Deccal Fitnesi

Yeryüzünde Vuku bulacak en büyük fitne Deccal fitnesidir. Deccalin elinden çıkacak olan birçok harikulade işler sonucunda İnsanların çoğu dinden çıkacaktır. Tanrılık iddiasında bulunacak olan Deccal, Resulullah (as)’den bize ulaşan Rivayetlerde verdiği bilgiler sayesinde biliriz.

Bazı rivayetlerden anlaşılacağı üzere İran’da bir bölgeden ortaya çıkacaktır. Naslar Deccal’e, İsfehan Yahudilerinden  70000 kişinin tabi olup, peşine düşeceğini zikretmektedir. Bilgiler ışığında Deccal’in ortaya çıkış tarihi Mehdi’nin  hilafeti zamanında ve hilafet merkezinin Kudüs’te olduğu zaman olacaktır. İstanbul ve Roma ikinci defa fethedilmiş olacaktır. Arapların Deccal’in ortaya çıktığı zaman az sayıda olacaklardır.

Deccal’in Hz. İsa (as) ‘nın inişinden önce ortaya çıkması:
Deccal Şam’la Irak arasından, bazı rivayetlerde İran’dan çıkar

Deccal’ın Alametleri ve Özellikleri:
1- Kaşlarının arasında ka-fe-re’ şeklinde ‘kafir yazılıdır.
2- Sol gözü kördür.
3- Sağ gözünde de ağır bir katarakt vardır.
4- Dünyanın her yöresini dolaşır.
5- Yeryüzünde Mekke ve Medine hariç şerrinden korunmuş bir yer kalmaz.
6- Mekke ve Medinenin girişlerini melekler korur ve Deccal oralara giremez.
7- Melekler onu Mekke ve Medine’den attıktan sonra kızıl tepeciklerden çorak arazinin bittiği yerde ikamet eder.
8- Medine arazisinde münafıkları çıkaracak depremler olur. Bunun üzerine münafıkların erkekleri ve kadınları Deccal’e katılırlar.
9- Yanında birine cennet, ikincisine cehennem dediği iki nehir vardır. Cennet denilene daldırılan (bilmelidir ki) o cehennemdir. Cehennem denilene daldırılan ise (bilmelidir ki) o cennettir.
10- Kulaklarının arası 40 zira olan bir eşeğe biner.
11- Yanında insanlara konuşacak şeytanlar bulunur.

deccal alametleri ile ilgili görsel sonucuBüyük Deccal’in Halleri:
1- Buluta emreder, yağmur yağdırır.
2- İsterse yeryüzü kuraklaşıp, çoraklaşır.
3- Anadan doğma amaları ve abraş hastalarını iyileştirir.
4- Yeryüzü definelerine emreder de çıkıp onun peşine takılırlar.
5- Bir genci öldürür. Onu kılıçla ikiye biçer. Sonra çağırır. Ölen genç, dirilerek ve gülerek gelir.
6- Onunla birlikte yetmiş bin yahudi vardır. Hepsinin süslü ve sac ağacından kabzalı kılıçları bulunur
7- İnsanlar üç guruba ayrılırlar: Ona uyacak bir gurup, babalarının yurduna iltihak edecek olan bir gurup ve onunla Fırat Nehri kıyısında savaşacak bir gurup.                                                                                                                                      8- Müslümanlar Şam beldelerinde toplanırlar ve ona karşı bir öncü askeri birlik yollarlar.
9- Bu birlikte ala ata binmiş bir süvari vardır. Birliktekilerin hepsi öldürülür içlerinden biri bile geri gelmez.
10- Deccal, Mesih (a.s)’e baktığında, tuzun suda eridiği gibi erir.
11-İşte o zaman bütün yahudiler bozguna uğrar.

DECCAL HAKKINDA RİVAYETLER:

Müslim, Nüvas bin Sem’an (ra)’dan şöyle rivayet etmektedir: “Bir sabah Resuullah (as) Deccal’i anlattı da hakkında alçaltma ve yükseltme yaptı. O kadar ki, onu hurma bahçesinde zannettik. Huzuruna tekrar geri döndüğümüzde Resulullah (as) hissettiklerimizi anlayıp:”Hayrola?” dedi.

“Ey Allah’ın elçisi, sahahleyin Deccal’i anlattın, onun hakkında öylesine yükseltme ve alçaltma yaptın ki, adeta onu hurma bahçesinde zannettik” dedik.

Bunun üzerine şöyle buyurdular:”Sizin için Deccal’dan başka birinden daha çok korkmaktayım. Eğer ben sizin aranızda iken çıkarsa, sizin adınıza ona ben galip gelirim. Şayet ben aranızda yokken çıkarsa, herkes kendi başının çaresine baksın. Allah her müslüman hakkında benim vekilimdir.

Bu adam, kıvırcık saçlı bir gençtir. Gözü patlaktır. (yani üzüm salkımındaki iri üzüm tanesi gibidir.) Sanki onu Abduluzza bin Katan’a benzetiyor gibiyim. Sizden kim ona erişirse, kendisine karşı Kehf suresinin ilk ayetlerini (baş tarafını) okusun. O, Şam’la Irak arasındaki bir semtten (kumluktan) çıkar ve sağa sola fesad saçar. Ey Allah’ın kulları, (bu mel’una karşı) direnip sebat edin!”

deccal  ile ilgili görsel sonucuDedik ki :”Ey Allah’ın Resulü, yeryüzünde ne kadar kalacaktır?”
Kırk gün. Bir gün, bir sene gibi. Bir gün, bir ay gibi. Bir gün, bir hafta gibi diğer günleri de sizin günleriniz gibidir.”

“Ya Resulullah (a.s), o bir sene gibi olacak günde, bir günün namazı (yani beş vakit namaz) bize kafi gelecek mi?
Hayır… Onun için günün miktarını tayin edin.”

“Ya Resulullah (a.s), onun yeryüzündeki sürati nasıl olacaktır?”
“Rüzgarın sürüklediği bulut gibidir. Bir kavme gelir onların (kendisine iman edip tanrı tanımaya) davet eder, onlar da kendisine iman ederler ve olumlu cevap verirler. Bunun üzerine gökyüzüne emreder, yağmur yağdırır, yeryüzüne
emreder, ot bitirir. Akşamleyin sürüleri yanlarına alabildiğinde, uzun hörgüçlü ve bol sütlü, memeleri dolu olarak döner.

Sonra bir başka kavme gelerek onları da (kendisine iman edip tanrı tanımaya) davet eder ama onlar onun sözünü reddederler. O da onları bırakıp gider. Hemen ertesi sabah kıtlık içinde sabahlarlar ve ellerinde mallarından bir şey
kalmaz. O adam bir harabeye uğrar ve ona ‘Definelerini çıkar!’ der. Bunun üzerine o harabenin hazineleri arı beyleri(ini takip ettikleri) gibi ardına düşerler.

Sonra genç babayiğit bir adam çağırıp ona kılıcıyla vurup ikiye biçer ve her parçayı bir ok atımı yere fırlatır. Sonra bu adamı çağırır, o da onun yanına gülerek ve yüzü parlar bir halde gelir.

İşte o, bu halde iken Allah Mesih bin Meryem (a.s)i gönderecektir. Mesih(Hz. İsa) as, Şam’ın doğusundaki Akminare’nin yanına, iki boyalı elbise içinde ellerini iki meleğin kanatlarına koymuş (tutunmuş) olarak inecektir.
Başını eğdiği zaman su damlayacak, kaldırdığı zaman ondan inci gibi gümüş taneleri yuvarlanacaktır. Onun nefesinin kokusunu duyan her kafir, mutlaka ölecektir. Nefesi ise gözünün gördüğü yere ulaşacaktır.

Mesih (Hz. İsa) bu adamı arayacak ve sonunda ona Lüd Kapısında ulaşıp hemen öldürecektir. Akabinde Hz. İsa (as)nin yanına Allah’ın kendilerin o adamın şerrinden koruduğu bir kavim gelecek, o da onların yüzlerini silecek
(mesh edecek) ve onlara cennetteki derecelerini haber verecektir. O bu halde iken Allah isa (a.s)’ya: “Ben kendim için öyle bir takım kullar yarattım ki, onları öldürmeye hiç kimsenin eli kalkamaz. Şimdi sen benim kullarım Tur’a götürerek koru!” diye vahyedecektir.

Ve Allah, Ye’cüc ve Me’cüc’ü gönderecektir. Bunlar her tepeden süratle sızacaklardır. Derken öncüleri Taberiye Gölü’ne uğrayacak ve içindeki suyu içeceklerdir. Sonradan gelenleri de uğrayıp “Bir zamanlar burada gerçekten
bir su vardı” diyeceklerdir.

Allah’ın Peygamberi Hz. İsa (as) ve arkadaşları muhasara edilecek, hatta içlerinden birisinin bir öküz başına sahip olması, yüz dinara (altına) sahip olmasından daha hayırlı olacak. Allah Peygamberi Hz. İsa (as) ve arkadaşları Allah’a yalvaracaklar, Allah da Ye’cüc ve Me’cüc’e boyunlarına musallat olacak bir deve kurdu gönderecektir. Böylece sanki tek bir kişi imişçesine hepsi helak olarak sabahlayacaklardır.

Sonra Allah’ın Peygamberi Hz. İsa (a.s) ile arkadaşları (Tur’dan) yeryüzüne inecekler. Yeryüzünde onların leş ve pislikleri ile dolmadık bir karış yer bulamayacaklardır. Allah’ın Peygamberi Hz. İsa (a.s) ve arkadaşları yine Allah’
iltica edecekler, Allah da Horasan develerinin boyunları gibi kuşlar gönderecek, bu kuşlar onların cesetlerini yüklenerek Allah’ın dilediği yere atacaklardır.

Sonra Allah öyle bir yağmur gönderecek ki, ona ne kerpiç ev, ne de çadır engel olabilecektir. Bu yağmur, yeryüzünü yıkayıp ayna gibi parlatacaktır. Sonra da yeryüzüne:”Mahsulünü bitir, bereketini iade et” denilecektir. İşte o gün cemaat nar yiyecek ve kabuğu altında gölgelenecektir. Süte bereket verilecek, hatta yeni yavrulamış bir deve bir çok insan topluluklarına yetecek, yeni yavrulamış bir sığırda insanlardan bir kabileye yetecektir. Yeni kuzulamış bir koyun ise akrabadan bir oymağa kafi gelecektir.

Onlar bu halde iken Allah, güzel bir rüzgar gönderecek, bu rüzgar onları koltuklarının altından yakalayacak, her mü’minin ve müslümanın ruhunu kabzedecek, geride insanların kötüleri kalarak, yeryüzünde eşekler gibi alenen
çiftleşecektirler. İşte kıyamet bunların üzerine kopacaktır.”

Ebu Davud, İmran bin Husayn (ra)’dan rivayet etmiştir:
“Resulullah (a.s) şöyle buyurdu: “Kim Deccal’i(n çıktığını) duyarsa, ondan uzak dursun. Allah’a yemin olsun ki, herhangi bir insan Deccal’ın yanına mümin olduğunu söyleyerek gelir de şüphelerin kevketmesinden veya şüphelerin yönlendirmesinden dolayı ona tabi oluverir.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir