Huari Bumedyen gelmiştir. İktidara geldikten hemen sonra 1963 yılında yapılan anayasayı feshederek meclisi askıya alan Bumedyen, ülkeyi bir dikta rejimi ile yönetmiştir.

Bumedyen’in 1978’deki ölümünün ardından yerine Şadli b. Cedid geçmiş ve 1992 yılına kadar görev yapmıştır. Ülkede çok partili hayata geçiş onun döneminde 1989 yılında yapılan düzenleme ile gerçekleşmiştir. Böyle bir ortamda kurulan İslami Kurtuluş Cephesi FIS, önce 1990’daki yerel seçimlerde, %50’lik bir oy oranına ulaşmış, 1991 yılındaki seçimlerin ilk turunda, seçim sisteminde yapılan manipülasyonlara rağmen büyük başarı kazanmıştır.

Bu gelişmeler üzerine Ocak 1992’de ordu yönetime el koyarak seçimleri iptal etmiş, FIS kapatılarak yöneticileri tutuklanmıştır. Böylece Cezayir 2000’lerin başlarına kadar devam eden ve yaklaşık 150 bin kişinin hayatını kaybettiği derin bir kaosa sürüklenmiştir.

2016 yılında yürürlüğe giren anayasa değişikliğiyle de temel hak ve özgürlükler, seçim güvenliği gibi hususlarda birtakım düzenlemeler hayata geçirilmiştir.

Cezayir Seçimleri :

Abdulmecid Tebbun’un, 4 milyon 945 binden fazla oy alarak yüzde 58,1 oy oranıyla ülkenin yeni cumhurbaşkanı seçildiğini belirtti. 

Seçimde İslami eğilimli partinin adayı Abdülkadir bin Karine’nin oyların yüzde 17’sini alarak ikinci olduğunu aktaran Şerefi, diğer bir eski Başbakan Ali bin Flis’in de oyların yüzde 10,5’ini alarak üçüncü olduğunu söyledi. 

Cezayir’de, yönetimde köklü değişim talebiyle yıl boyunca yaşanan protestoların gölgesinde, dün cumhurbaşkanlığı seçimine gidilmişti.

Müslümanların Durumu:

Cezayir toprakları İslamiyet’le henüz ilk hicri asırda tanışmış ve halkın büyük bir kısmı hızlı bir şekilde İslamiyet’i kabul etmiştir. 130 yıl devam eden Fransız işgali boyunca Müslüman halk büyük zulümlere maruz kalmış, toplamda milyonlarca insan katledilmiş, halkın inanç özgürlüğü kısıtlanmış, camiler ve dini eğitim veren okullar kapatılmış, Müslümanlar ikinci sınıf insan muamelesi görmüştür.

Buna karşın Cezayir halkı dini kimliğini korumayı başarmıştır. Günümüzde Cezayir nüfusunun tamamına yakını Müslümandır. Ülkede Maliki mezhebi yaygın olup, Hanefi ve İbadi mezheplerine mensup az sayıda insan da bulunmaktadır. (İnsamer)

Cezayir’de Osmanlı İzleri:

Osmanlı Devleti yönetiminin Cezayir Dayısı Hüseyin’in vefatı ile birlikte 178 yıl önce yıkılmasına rağmen arkasında bıraktığı yapılar halen Cezayirde varlığını sürdürüyor ve ülkedeki 4 asırlık Türk hükümranlığına tanıklık ediyor.

Darus Sultandan Cezayir Kalesine, Lala Hadvac Sarayından Hakim Bahçelerine, el-Ahmer Hapishanesinden Ağa Burcuna kadar Türk yönetimi, izlerini halen buralarda koruyor. 

Bu eserlerden bazıları harap haldeyken bazıları ise sapasağlam ayakta olsa da her biri yaşadığı döneme tanıklık eden eserler olarak şu ana kadar varlığını sürdürebilmiş.

Birer başyapıt olan Darus-Sultan (Sultan Evi) ve Cezayir Dayılarının 1830 yılına kadar kullanmış oldukları Dayı Sarayı gibi yerlerin önünde bir süre beklemeksizin Osmanlı Devletinin Cezayirdeki varlığından söz etmek mümkün değildir.

Darus Sultan, başkent Cezayirin körfezine uzanan eski halk mahallesi olan el-Kasba mahallesi karşısındaki yüksek tepelerde bulunan nadir sanatsal yapılar olarak muhteşem bir manzara ve hoş bir görünüm arz ediyor. (Timetürk)  

50% LikesVS
50% Dislikes

Bir Cevap Yazın