Ebu Said Mübarek Mahzumi (Ra)

Ebû Said Mübârek Mahzumî (rahimehullah)’ın Babü’l Ecz’de bir medrese inşa ettirmiş ve bu medresede irşada devam etmiş, birçok yerden gelen alimler, salihler ondan zahiri ve batini ilimleri dinlediler, ders aldılar.

Medresede kendisinden sonra Hz. Pîr Abdülkadir-i Geylani (KSA) orada dersler vermeye başlamıştır. Abdülkadir Geylani’nin üstadı idi. Gavs-ul Azam Abdülkadir Geylani Hazretlerine çok hürmet eder ve edepli davranırdı ve derdi ki:

“Abdulkâdir Geylânî (k.s.), benden bir hırka alıp giymiştir. Ben de ondan hırka alıp giydim. Biz, daima birbirimizden hırka alıp giyerdik.?”

Nezih ve iffetli bir kimse idi. Dünya ona açılmış, zengin bir kimseydi. Büyük bir evi ve hamamı, meyve bahçesi vardı.

Pir Abdülkadir-i Geylani (k.s.a.) bir zamanlar sahrada kırk gün gün riyazat yapmıştı. Kimse yedirmedikçe yememeye karar vermiş ve kırk gün sonunda Ebu Said Mahzumi (k.s) Abdülkadir Geylani (k.s.a.)’in bu durumuna vakıf olmuş ve lokma lokma kendisine yemek yedirmiştir.

Bir gün Ebû Saîd Hazretlerinin huzuruna iki sandık getirdiler. O sırada dervişlerine ders veriyordu. Sözünü yarıda kesip gelenlere; ’Sizler Ashâb-ı Kirâm’a (r.anhüm) dil uzatan, haklarında kötü sözler söyleyen kimselersiniz. Bu sandığın içindekilerle beni imtihan etmek için geldiniz.? dedi. Kürsüden inip sandıkların yanına geldi.

Birinin kapağını açtığında içinde bir çocuğun oturmakta olduğu görüldü. Çocuğun elinden tutup ’Kalk!? deyince çocuk içinden fırlayıp çıktı ve koşmaya başladı. Diğer sandığın ağzını açtığında onun da içinde bir çocuğun olduğu görüldü. O çocuğun alnına parmağını dokundurup ’Topal ol!? dedi. Çocuk dışarı çıktığında topallayarak yürüdüğü görüldü. Çocuğu getirenler hayretler içinde kaldılar. Çünkü önceki sepete topal bir çocuk, diğerine de sağlam bir çocuk koymuşlardı. Topal olan çocuk sağlam, sağlam olan da topal olmuştu. Onlar bu hali görünce derhal tevbe ettiler ve dediler ki: ’Yemin ederiz ki, bu çocukların durumlarını Allah Teâlâ’dan başka kimse bilmiyordu.?

Cenâb-ı Hakk, Ebû Saîd (rh.a.) Hazretlerinin dualarını kabul ederdi. Çok hasta olan bir kimseyi ziyaret etse hasta sıhhate kavuşur, iyileşirdi. Bir kimseye şefkatle baksa o şahıs kötü ahlaklı bile olsa salih bir Müslüman olurdu. Vefatı anında oğlu Saîd;

– ’Babacığım, bana vasiyet eder misin?? dedi. O da oğluna:

– ’Evladım! Abdülkadir Geylani’ye (k.s.) karşı çok hürmetli ol!? buyurdu. Orada bulunan alimlerden Muhammed el-Medini (rh.a.):

– ’Ey Efendim! Abdülkadir Geylani (k.s.)’nun halinden bize anlatır mısınız? dedi. O da:

“Abdülkadir Geylani bu zamandaki evliyanın çiçeğidir. Yeryüzündeki insanların Allah Teâlâ’ya en yakını ve en sevimli olanıdır.” buyurdu.

Ebû Saîd Hazretleri buyurdu ki:

’Velinin kalbinde dünya malına karşı hiçbir muhabbet olmamalı, kalbi bütün kötü huylardan temizlenmelidir. Hiç kimse ile münakaşa etmemeli, herkesle hoş geçinmelidir. Elinde olanları muhtaçlara verip, onlara hizmeti ganimet bilmelidir.?

Ebû Saîd (rh.a.) Hazretleri dünyaya gelişinin gayesini en güzel şekilde yerine getirmenin bahtiyarlığına eren kimselerin kervanına katıldı. Hicri 557 (m. 1162) senesinde Irak’ın Nehrü’l-Melik kasabasında vefat etti.

Cenâb-ı Hakk şefaatlerinden, mahrum etmesin.! Amin!

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir