Duayı Terk Etme

On Beşinci Vaaz: Dua 

İlahi takdire boyun eğen kimse!

“Allah’a dua etmeme lüzum yoktur. Çünkü benim isteyeceğim şey ezelde taksim edilip ayrılmışsa – istesem de istemesem de herhalde bana gelecektir. Yok eğer taksim olunmamışsa yani benim için o şey ayrılmamışsa istememle bana verilmez.. deme. Bilakis arzu ettiğin dünya ve ahiret hayırlarını içinde haram ve fena bir şey olmamak şartıyla – iste. Çünkü Cenâb-ı Allah istememizle bize emretmiş ve bunu teşvik etmiştir.

“Bana dua edin. Size icabet (ve duanızı kabul edeyim.) Çünkü bana dua ve ibadetten büyüklük taslayanlar hor ve hakir cehenneme gireceklerdir.» (Mü’min suresi: 60).

“Allah’ın, kiminizi kiminizden üstün kılmaya vesile yaptığı şeyleri ummayın. Erkeklerin kendi kazandıklarından bir payı olduğu gibi kadınların da yine kendi kazandıklarından bir hissesi vardır. Allah’tan, O’nun lütfu inayetinden isteyin. Şüphesiz ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir.” (Nisa suresi: 32).

Hazreti Peygamber (ﷺ):  “Kabul olunacağına inanarak Allah’tan isteyin” , “Allah’tan ellerinizin içiyle isteyin” (Taberani: Ebu Bekir (RA)’den Camiussagir C. 2, S: 32). Buyuruyor. Bunlardan başka bu konuyla alakalı daha birçok şerefli hadiseler varid olmuştur. “Ben istiyorum ama O vermiyor. Bu bakımdan artık istemeyeceğim.” deme. Duaya devam et. istediğin senin için ayrılmış bir nasipse, onu sana sevk eder ki bu, senin iman, yakin ve tevhid akideni arttırır.

Halktan istemeyi terk et..

Bütün ahvalinde Halka dön. Çünkü ancak 0, senin ihtiyaçlarını karşılayıp verir. Eğer istediğin sana ayrılmış bir nasip değilse, dua ve isteğinle Allah sana gönül zenginliği hoşnutluk bahseder. Fakir de olsan, hasta da bulunsan bunlara karşı sana rıza kapısını açar. Borçlu isen alacaklı kötü isteğini frenler, onu bu hususta yumuşak davranmaya ve kolaylık göstermeye sevk eder. Durumun düzelinceye kadar ona bu tutumu tercihe şayan kılar. Bu dünyada bunları yapmasa bile isteklerine karşılık olmak üzere ahirette sana büyük sevaplar hazırlar. Çünkü o yegâne kerem sahibidir. Gani ve Rahim’dir. Senin samimi arzularını, istek ve dualarını boşa çıkarmaz. Ya hemen verir veya geciktirip öbür dünyaya bırakır.

Şerefli bir hadiste buyuruluyor ki:

Mü’min, kıyamet günü amel defterinde işlemediği ve bilmediği bir takım iyilikler görür. Ona denilir ki:

– Bunları bilir misin?

– Hayır, nereden olduğunu bilmiyorum!..

Bunlar senin dünyada istediğin şeylere karşılıktır. (Arzuların bugüne bırakılmıştı), diye cevap verilir.” 

Evet, mü’min kul Allah’tan bir şey istemekle her şeyden önce onu hatırlamış oluyor. O’nun varlık ve birliğini tekrar tekrar dile getiriyor ve böylece her şeyi yerIi yerince koymuş, hakkı ehline tevdi etmiş, kendi güç ve kuvvetinden teberri edip gurur kibir, büyüklenme gibi mezmum sıfatları terk etmiş oluyor.

İşte bütün bunlar iyi ve güzel amellerdir, sevabı (karşılığı) Allah katında mahfuzdur. 

Ey hakikat yolcusu! 

Dua şebekesini doku da rıza kapısına yönel, lüzumsuz sözlerden yüz çevir. Aziz ve Celil olan Allah’ı kalbinden ve dilinden hiç bir zaman çıkarma.



100% LikesVS
0% Dislikes

Bir Cevap Yazın