Dua

DUA:

Dua bir çağrı, bir yakarış ve küçükten büyüğe, aşağıdan yukarıya, arzdan semalara ötesine bir yöneliş, bir talep, bir niyaz ve bir iç dökmedir. Dua sebep ve vasıtaları aşarak, hem Allah’ın kudretine itimadı, hem de beşeri zaafı ilandır.

Dua Güç ve Kudret sahibi Rabbimin karşısında acizliğimin göstergesidir.

وَاصْبِرْنَفْسَكَمَعَالَّذٖينَيَدْعُونَرَبَّهُمْبِالْغَدٰوةِوَالْعَشِىِّيُرٖيدُونَوَجْهَهُوَلَاتَعْدُعَيْنَاكَعَنْهُمْتُرٖيدُزٖينَةَالْحَيٰوةِالدُّنْيَاوَلَاتُطِعْمَنْاَغْفَلْنَاقَلْبَهُعَنْذِكْرِنَاوَاتَّبَعَهَوٰیهُوَكَانَاَمْرُهُفُرُطًا

18.28 – Sabah akşam Rablerine, O’nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte sabret. Dünya hayatının ziynetini arzu edip de gözlerini onlardan ayırma. Kalbini bizi anmaktan gafil kıldığımız, boş arzularına uymuş ve işi hep aşırılık olmuş kimselere boyun eğme.

قُلْمَايَعْبَٶُابِكُمْرَبّٖىلَوْلَادُعَاؤُكُمْفَقَدْكَذَّبْتُمْفَسَوْفَيَكُونُلِزَامًا

25.77 – (Ey Muhammed!) De ki: “Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak.”

وَقَالَرَبُّكُمُادْعُونٖىاَسْتَجِبْلَكُمْاِنَّالَّذٖينَيَسْتَكْبِرُونَعَنْعِبَادَتٖىسَيَدْخُلُونَجَهَنَّمَدَاخِرٖينَ

40.60 – Rabbiniz şöyle dedi: “Bana dua edin, duanıza cevap vereyim. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler aşağılanmış bir hâlde cehenneme gireceklerdir.”

اُدْعُوارَبَّكُمْتَضَرُّعًاوَخُفْيَةًاِنَّهُلَايُحِبُّالْمُعْتَدٖينَ

7.55 – Rabbinize yalvara yakara, gizlice dua edin. Şu bir hakikattir ki: Allah haddi aşanları sevmez.

Efendimiz sav “ Dua ibadetin özüdür” buyurmuştur. (Tirmizi Dua, 1) Duanın gafletten uzak ve huzuru kalple yapılması lazımdır. Hz. Peygamber sav. “ Allah, kalbi gaflet içinde bulunan kulun duasını kabul etmez.” Buyurmuştur. (Tirmizi Deavat, 65)

Hz. Musa (As.) gariban bir halde dua eden birisini görünce onun haline acıyıp “ Ya Rabbi! Elimden gelse o kimsenin ihtiyacını görürdüm.” Dedi. Allah Teâlâ “ Ben senden daha merhametliyim. O kulum bana dua ediyor ama kalbi, hala koyun sürüsünde. Kalbi Ben’den başka yerde olanın duasını kabul etmem.” Buyurdu. Bunun üzerine Hz. Musa o adama gidip durumu anlattı. Adam kalbini başka şeylerden sıyırıp Hakk’a öylece teveccüh etti. Allah da onun duasını kabul buyurdu.

Dua ihtiyacın anahtarı, sıkıntıda olanların rahatlatıcısı, darda kalanların sığınağıdır. Dua, günahları terk etmektir. Sevgiliye arz edilen iştiyaktır. Hakk’ın huzuruna utanarak çıkmaktır. O kul ile Allah arasında bir nevi haberleşmedir. Dua günahkârlar için Allah’ın merhametine mazhar olabilmek için kullandıkları bir merdivendir. Dua kulluk bilinciyle acziyet ve fakriyet halinin Allaha arz edilmesidir.

Yahya b. Muaz (Ra.) şu sözü, duadaki tutumu çok güzel ifade etmektedir: “İlahi! Ben asi bir kul iken nasıl Sana dua edebilirim? Sen Kerim iken ben nasıl olur da Sana duadan geri kalabilirim?”

Kettani: “Allah, bir müminin diline özür dilemeyi nasip etmişse, ona mağfireti de nasip etmiş demektir.”

Abdulkadir Geylani ks “ Ben Allah’a dua etmem deme, sonra nasıl olsa gelecek gelir; gelmeyecek olan de gelmez. Gibi sözlerlerini de bir mazeret olarak gösterme. Bunlar boş sözdür. Daima dua et. Dua etmek bir vazifedir görevdir. Kulluk icabı yapılır.  Dünya ve ahirete ait işlerin için Allaha yalvar, dua et ve iste. Haram olmayan ahlakına bir zarar vermeyecek olan herşeyi ondan talep et. Çünkü cenabı Hak, bizi dua etmeye teşvik ediyor, emir veriyor: “ Bana dua edin; icabet ederim. Allahın güzel nimetlerini isteyin; ama o nimetleri birbiriniz için böbürlenme vesilesi yapmayın.”

Daima Allah’tan iste. Kısmetinde varsa gelir; bu geliş senin imanını artırır. Duaya alıştığın için, halka yüzsuyu dökmekten de kurtulursun. Şayet kısmetin değilse, yine dua iyi olur. Allah’a imanın olduğu anlaşılır. Ayrıca bütün hallere karşı sende bir uysallık olur. Asabiyete kapılmadan işlerin kolaylıkla hal yol yolunu bulursun. Borçlu isen, kolaylıkla ödeme yollarını ararsın. Çünkü imanlısın, işlerini Allaha bırakıyorsun.

Yaptığın duaya karşılık verilmesede dünyada ahirette karşılığını bol ecir olarak alırsınız. Günahların, hataların bağışlanır. Allah kullarına bol ihsanlar yapandır. Acır dualarını kabul eder.

Her iman sahibi Allah’a dua eder. İman sahibi yaratanını her zaman anandır. Her hakkı yerine getiren iman sahibidir. Dua eden bilir ki: herşeyi veren Allah’tır.

Dua eden kibirli değildir. İşte bundan ötürü dua iman sahibinin huyları arasında olmalıdır.

Ehli iman duadan kaçınmamalıdır. (Fütühaül Gayb 66. Makale; dua etmek )

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir