Cömertlik ve Cimrilik

Cömertlik ve Cimrilik

İmdi ey aziz:

Dünyanın yaramazlığını ve Allahu Teâlâ katındaki horluğunu işittin ve öğrendin. Bu dünyanın fâni olduğunu, buna gönül verenlerin cefasını da anladın. Dünyanın misalini, dünya malının salihini ve fâsıkını, hayırlısını ve şerlisini, dünyaya haris olup gönül verenlerin dünyadan nasıl gittiklerini de gördün. Şimdi de sana dünyayı hak yoluna verenleri ve cimrilik ederek vermeyenleri de söyleyeyim, işit var sende ona göre hareket et.

Ey aziz:

Bilmiş ol ki, cömertlik âdemoğlunun cennete girmesine sebeptir. Cimrilik de cehenneme girmeye sebeptir. Zira, cimrilik şeytandandır ve cömertlik Rahmandandır. Vaktaki, bir kişi cömertlik etmek dilese ve elinde olandan hak yoluna vermek istese, şeytan gelir ve ona der ki:

Elinde olan dünyayı sıkı tut, dağıtma! Yoksa, yarın fakir olabilirsin. Halk içinde senin izzetin dünya iledir. Dünyan gidince, kimse yüzüne bakmaz. İhtiyar olursun, kötürüm olursun, hasta olursun ve daha kim bilir başına neler gelir? Dünya malını dağıtırsın, yarın kendin o mala muhtaç olursun. Onun için, dünyalığını dağıtma.

Şeytan aleyhil-lâ’ne, işte bu ve bunun gibi fitnelerle halkı cömert olmaktan soğutur ve bunu başarabilmek için de her türlü hileye başvurur. Zira, şeytanın muradı seni cimri etmek ve cehenneme sürükleyerek kendisine eş edinmektir. Bilir ki, nekes olanlar aslâ cennete giremezler. Resûl aleyhisselâm:

Cimri, zâhit dahi olsa cennete giremez, buyurmuştur.

Cimrilik, nefs-i emmârenin çirkin sıfatlarındandır. Şu halde, sana lazim olan, şeytanın bu gibi sözlerine ve telkinlerine uymamak ve bahadırlık ederek fakirlikten korkmamaktır. Böyle yaparsan, şeytanı kahredersin. Onun için, daima hak yoluna vermeli, fakirlerin gönüllerine girmeli, yemek mi, harclık mi ne gerekiyorsa, muhtaç olanlardan esirgememelidir. Zira, Hak tealâ sana verdiği malı sakla buyurmadı, ölüm sana ulaşmadan malından ver, doyur buyurdu. Cömert ol diye emreyledi. Resûl aleyhisselâm da müjdeledi:

Cennet, cömertlerin evidir.

Bahusus, Hak Teâlâ buyurur:

Ey kulum! O malı ki fakire verirsin, öyle bil ki sanki bana vermiş olursun, ben de sizin mallarınıza bereket ihsan ederim bir verdinizse on ihsan eylerim. Nitekim, Kur’an-ı aziminde de buyurur:

Bir hayır amelle gelen kimse için, onun on misli ecir vardır. En’am/160

Bir diğer âyeti- kerimede de şöyle buyrulmaktadır:

Her neyi ki, hayra sarf edersiniz, Allahu Teala karşılığını (Dünyada ve ahirette) verir. Sebe/9

Şu halde, siz hakkın emrine muhalefet etmeyin, verin. Eğer malınızdan verirseniz, iki yüz dirhemden beş dirhem veriniz. Eğer, bitenden verirseniz, onda birini veriniz. Borçlu gelirse borcunu ödeyiniz. Düşmüşler, çaresizler gelirse ellerinden tutunuz ve yardım ediniz, ki yarın Hak Teâlâ da sizin elinizden tutsun ve yardımda bulunsun. Fakirler için verdiğinize minnet etmeyiniz. O size minnet ederse revadır. Zira, azığınızı ahirete iletmiş olursunuz. Fakirlere minnet edince, bütün verdikleriniz batıl olur. Yani, ahirette verilecek olan şey size verilmez. Nitekim, Hak Teâlâ:

Sadakalarınızın ecrini, başa kakarak ve eziyet ederek iptal etmeyiniz. Bakara / 264

buyurmuştur.

Kişi verdiğini unutup Allah’a ısmarlamalı ve fakat günahını unutmamalıdır. O günah için, bir gün ah edip pişmanlıkla gözyaşı dökünce, Hak Teala kereminden günahları affeder. Çünkü fakirlere vermek Allahu Teâlâ ya vermektir. Fakirlerin eli Allahu Teâlâ’nın elidir. Minnet etmek hatadır.

İmdi ey Aziz:

Ne vakit fakirlere azdan veya çoktan Allahu Teâlâ’nın verdiğinden bir şeycik verilince, onu unutmak gerektir. Yarın. Hak Teâlâ onu ortaya getirecektir. Ecri ne ise verecektir. Cimri olmamak gerektir. Mal elde iken, mala malik olmak gerektir. Yoksa bir gün e malı bırakır gidersin ve malları başkalarına kalır. O malın sahibi da Ahirette azabını görür. Mala malik olmak demek, onu hak yoluna vermek ve kişinin elinin bağlanmaması demektir. Hak yolundan esirgenen az veya çok ne olursa, Allahu Teâlâ onu kıyamet gününde bir yılan şekline sokar, o yılan kovalaya kovalaya mal sahibini yakalar ve onun boynuna dolanır. Başını kaldırarak, sahibinin tam tepesinden sokar. Onun acısı geçmeden bir daha, bir daha sokar. Melekler de o mal sahibine derler ki:

Bu; senin çok sevdiğin, cimrilik edip fakirlerden kıskandığın malındır. Sonunda seni kovalaya kovalaya yakalayan, seni ağlatıp inciten odur. Ne kadar ağlasan ve yalvarsan, kimse senin imdadına gelmez. Eğer, sen dünyada iken fakirlere verseydin, o verdiklerin bugün burak olur, cennet hulleleri halinde sana ikram olunurdu. Sen cimrilik ettin, fakirlere vermedin, göreceğin azap budur, dünyada fakirlerin feryadına yetişenlerin, âhirette feryadına yetişirler.

Hak Teâlâ’nın:

O cimrilik ettikleri şey, kıyamet gününde boyunlarına ateşten halka olur. Ali-İmran/180

buyurması buna işarettir.

Demek oluyor ki, kişiye malından fayda ve hayır yoktur. Meğer ki, kendi eliyle vermiş bulunsun. Nitekim Hak tealâ buyurur:

O gün, ne mal ne evlât fayda verir. Meğer ki, Allahu Teâlâ’ya (Küfür ve mâ’siyyetten) sâlim bir kalple gelmiş olsun. Eş-Şuara/88-89

Zira, kişinin geride bıraktığı vârislerindir. Mirasçıları, onun mallarını hemen aralarında taksim ederek paylaşırlar ve âfiyetle yerler, o mal vebaliyle toplayan da yerler altında azap görür.

Ey aziz:

Görüyorsun ki; mal fâni, ömür fâni, dünyanın hoşluğu ve rahatlığı da fâni.. Eğer, bana inanmazsan şöyle bir etrafına bak! Hani, senden önce gelenler neredeler? Hepsi fâni oldular. Demek ki, fâniyi bâkiye değiştirmek hayırlıdır. Bunu iyi bil ve bu cihanın malını öteki cihan için bol bol ver ki, bu günler ticaret günleridir. Bu kadar sözden aklını başına devşir. Ey canımın canı! Eğer âhirete inanıyorsan, eğer cimri değilsen, elinde olandan fakirlere ver, fakirlerden dünya malını kıskanma, senden yardım isteyenlerin hemen hacetlerini gör, onları azarlayıp koyma ki, kovmak ve azarlamak şeytandandır. Dilersen cimri ol, hem haktan hem halktan ırak ve cehenneme yakın ol. Bak, iki cihan serveri ne buyuruyor:

Cimri, Allahu Teâlâ’dan ıraktır. Halktan da ıraktır, amma ateşe yakındır. Cömert kimseye ise, Allahu Teâlâ yakındır, halk da yakındır, amma ateş uzaktır. 

Bu cimrilik denilen şey de iki türlüdür:

Biri, kendi malını fakirlere vermeye kıyamaz.

Birisi de, hem kendi kıyamaz, hem de başkalarının hak yoluna vermelerine engel olur. Bunlar, kendi malını vermeğe kıyamayanlardan daha şerlidirler. Zira, Hak Teâlâ bu gibiler için:

İnsanları iman, infak ve salih amellerden men’eyleyen. Kalem/19

buyurmuştur.

 

100% LikesVS
0% Dislikes