EFENDİMİZİN NÜBÜVVET MÜHÜRLERİ

BİRİNCİ HADİS

Saib b.Yezid (Ra.) rivayet ediyor:

Teyzem beni alıp Peygamber (S.A.V)’in huzuruna götürdü ve ey Allah’ın Resulü, kız kardeşim oğlunun ağrısı var, dedi. Bunun üzerine Rasulullah (S.A.V.) mübarek elleriyle başımı sıvadı, benim için bereket ile dua buyurdu. Hz. Peygamberin abdest suyunun geri kalanından içtim ve edebe riayet için mübarek arka taraflarında durup peygamberlik mühürlerine bakmaya başladım. Peygamberlik mührü o mübarek cismin iki kürek kemikleri arasında idi. O, gelin ve damat için yapılan cibinliklerin asılmasında kullanılan gümüşten veya ibrişimden yapılan askılık büyüklüğünde idi».

İKİNCİ HADİS
Cabir (R.A) rivayet ediyor:
“Ben Resul-i Ekrem’in mübarek iki omuzları arasında nübüvvet mührünü gördüm. Güvercin yumurtası kadar büyüklükte ve kırmızıya yakın bir renkte ve sertçe idi.»

ÜÇÜNCÜ HADİS
Rumeyse (R Anha) rivayet ediyor:
“Ben Resulü Ekrem Hazretlerine o derecede yakın idim ki, isteseydim, iki omuzları arasındaki peygamberlik mührünü öperdim. Fakat sevgimin çokluğundan öpemedim. Tam bu esnada Hazret-i Muhammed (S.A.V.)’in «Saad b. Muaz Hazretlerinin vefatında Arş-ı Rahman titredi» dediğini işittim».

DÖRDÜNCÜ HADİS
Peygamber Efendimiz, benim gönlümde Nübüvvet Mührünü görmeyi arzuladığımı sezip bana: Ey Eba Zeyd, bana yaklaş ve sırtımı elinle sıvazla, dedi. Ben de, emirlerine uyarak yanlarına gidip mübarek sırtlarını sıvazladım. Parmaklarım toplu halde peygamberlik mührü üzerine dokundu.”

BEŞİNCİ HADİS

Abdullah b. Büreyde rivayet ediyor:” Babam Büreyde’den işittim, Peygamber Efendimiz hicret edip Medine’ye geldiklerinde, Selman-ı Farisi, Rasulullah’ın huzuruna, üzerine taze hurma konulmuş bir kab ile gelerek onu Rasulullah’ın önüne koyduklarında Peygamber-i Zişân: Ey Selmân bu nedir? diye sordular. Selmân-ı Fârisî, Bu getirdiğim, size ve ashabınıza sadakadır, dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz,- Ey Selman, bu sadakayı kaldır, zira biz peygamberler, sadaka yemeyiz, buyurdular».

ALTINCI HADİS
Ebu Nazre (R.A.) rivayet ediyor:
<Ebu Said el-Hudri’nin oğlundan Peygamber (S.A.V.)’in peygamberlik mührünün nasıl olduğundan sordum, o,-Peygamberlik mührü’nün peygamberin sırtında yumrulanmış bir gül büyüklüğünde idi, diye haber vermiştir».

YEDİNCİ HADİS
Abdullah b. Sercis (R.A.) rivayet ediyor:
«Ben Peygamber Efendimizin huzurlarına vardığımda 0 ashabından bir cemaatle beraber oturuyordu. Huzurlarına varınca yer değiştirerek Peygamberimizin arka tarafına geçtim.
Peygamber (S.A.V.) nur-ı nübüvvetle, gönlümde peygamberlik mührünü görme iştiyakını sezdiklerinden sırtlarından örtüyü kaydırdılar, o zaman ben nübüvvet mührünü gördüm. O nübüvvet mührü Peygamber (S.A.V.)’in sırtında hacim itibarıyle değil, şekil itibariyle yumruk gibi olan nübüvvet mührünü gördüm. Yani Peygamberimizin nübüvvet mührü, cild-i saadetleriyle ayı seviyede değil, kabarıkça idi ve etrafında inciler gibi benler vardı.

O zaman arkalarından önlerine gelerek: -Yá Rasûlállah! Cenâba Hak senin ümmetine mağfiret etsin, dedim. Peygamber de:- Ey Abdullah: Allah Teala özellikle sana mağfiret etsin, dedi.
Bunun üzerine, Peygamberimizin huzurunda bulunanlar, Abdullah (R.A.)’ın ne derecede büyük bir mertebeye nâil olduğunu anladıklarından gıbta edip;-Ey Abdullah, Rasulullah, senin için istiğfar etti, dediklerinde Hz. Abdullah, evet Nebiyy-i Muhterem Hazretleri benim ve sizin için istiğfar etti, dedikten sonra (Günahların için ve mümin erkek ve mümin kadınlar için tevbe et:) ayet-i kerimesini okuyarak, mecliste olanları müjdelediler”.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir