Derviş Helal Lokma Yemeli

Helal Lokma

Mürid yediği lokmanın nereden kazanıldığına ve giydiği elbisenin helal yolla alınıp alınmadığını devamlı suretle kontrol etmelidir. Dili haram ve şüpheli şeylerden lezzet aldığı müddetçe o lokmaların zulmeti sebebiyle müridin amelleri nurlanamaz.

Oysa malumdur ki murid hakkı batıldan ayırmak için amellerinde da ima nuru gözetmelidir.

İbrahim Dusuki (Rahimehullah) derdi ki: “Sadık murid kalbi ile insanların onu tezkiye etmesine iltifat etmez. Bilakis ona vacip olan insanların onu tezkiye ettiği her hususta nefsini teftiş etmektir.”

Bazen bir şeyh müritlerinden birine istikamet üzere olduğu zamanda icazet (hilafet) verir. Daha sonra müridin hali değişir. Aldığı bu icazetin ehli tarik yolunu terk etmişken ona ne faidesi vardır? Şayet o murid icazet aldıktan sonra şeyhine gidip işlemiş olduğu o kötü şeyleri şeyhine arz etse elbette şeyh icazetinden dönecek ve kendisinin icazet vermekte hata ettiğine hükmedecektir. O halde murid icazetten sonra da nefsini devamlı kontrol etmeli, yanında katlanmış bulunan bir yazıya kanmamalıdır. Eğer buna itibar edip kendini farklı biriymiş gibi görmesi kendisi için aldanmadan ibarettir.

Yine denilir ki normal konuşmalarında bir mürid edebi ve yanlışsız güzel konuşmaya çok dikkat etmeye başlamış ise bu mürid tarikattan uzaklaşmaya başlamış demektir. Oysa ki ona gereken salih amellerde yanlışlık yapmamaya dikkat etmektir. Kur’an ve hadisleri öğrenmek ibadetlerde yanlışlık yapmamak maksadıyla ilim öğrenmesin de bir sakınca yoktur.

İmam Şarani eserinden istifade edilerek yazılmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir