Deccalin Bir Adada Tutsak Olması

Bu konuda Bermuda şeytan üçgenine kadar uzanan teoriler sunup video hazırlayanlar olmuştur. Hedef nasslar ölçüsünde belirtilen ne ise onu öğrenmek bize yeterli olmalıdır. Komplo teorileri üretmek farklı yönlere insanı çeke bilir. üzerinde düşünelim sonunda Allah’u alem diyelim.

deccal hangi adada ile ilgili görsel sonucu

Müslim, Amir bin Şurahil (ra)’den rivayet etmiştir:

“… Resallullah (as) namazını bitirince gülerek minbere oturdu ve : “Herkes namazı kıldığı yerde kalsın-buyurdu.” Sonra;
“Sizi niye topladığımı biliyor musunuz?” diye sordu.
“Allah ve Resulü bilir” dediler. Buyurdu ki:
“Şüphesiz ben, Allah’a yemin ederim ki, sizi herhangi bir dilek veya korkudan dolayı bir araya getirmedim. Ancak şunun için topladım: Temim-i Dari Hristiyan bir adamdı. Sonra gelip biat etti ve Müslüman oldu. Ayrıca bana, size
(daha önce) Mesih Deccal’a dair anlattıklarımla uyuşan bir şey anlattı. Bana anlattığına göre, Temim-i Dâri, Lahm ve Cüzam kabilelerinden otuz kişi ile birlikte bir deniz gemisine binmiş, dalga onları bir ay denizde oynatmış. Sonra ta
güneşin battığı yerde denizdeki bir adaya yanaşmışlar ve geminin kayıklarına binerek adaya girmişler. Derken gür saçlı, kıllı bir hayvanla karşılaşmışlar. Kılın çokluğundan önünü arkasından ayıramamışlar.

“Yazık… Sen kimsin?” demişler
“Ben Cessase’yim” demiş.
“Cessase de nedir?” diye sormuşlar.
Ey cemaat. Şu manastırdaki adama gidin. Çünkü o sizden özlemle haher beklemektedir,” demiş. Cessase bir adamın adını söyleyince, onun bir şeytan olmasından korkmuşlar. Hemen süratle gidip, manastıra girmişler. Bir de ne
görseler, orada yaratılış bakımından gördüklerinin en irisi ve en sıkı şekilde bağlanmış bir insan yok mu? Elleri boynuna, iki dizinin arası da topuklarına demirle bağlanmış.

“Vay sana. Sen kimsin?” dedik.
“Siz benim haberimi almışsınızdır. Şimdi bana söyleyin bakalım siz kimsiniz?” dedi.
“Biz Araplardan bir takım insanlarız” dedik. Bir deniz gemisine bindik de denize coştuğu anda rastladık. Dalgalar bizimle bir ay oynadı. Sonra senin şu adana yanaştık ve geminin kayıklarına binerek adaya girdik. Derken karşımıza kıllı, çok saçlı bir hayvan çıktı. Saçın çokluğundan, önü arkasından ayırt edilemiyordu. “Vay sana, sen kimsin?” dedik. “Ben Cessase’yim” cevabını verdi.

“Cessase nedir ki?” diye sorduk. Şu manastırdaki adama gidin, çünkü o sizden özlemle haber bekliyor’ dedi. Biz de koşarak sana geldik. Ondan korkmuştuk. Bir şeytan olmayacağından emin değildik.

Bunun üzerine:
“Bana Beysan hurmalığından haber verin,” dedi.
Onun nesinden haber almak istiyorsun?” diye sorduk.
“Size onun hurmasını soruyorum. Yemiş veriyor mu?”dedi “Evet” dedik.

Dikkatinizi çekerim. Yemiş vermemesi yakındır. Bana Taberiye Gölünden haber verin, dedi.
“Onun nesinden baber almak istiyorsun? dedik.
“İçinde hala su var mı?” diye sordu.”Bol suludur dedik.

Dikkat edin gerçekten onun suyu çekilmek üzeredir. Bana Zügar Pınarı’n dan haber erin. dedi.
Onun nesinden haber almak istiyorsun?” dedik.
“Pınarda su var mu? Sahipleri pınarn suyuyla ekip dikiyorlar u?” dedi.
“Evet, onun suyu boldur. Sahipleri de suyuyla ekip dikiyorlar.” dedik.

“Bana ümmilerin peygamberinden haber verin, ne yaptı? dedi.
“Mekke’den çıktı ve Yesrib’e yerleşti.” dedik.
“Araplar onunla savaştılar mu?” diye sordu.
“Evet,” cevabını verdik.
“Onlara ne yaptı?” diye sordu. Ona. Arapların Hz. Peygamber (a.s)’in peşinden geldiğini ve Arapların O’na itaat ettiğini ve diğerlerine karşı üstün geldiğini haber verdik.
“Bu oldu mu?” dedi.
“Evet.” dedik.

“Dikkat edin, bu halleri onlar için O’na itaat etmelerinden daha iyidir. Şimdi de size kendimden haber vereyim: Ben Mesih’im (Deccal) Bana çıkış için izin verilmesi yakındır. Çıkıp yeryüzünde gezerim. Mekke ile Taybe’den başka kırk
gecede (günde) ayak basmadık belde bırakmam. Bu ikisi, bunların her ikisi de bana haram kılınmıştır. Birisine -veya bunlardan birisine- her girmek isteyişimde, elinde çekilmiş bir kılıç olduğu halde bir melek beni karşılayıp beni ora
(ya girmek)ten engelleyecektir. Oranın her yolu üzerinde, orasını koruyacak melekler vardır,” dedi.”

Fatıma bint Kays gerisini şöyle anlattı: Resulullah (a.s) asasıyla minbere vurarak:
“İşte Taybe burasıdır. Taybe burasıdır-yani Medine’dir. Dikkat edin ben daha önce size bundan söz: etmemiş miydim?” buyurdu. Sahabe de Evet cevabını verdi.

“Gerçekten Temim’in anlattıkları hoşuma gitti. Zira benim daha önce Deccal, Mekke ve Medine hakkında anlattıklarımla uyuşmaktadır. Dikkat edin, o ya Şam denizindedir, ya da Yemen denizinde… Hayır, doğu tarafından. Evet o, doğu tarafından, evet o doğu tarafından zuhur edecektir,” buyurdu. Ve eliyle doğu tarafına işaret etti. Fatma bin Kays: ” Ben bunu Resulullah(sav)’tan belledim.” demiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir