Dertlere Bakış Nasıl Olmalı

Bismillahirrahmanirrahim

“Kimdir o adam ki Allah’a güzel bir ödünç versin de Allah da ona birçok katlarını ödesin. Allah darlık da verir, genişlik de verir. Hepiniz de O’na döndürülüp götürüleceksiniz.” Bakara:245

Kabz hali insanı Allah’a iltica ettirir. Bast hali  ise insanı şükrü sevk eder. Bu iki hal aynı zamanda insanın “korku ve Ümit arasında” bir denge bulmasını sağlar. 

İnsana bir sıkıntı gelince daralır ve üzülür, hatta ümitsizlik haline düşebilir. Çünkü insanın kalbi son derece hassastır. Bir ipe takılı bir tüyün rüzgarda sağa sola sallanması gibi. Bazen gelen sıkıntılı haller belki de bizim için hayırlıdır. Üzülmemeli ve umutsuzluğa da kapılmamalıdır. 

İnsanın hayatı neşe ve mutluluk içinde her zaman geçmez ara ara bizi yoklayacak olan üzüntülü ve sıkıntılı hallerle de karşı karşıya kalırız. Eğer hep neşeyle geçseydi hayatımız gerçekten bu çekilmez olmaz mıydı. Düşünün saatlerce gülmek, hatta çatlarcasına gülüp gözlerden yaş getirmek. Bu her açıdan olumsuz bir davranış olurdu. Somurtarak oturmak tavsiyemizdir gibi anlaşılmasın. Bize yakışan tebessüm etmektir. Bu arada konuyu dağıtmadan bir kaç tebessüm ve gülmekle ilgili hadis vermek isterim ve konuya devam sonra devam edelim..

“Rasulullah (Sav) uzun sukutlu ve az gülerdi.” Ahmed Müsned 

“Rasulullah (Sav) gülmezdi ancak tebessüm ederdi.” Ahmed Müsned

Rasulullah (Sav) şöyle buyurdu: “Gülmeyi çoğaltmayınız! Çünkü gülmenin çokluğu kalbi öldürür.” İbni Mace 

“Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Ben sizin görmediğinizi görür, işitmediğinizi işitirim. Nitekim sema uğuldadı, uğuldamak da ona hak oldu. Semada dört parmak sığacak kadar boş bir yer yoktur, her tarafta Allah’a secde için alnını koymuş bir melek vardır. Allah’a yemin olsun, benim bildiğimi siz bilseydiniz az güler, çok ağlardınız; yataklarda kadınlarla telezzüz etmezdiniz; yollara, çöllere dökülür, (belanızı def etmesi için) Allah’a yalvar yakar olurdunuz.”

(Ebu Zerr ra. ilave etti) “Keşke sökülen bir ağaç olsaydım.” [Tirmizi, Zühd 9, (2313); İbnu Mâce, Zühd 19, (4190).]

Dertler Otobüs Durakları Gibidir:

Hayat her zaman baharı ve yazı yaşatmaz. Bazen yaşantı insan için sonbahar ve bazen de kış olur. Her zaman genç ve dinamik kalamaz ve zaman belinizi bükmüş bir yaşlıya çevirir sizi. Öyleyse insana bahşedilen hayattaki kader çizgisinde yaşanacak dertler ve sıkıntılar onun için birer durak gibidir. Otobüs veya minibüs beklerken soğukta gösterdiğimiz sabırsızlık otobüse binince sıkıntı başka bir hali yaşamaya bizi çevirir. Binmenin, yer bulmanın gidilecek olan yerin trafiğin akışı, otobüs içerisindeki insanlarla olan ortak kaderinizin size vereceği dertler ve sıkıntılar.

Dereler Bazen Akar Bazen Akmazlar :

İnsanın yaşamında bazen ferahlaması, bazende daralmasının  bir hikmetinin olduğunu bilenler vardır. İnsan her gün aynı hali yaşamaz bir gün bir diğer günü kovaladığında her şey değişiklikle karşılaşır. Irmak bir gün akıyor bir gün de akmıyor gibi o her gün akıyor. Kışın dağların kar tutması suyun az akmasına, yazın karın eritmesi ile suların gür akmasına sebep olması gibi. 

Dertlere Bakış Nasıl Olmalı:

İnsan bu geçici fani hayatında devamlı karşı karşıya kalacağı dertler onu isyana değil, Allah CC. Kudret ve gücüne teslim olmaya ve yaşayacaklarını sevgi ile karşılamaya sevk etmelidir. Dertler inanı olgunlaştırır imanını sağlamlaştırır. Allah katında insanın değer ve kıymetini artırır. Peygamberler, Alimler, Veliler, Müminlerin hayatlarından örneklerle doludur hayat. Kuluna derdi gönderen çıkışı da gösterecektir. Derdi Veren Teslim olup şikayet etmemek bakışımız ve imani duruşumuz olmalı. Bundan önceki yazılarımızda hatırlatmıştık tekrar hatırlatalım istiyorum Yunus Emre; 

Hoştur bana senden gelen, 

Ya hilat-ü yahut kefen, 

Ya taze gül yahut diken, 

Kahrında hoş lütfunda hoş 

Gelse celalinden cefa, 

Yahut cemalinden vefa, 

İkisi de cana Safa, 

Kahrında hoş lütfunda hoş 

Gerek ağlasan gerek Güldür gerek, 

Yaşadık gerek öldür, 

Aşık Yunus sana kuldur, 

Kahrında hoş lütfunda hoş

Ruh Haliniz Bedeninizin Ve Sesinizin Durumundan Anlaşılır:

İnsan her evreden bir sonraki evreye geçtiğinde eski onun için hatıra olarak kalır. O hatıralar bazen acı bazen tatlıdır. Bu durum bilinç altımızda bazen istemediğimiz hasarlara sebep olur. İnsan hayatının her alanında bu dertlerle ve sıkıntılarla daralır ve umutsuzluğa başarısızlığa düşer. Böyle bir insanın yaşadığı psikolojik haller durumuna ve bedendeki organlarınada etki edecektir.

Bulunduğun ruhsal hal yüzünden ve sesinden anlaşılır. Bir şeyin rengi ve kokusu o şey hakkında size ön bilgi vermesi gibi. İnsanda sesinden ve yüzündeki renksel değişiklikle kendini belli etmektedir. Neşeli ve mutlu insanın akciğerlerine bir dolgunluk gelecek, dertli ve üzüntülü olduğunda bu hal karaciğerine rahatsızlık verecek, dertler aklının bir mum gibi erimesine sebebiyet verecektir. 

Çocuklar güler yüzlüdür kalpleri temizdir. Kalplerinin temizliği yüzlerine sevgi ile mutlulukla vurur. Onların bazen sevgiyi kullanarak ağlaması büyüklerine isteklerini yaptırmak içindir. Derviş kendine dert verene şikayette bulunmaz. Eyüp as. ne zaman dert dile ve kalp zarar vermeye döndü işte o zaman başladı derdini yüce rabbine arz etmeye bu arz etme serzeniş değildi yine derdi vereni anmaktan düşmemek içindi. kalın sağlıcakla….   

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir