Duası Makbul Olan Üç Kişi

DUÂNIN FAZİLETİ VE VAKTİ

Yine Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) anlatıyor: “(Allah’ın kabul ettiği) üç müstecab duâ vardır, bunların icabete mazhariyetleri hususunda hiçbir şekk yoktur. Mazlûmun duası, misafirin duası, babanın evladına duası.” (Tirmizi, Birr 7, (1906); Cennet 2, (2528), Da’avât 139, (3592); Ebu Davud, Salat 364, (1536); ibnu Mace, Dua 11, (3862).]

Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm), duâsı makbul olan üç kişiyi bizlere haber vermektedir: Mazlum, misâfir ve baba.  Başka hadislerde duası makbûl olan başka kimseler de mevzubahis edilmiştir. Oruç açtığı sırada oruçlunun duası, âdil imamın duası, gâibin gâibe duası (kişinin arkasından yapılan duâ). gibi. 

Mazlumun yâni zulme uğrayanların dualarının makbuliyeti, onların mü’min ve müslüman olmaları şartına bağlı değildir. Başka rivâyetlerde zulme uğrayan kimsenin fâcir (büyük günahı alenen işleyen) veya kâfir olmaları hâlinde de dualarının makbul olduğu tasrîh edilmiştir.

“Mazlûmun duasından sakının, kâfir bile olsa. Zira onun duasının önünde perde yoktur.”

‘Mazlumun duası makbûldür, fàcir bile olsa; zira onun fücûru kendi aleyhinedir.”

Hemen kaydedelim ki, hadiste yasaklanan zulüm, mutlaktır. Alimler, bu durumdan hareketle mal, can, irz vs. her neye yönelik olursa olsun, bütün çeşitleriyle zulmün yasaklandığını belirtirler.

Abdullah ibnu Amr ibni’l-Âs (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resú”lah (aleyhissalatu vesselam) buyurdular ki: “icabete mazhar olmada gaib kimsenin gâib kimse hakkında yaptığı duadan daha sür’atli olanı yoktur.” (Tirmizi, Birr 50, (1981), Ebu Davud, Salât Müslim, Zikr 88, (2733); Buhâri, Mezâlim 9.]

Bu hadise göre, Allah’ın derhal kabal buyuracağı dualardan biri de, mü’min kimsenin mü’min kardeşi için gıyabında yapacağı duâdır. Bu husûsta Müs’in bir rivayeti daha açıktır:

“Müslüman kimsenin, kardeşi için giyâbında yaptığı duâ müstecâb’dır. Dua edenin başucunda ona müvekkel bir melek vardır. Kardeşi için hayır duâ yaptıkça bu melek: “Amin, istediğin şeyin bir misli de sana olsun” der.” 

Kaynak . Kütüb-i Sitte Muhtasarı, Prof. dr. İbrahim Canan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir