Dünya İmtihan Yeridir

Bismillahirrahmanirrahim

Dünya Denenme Yeri Olarak Yaratıldı:

“Biz gök ile yeri ve aralarındaki şeyleri, boş bir eğlence için yaratmadık … “Enbiya:16 Dünya hayatında imtihan, bela ve sıkıntılarla insan gayet doğal olarak karşılaşır. “O, hanginizin daha güzel iş yapacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstündür, bağışlayandır. (MÜLK/2) İnsanlar ve cinler ebedi yaşam mükafatını kazanmak için dünya denilen tatbikat sahasında bunlarla yüzleşmek zorundadır.

Yunus Emre’nin Gönülden dile dökülen sözlerine kulak verelim;

Hoştur bana senden gelen, 

Ya hilat-ü yahut kefen, 

Ya taze gül yahut diken, 

Kahrında hoş lütfunda hoş 

Gelse celalinden cefa, 

Yahut cemalinden vefa, 

İkisi de cana Safa, 

Kahrında hoş lütfunda hoş 

Gerek ağlasan gerek Güldür gerek, 

Yaşadık gerek öldür, 

Aşık Yunus sana kuldur, 

Kahrında hoş lütfunda hoş

Dünyaya Neden Geldiğini Bilen Hırsa Kapılmaz: 

Dünya hayatında bizi ara ara yoklayan belalar ve sıkıntılardan kaçamadığımıza göre bunların nereden geldiğini, neden geldiğini öğrenelim. “Çaresiz biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Müjdele o sabredenleri! “(BAKARA/155) o zaman ondan geleni sevgi ile karşılayalım ve kucaklayalım o bize kaldıramayacağımızdan fazlasını yüklemez. Dünyanın imtihan olduğunu bilip, Hakkın istediğini yerine getirmek ileride bekleyen ateşten ve ızdıraptan Onun Rahmetiyle kurtulmamıza vesilesi olacak ve huzur bulmamıza da yardımcı olacaktır.

Dünyanın her köşesinde tuzaklar ve yol kesen canavarlar eksik olmaz. Kul kendisine Allah’ın verdiği nimet ve imkanlara razı olarak uyumlu hareket etmeli ki rahat etsin. Kurtulmak için ümidinin Allah’tan gayrıya bağlarsa bu sonuçsuz kalacaktır. 

Dünya zindanın da Kaza ve kaderin eline düşmeyen hiçbir varlık yoktur. Herkes onların elinden yara alır.

Kaza ve kaderin gerçekliğine karşı hiç kimsenin hilesi fayda vermez. Haberleri olmadan dostlar birbirinin başına gelecek olan kaza ve kadere hizmet ederler. Kimisi hırsına, kimi açgözlülüğüne yenilir.  

İsa As’la yolculuğu çıkan adamın hikayesi ile yazımızı sonlandıralım dostlar. Birbirinin sebebi olan birçok girf olay yaşamakta bu hayatta işte bunlardan biri;


Dünya Hırsı :

İsa aleyhisselam bir gün yolculuğa çıkmak üzereyken yanına birisi geldi ve:  Allah’ın nebisi! Ben de seninle gelmek istiyorum, dedi.

İsa aleyhisselam adamı yanına kabul etti ve beraber yola koyuldular. Bir vakit sonra bir nehir gördüler ve kenarında oturup dinlenmeye karar verdiler. Yanlarında üç parça ekmek vardı. İki parçasını yediler. İsa aleyhisselam yemekten sonra kalkıp nehrin kenarına gidip biraz su içti. Geriye döndüğünde ise arta kalan ekmeği bulamadı.

Adama: Ekmeği kim aldı? Diye sordu.

Adam:  Bilmiyorum, dedi.

İsa aleyhisselam fazla üstelemedi ve tekrar yola koyuldular. Çok geçmeden yol kenarında yavrularıyla birlikte bir geyik gördüler. İsa aleyhisselam bir tanesini çağırdı ve sonra onu Allah’ın izniyle kesti. Etinin bir kısmını ateşte kızarttıktan sonra adamla birlikte yediler Sonra İsa aleyhisselam yerdeki kemik ve et parçalarına seslenip: 

– Allah Azze ve Celle’nin izniyle ayağa kalk, dedi. Kemik ve et parçalarına dönüşmüş olan geyik yavrusunun kalıntısı, derhal eski haline geldi ve bir geyik olarak tekrardan ayağa kalktı, İsa aleyhisselam adama dönüp:

Şu mucizeyi sana gösteren Allah hakkı için söyle, o ekmek parçasını kim aldı? Diye yeniden sordu,

Adam ısrarla:  Bilmiyorum, diyordu.

Yine yola koyuldular. Bu sefer çöl bir araziye geldiler. İsa aleyhisselam yere eğilip önüne bir avuç toprak aldı, Sonra Allah Azze ve Celle’nin izniyle hemen altın ol, dedi, Toprak bir anda altına dönüştü. Altını üç parçaya ayırdı ve:  Üçte biri benim, üçte biri senin, şu üçte biri de o ekmek parçasını alan kişinindir, deyince adam dayanamayıp: Ekmek parçasını ben aldım, diye itiraf etti.

Ísa aleyhisselam bu cevabı alınca: Şimdi bütün altınlar senindir, dedi ve adamı yalnız bırakıp oradan uzaklaştı. Artık yolculuğa tek başına devam ediyordu. Adam yalnız kalmıştı. Çölün ortasında yol alırken karşısına iki kişi çıktı.

Gelenler adamın yanındaki altınları gördüler İstediler; ama adam vermedi. Bu sefer öldürmekle tehdit ettiler.

Adam:

-Üçe bölelim, diye teklif etti, kabul ettiler.

Bir müddet geçtikten sonra yoruldular ve karınları acıktı. 

Adam: İçimizden birisi şehre gitsin de bize yiyecek alsın, dedi. Sonradan gelenlerden biri kalkıp yiyecek almak için yola koyuldu. Yolda giderken kendi kendine planlar kuruyor: Niye bu altınları o ikisiyle paylaşayım ki! Yemeğin içine zehir atarım, öldürürüm onları ve altınların hepsi benim olur, diyordu. Aynen düşündüğü gibi de yaptı. Aldığı yiyeceklerin içine zehir katmıştı ve onların yanına dönüyordu.

Diğerleri ise ayrı bir planın peşindeydi. Birisi: Yâ, biz niye üçüncü bir hisseyi ona verelim ki? Buraya geldiğinde öldürürüz onu, altını da yarı yarıya bölüşürüz, dedi.

Nitekim adam geri döndüğünde üzerine atılıp onu oracıkta öldürdüler. Sonra da öldürdükleri arkadaşlarının yaptığı plandan haberleri olmadan getirdiği yemeği yemeye koyuldular. Çok geçmeden zehir kanlarına karıştı. İkisi de arkadaşlarını öldürdükleri yerde, altınların başında ölüp gittiler. Altınlar çölün ortasında sahipsiz öylece kalakalmıştı artık.

İsa as. oraya geri döndüğünde onların bu halini görünce yanındaki havarilerine şöyle dedi:

İşte bu dünyadır. Ondan kaçının.


Aslında hepimiz dünyanın imtihan yeri olduğunu biliyoruz. Fakat onun cazibesine kapılarak hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyoruz. İnsanın yolculuğunda dünyadan çektiği çok şey vardır. 

İmtihan dünyasında, yaşantımızı hakkın emirleri doğrultusunda istikamet üzere tutarsak, dünyanın nasıl bir yer olduğunu, ona karşı nasıl bir tavır sergilemesi gerektiğini görmüş olacaksınız.

İçsel Görüş;

Hissiyatlarımızın kuvvetlenmesini sağlamakla değişimdir. yaşamaktır bu olayların arkasındaki hikmetlerin neler olduğunu görme feraset ve Basiret Mümine kazandırmak içindir.  gerek iş hayatında helal ve Haramı ayırt etmek için buna ihtiyaç duyarız gerekse şüpheli şeylerden uzak durup harama düşmemek için s feraset ve Basiret hissiyata ihtiyaç duyarız. 

Allah dostları yokluk ve sıkıntının aşılması için dua ve niyaz eden insanlar gibi olmazlar. Gönlünü Hakka teslim etmiş olan bu imtihan aleminde başa gelen sıkıntıların ve hastalıkların arınma ve hakka yakınlık vesilesi olduğunu bilirler. Yunus’un kelimelerinin de sırrı burada yatıyor. 

Kalın sağlıcakla….  

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir