Derdini sevmek

Derdini sevmek İnsanı Olgunlaştırır

Kişi derdini sevmeli ve şikayet etmemeli. Dertler kişinin yeniden yapılanmasına imkan verir. Onu güzelleştirir manevi kazançlarının artmasına, içsel aleminin de zenginleşmesine vesile olur.

Bazen  küllerinden doğabilmek için, eski yapının yıkılıp yenisinin imar edilmesi gerekir. Bize ters gelen ve anlam veremediğimiz zamanlar ve olaylar yaşarız. Arzu ettiğimiz şeylere ulaşmak, bazen arzu etmeyi bıraktığımızda bize gelir. Kısaca hayatta zıtlıklar da yaşanır. Varlık yokluğa ihtiyaç duyar.

Bizim anlam veremediğimiz bir iş aslında değişim ve bir sürecin başlangıcıdır. Bir çiftçiyi düşünün toprağın altını üstüne getiriyor ve buğday tohumunu toprağa atıyor. Belli bir zaman sonra o tohum buğdaya dönüşüyor. Buğdayın tanesi çöpünden ayrılıyor. Buğday insana, çöpü hayvana yemeklik oluyor. 

Süreci tefekkür edelim; Kul yapılması gerekeni yapar ve Allah’a tevekkül başlar. Tohumun yağmurla ve güneşle filizlenerek buğday olur. Ayrımdan sonra buğdayın değirmene oradan şekil değiştirerek una dönüşmesi unun usta bir el aracılığıyla maya ve suya sonrada şekle sokulması bir süreçtir. Ortaya çıkan malzemenin olgunlaşması için yanması gerekir bu yanma onun değişmesidir. Somun ortaya para vererek alınıp koyulan ekmeğe dönüşüyor. Bu süreç bize aslında çok şey anlatıyor.

Asıl ortaya çıkınca, şekil değişir. Dertler, sıkıntılı süreçlerin sonunda kişiyi pişirir onu güzelleştirir. Bu unutulmamalıdır.

Altını üstüne getirdiğin toprağın ayıklanıp istenmeyen köklerinin sökülmesi ile toprak işlenecek hale gelir. İşte o zaman orası maharetli bir elin ektiği gül fidanları ile gül bahçesine döner. Bazen düzen bozulmalı ki insana ve hayvana mahsul,meyve veya Bülbüle de gül yetişebilsin.

Bir adam düşünün eline aldığı makasla bir top kumaşı kesip biçip şeklini bozuyor. Bu işten anlamayan ona baktığında düşünebilir ki, kumaş heder oldu. Ama kesilen parçalar bir araya gelip tutturulunca ortaya bir elbise çıkar. Demek ki bazen bir şeklin ortaya çıkması için aslın değişmesi gerekir.

Manevi derecelere ulaşmak için tevazu ile alçalmalıdır. Gama ve kedere yoldaş ol, korkularınla yüzleş, Yalnızlığa alış,hastalık, ızdırap, dertler kötü gelir nefse aldanma. Unutma her işin bazen tersine ilerleyişi de olur. Bu kaçtığın seni mutsuz eden terslik bir bakarsın ki seni ümit kestiğin arzuna ulaştırır. Nefsine uyma düşün bir kere hangi veli’den ders eksik olmuş, hangi Peygamberin dertsiz, sıkıntısız bir yaşamı olmuş ki seninde olmasın…

Kendisini ferah hissedenlerin, aslında ruhlarında bir rahatsızlık ve hastalık vardır. Gam ve dert insanın manevi yaralarının merhemi olduğu unutulmamalı. Derdi görünce ona canın sıkılmasın onu candan aşk ile kucakla. Bu dertler sonradan gelecek olan sevincin bir müjdeleyicisidir. Akıllı kişi hamal sepetin altına hoşuna gittiği için ve eziyet çekmek için mi girer. Hayır karşılığında alacağı ücret için sepetin altına girer.

Derviş dünyada dert, tasa, sıkıntı çeker bunu Allah aşkı için yapar bunun da bir karşılığı ve mükafat vardır. Dert kurumuş dalları budar atar. Sakın bezginliği düşme. Artık bu dert başıma nereden geldi. Ah edip durma. Derdin varsa mutlu ol yoksa kendine dert ara…

Derdi sana göndereni arayıp duruyorsun o seni yaklaştırmak için sana haberciler müjdeciler gönderiyor ” kahrında hoş lutfunda hoş” diyenler neyin nereden geldiğini bilip derdini sevenlerdir. 

Yakalandığınız hastalıklar karşı karşıya kaldığınız dertler sizi imtihan etmektedir. Bunlar derecelerin yükselmesine sebep olan kurtul vesilesidir. Sizi Eyüp’ün sevabına Yakub’un da kurtuluşuna iletir….

Olgunlaşmak için demek ki, sıkıntı çekmek gerekir. Bu sıkıntılar aslında bize potansiyelimizin ne boyutta olduğunu gösterir ve kendimizi tanımamızı sağlar. Bu aşkı taşıyıp, taşıyamayacağımızı, kapasitemizin ne kadar olduğunun aynı zamanda habercisidir. Dertsiz bir yaşam bulamazsın Allah Kulunu olgunlaştırmak için dert gönderir. Bu Dertten kaçan kul daha kötüsüne yakalanır. Allah nefsi temizlemek terbiye etmek için kuluna Bela verir. Başarma ve gelişme arzusunu duyan insanlar sıkıntıya göğüs germek zorundadırlar. Bu zahmet yıllarca aylarca sürebilir. Yaptığın işi hep dert edinmişlerin adı tarihe kazınır. Siyasetçiler, sanatçılar ya da bilim adamlarına baktığınızda hep yaptıkları işe aşkla şevkle bağlı olduklarını görürsünüz. Aşk, Emek ve adanma olmadan  bir işte başarı sağlanamaz..

O yüzden derdinizi sevin, sabırlı olun ve aşkla yaptığınız işe sarılın…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir