Doğumda Güçlükle Karşılaşılırsa 

Doğumda Güçlükle Karşılaşılırsa 

Bazı Hanbeli âlimleri, kadının doğumu güçleşince, temiz bir bardak veya bir tabak içine «Bismillahirrahmanirrahim la ilahe illallahu’l halimu’l-kerim, Sübhanallahi rabbi’l-arşi’l-azim Elhamdülillahi rabbil âlemin, keennehüm yevme yerevneha, lem yelbesu illa aşiyyeten ev duhaha, keennehüm yevme yeravne ma yuaddune lem yelbesu illa saaten min neharin belağun fehel yühlekü illel kavmül-fasikun»  duası yazılıp, sonra o bardak veya tabak yıkanıp, suyundan o kadına biraz içirilir. Kalanı o kadının göğsüne saçılmalıdır, dediler.

Karınca, akrep, pire, yılan ve sivrisinek gibi zehirli ve ısırıcı hayvan için dua taşımak ve okumak caizdir. Zira Resulullah (ﷺ) her zehirli ve ağulu şey için duaya izin verdi. Resulullah (ﷺ): «Bir kimse akşama kavuşunca, üç kere, sallahu ala Nuhin ve ali Nuhin aleyhisselam dese, o gece onu akrep ısırmaz, buyurdu. Yine buyurdu: «Bir kimse akşama kavuşunca, euzü bikelimatit tâmmati min şerri ma halâk dese o gece o kimseye zehirli hayvandan zarar erişemez». Okuyup üflemek caiz olup, az da olsa tükürmek mekruh olur.

Hummaya Yakalananın Taşıyacağı Şey

Humma (sıtma) hastalığına yakalanan kimse, İmâm-ı Ahmed bin Hanbel’den bildirilen aşağıdaki kelimeler yazılıp üzerinde saklar. Ahmed bin Hanbel (radıyallahü anh) diyor ki: Ben humma hastalığına yakalandım. Benim için şu duâ yazıldı: «Bismillâhirrahmânirrahim ve billâhi, Muhammedün Resûlüllah, yâ nârü kûnî berden ve selâmen ala İbrâhîme ve erâdü bihi keyden fecealna hümül ahserîn, Allahümme rabbi Cebraile ve Mikaile ve İsrafile eşfi sâhibe hâzel kitâbi bi havlike ve kuvvetike ve ceberûtike yâ erhamerrâhimîn».

Nazar Değmesi 

Gözü değen kimse yüzünü, ellerini, kollarını, dizlerini, ayaklarını etrafını gömleğinin içini bir kap içine yıkayıp suyunu hasta üzerine dökmelidir. Zira Ebu Emâme bin Sehl bin Hanif (radiyallahu anh) şöyle bildirdi ki, babası Sehl bin Hanif yıkanırken, Amir bin Rebia (radiyallahu anh) görüp. ceset ve bedenin güzelliğinden hayrette kaldığını yemin ederek bildirirken, seni bugünkü gibi başka bir zaman görmedim Genç ve güzel kadınlarda senin bedenin etin ve derin gibi güzel bir vücut yoktur, demesiyle hemen o halde Sehl bin Hanif felç olup, başını kaldırmağa kendinde takat kalmadı.

Bu durumu Resûlüllah’a (ﷺ) bildirdiklerinde Peygamber efendimiz (ﷺ): «Sehl’in felc olmasında kimseden şüphe ediyor musunuz?», buyurdu. Hayır, kimseyi töhmet altında bulundurmayız. Ancak Amir bin Rebia onun için şöyle şöyle söylemişti, dediklerinde. Resulullah, Sehl bin Hanifi ve Amir huzuruna getirtip «Sizden biriniz mü’min kardeşinizde bir şey gördükte hayretle bakıp onu niçin helak eder. Ona hayranlıkla bakmayıp bereketle dua etsin» buyurdu. Sonra Resulallah, Amir’e yıkanmasını emretti. O da, yüzünü, ellerinin üstünü kollar, göğsünü, iç çamaşırının içini, dizlerinin ve ayaklarının üstün ve altın. bir kap içinde yıkadı.

Sonra Resulullah (ﷺ) emredip Amir o kabı, Sehl bin Hanif’in başından aşağı çevirerek döktü ve Sehl bin Hanif, Resûlüllah(ﷺ)’ın emri ile ondan birkaç yudum su içti. Bunun arkasından Sehl iyileşti, hayvana binip gitti, dedi. Eğer tamamen yıkansa, sonra yıkanılan su göz değen kimse üzerine dökülürse daha iyi olur.

Hastalığa İlaç Caizdir 

Damardan kan almak, dağlamak, yapılan ilacı içmek, damarları kesmek, yaraları yarmak, başka azalara geçeceğinden korkulduğunda o uzvu kesmek, burun ve makat da meydana gelen basur denen şeyi kesmek şeklinde ve bedenin sıhhatine sebep olan her şey ile ilaç caizdir.

Zira Resûlüllah (ﷺ)kan aldırdı, doktorla konuştu, ona danıştı. Tıpla uğraşanlara, sizin sözünüz, görüşünüz ancak tıptır. buyurduğunda tabipler: Ya Resulallah, tıp da hayır var mıdır? dediler. «Derdi ve hastalığı gönderen Allahü Teâlâ, devâ ve ilacı da gönderdi» buyurdu.

İmâm-ı Ahmed bin Hanbel’e (rahmetullahi aleyh) dağlama sorulunca: Araplar dağlarlardı. Resûlüllah (ﷺ)dağ yaptırdı. Eshâb-ı kirâm (aleyhimürrıdvân) hazretleri de yaparlardı, buyurdu.

İmâm-ı Ahmed diğer bir yerde İmran bin Hasan (radıyallahu anhūma) oyluk başından tırnağa ulaşan damarı kesti dedi. İmam Ahmed’den bir başka rivayetle bunun mekruh olduğu da bildirildi.

Fakat şarapla, zehirle, murdar ve necis şeyle tedavi caiz değildir. Zira Resûlüllah (ﷺ): «Ümmetim üzerine haram kılınan şeyde ümmetim için şifa yoktur» buyurdu. Tâun hastalığından, (vebadan) kaçmak caiz değildir. Şehrin dışında ise, kendini telef etmeye yardımcı olmaması için şehre girmemelidir.

100% LikesVS
0% Dislikes

Bir Cevap Yazın