Dünya

Geylani’nin Dünya Hakkında Söyledikleri 

“Dünyâ, kısa süre sonra kapanacak olan bir çarşıya benzer. Halkı görme kapılarını kapatın. İçerisinden Hakk’ın görüldüğü kapıları açın. Kalp, safâ ve temizlik ve sır da, Hakk’a kurbiyet hâlinde iken, gerek sâdece size ait olan, gerekse Hakk’ın herkes için takdir ettiği rızıkları kazanmak için kazanç ve sebep kapılarını kapatın. Kazanç başkaları için, fayda başkaları için ve tahsil başkaları için olsun. Cenâb-ı Hakk’ın size tahsis etmiş olduğu lutuf ve ihsanları talep edin. Bedenleriniz dünya ile birlikte iken kalpleriniz ahiret ve sırlarınız da Mevlâ ilc birlikte olsun, Mevlâ, sizin ne istediğinizi bilir.

Sûfiler peygamberlerin bedelleridir (abdal). Onların size emrettiği şeyleri kabul edin. Zira onlar Allah’ın ve peygamberinin emri ile sizden bir şeyler yapmanızı isterler veya yine onların nehyetmesi, yasaklaması ile bir şeyleri yapmamanızı size emrederler. Onlar ancak konuşturuldukları zaman konuşurlar. Aldıklarını verirler. Onlar nefsaniyetlerinden ve kendiliklerinden hareket etmezler. Cenâb-ı Hakk’a dininde nefislerini, hevâ ve heveslerini ortak yapmazlar. Gerek sözlerinizde gerekse fiillerinizde Hz. Peygamber’e tâbi olun. Cenâb-ı Hakk’ın şu sözünü iyi dinleyin: “Resul size neyi veriyorsa onu alın, neyi yasaklıyorsa ondan da kaçının.” Haşr Süresi, âyet 7

Onlar “resul”e tâbi oldular, resul de onları “mūrsil”e (Cenâb-ı Hak) götürdü. Onlar resule yakınlaştılar, resul de onları Hakk’a yakınlaştırdı. Halktan ayrı olarak resul onlara yeni lakaplar, yeni elbiseler, yeni evler yurtlar ihdas etti. Ey münafıklar! Sizler din ile aşabileceğinizi ve din işinin başıboş kalacağını zannettiniz Ne size, ne şeytanlarınıza, ne kötü yandaşlarınıza hiçbir keramet ve ikram yoktur.

Allah’ım beni ve onları affet. Nifak zilletinden, şirk bağından koru.

Allah’a kulluk edin. Helâl kazanmak suretiyle ona kulluk etmek için onun yardımını talep edin. O, helâl lokma yiyen, itaatkâr ve mü’min kulunu sever. O; yiyip de amel eden kullarını sever. Yiyen ama amel etmeyen kuluna buğuz eder, onu sevmez. Kendi kazancından yiyen kullarını sever. Nifak çıkararak ve halka dayanarak yiyen kimselere ise buğuz eder. Kendisinin birliğine inananı sever. Kendisine şirk koşana ise buğuz eder. Kendisine teslim olanı sever. Kendisiyle çekişene ise buğuz eder. Muvafakat ve teslimiyet muhabbetin şartlarındandır. Muhalefet ve aykırılık ise düşmanlığın icaplarındandır. Rabbinize teslim olun. Onun dünyadaki ve ahiretteki takdirine ve tedbirine razı olun.”

“Ben belâ ve sıkıntıya uğrayıp da, Cenâb-ı Hak’tan onlardan beni kurtarmasını talep ettiğim hiçbir belâ ve musibet yoktur ki, onlara ilâveten bana yeni belâ ve musibetler gelmemiş olsun. Buna şaşırıp kalmışımdır hep. Daima bana şöyle hitap edilirdi: “Sen bu işe başlarken hâlinin teslim olduğunu bize söylememiş miydin?” Edeple susar ve beklerdim.”

“Yazıklar olsun sana!

Muhabbetullah iddiasındasın fakat başkasına muhabbetin var. Cenâb-ı Hak saflık ve berraklıktır, diğerleri ise bulanıklıktır. Kalbinin temizliği Hak’tan başkasının muhabbeti ile bulanırsa sen de bulanırsın. O zaman Cenâb-ı Hak, halîli İbrâhim (a.s.)’a ve Eyyûb (a.s.)’a yaptığı muameleyi sana da yapar. Her iki peygamber de oğullarına gönülden muhabbetle meyledince, her ikisi de oğlu ile iptilaya ve imtihana uğradı. Hz. Peygamber de torunları olan Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’e meyledince, Cebrail geldi ve ona: “Bunları seviyor musun?”  dedi. O da: “Evet” dedi. Bunun üzerine Cebrâil şöyle dedi: “Onlardan biri zehirlenecek, birisi de öldürülecek!” Hz. Peygamber’in gönlünden onların aşırı muhabbeti çıktı. Hz. Peygamber gönlünü yalnızca Mevla’sı için ayırdı. Torunları hakkındaki sevinç hüzne dönüştü. Cenâb-Hak, peygamberlerinin, velilerinin ve sâlih kullarının kalplerine karşı kıskançtır.

Ey nifak ve bozgunculuğu ile dünya peşinde koşan! Ellerini aç, orada bir şey görüyor musun? Yazık sana! Kazanmayı terk ettin, oturdun, ellerinle insanların mallarını yiyorsun. Kazanmak, peygamberlerin hepsinin de sanatıdır. Onlardan hiçbirisi yoktur ki, elinde bir sanatı olmasın. Ey dünya şarabı ve şehvetleri  ile sarhoş olmuş! Yakında kabrinde ayılırsın!” Şattanúfi, Behcetü’l-Esrâr ve Ma’denü’l-Envâr

Kaynak: Nehru’l-Kadiriyye

50% LikesVS
50% Dislikes

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir