Emanete Sahip Çıkmak

Emanete Sahip Çıkmak

Şöyle bir hikâye anlatılmıştır: Vakti zamanında kendisine çok güvenilen, emanete canı gibi sahip çıkan fazilet sahibi bir zât vardı. Bir gün padişahlardan biri ona çok kıymetli bir taş bıraktı. O zât bunu evinin bir köşesine sakladı. Bir zaman sonra evin küçük çocuğu bunu gördü. Çocukluk buya vurup onu yere düşürdü. Ziynet eşyası dört parçaya ayrıldı. O zât bu durumu görünce “Padişaha ne diyeceğim, ben nasıl hesap vereceğim” diye türlü türlü sıkıntı ve üzüntüye düştü. Hatta o diyardan kaçıp gidesi bile gelmişti. Bu bâdireleri yaşarken biriyle karşılaştı.

Adam ona:

– Seni çok kederli görüyorum kardeşim, dedi.

O zât da başından geçenleri ve nasıl bir korku ve darlık içinde olduğunu bir bir ona anlattı. Adam ona şu dört beyti okumasını tavsiye etti:

Öyle gizli işler vardır ki, nice akıllının oynatır zekâsını yerinden

Nice kolaylık vardır ki zorluğun peşinden çıka gelir, ve mahzun

kalbin kederini kaldırır.

Öyle iş vardır ki sabahleyin onunla üzülürsün, akşam

olduğunda ise birden seni bir sevinç kaplar,

Eğer bir gün seni sıkıştırırsa bir köşeye sıkıntılar,

Hemen durma Yüce ve Tek olan O Zâta yalvar!

Adam bu sözleri söyledikten sonra devamında şöyle der: Bunları söyle ve sürekli tekrar et. Muhakkak Allah Tebâreke ve Teâlâ’dan sana bir yardım ulaşacaktır.

O zât adamın dediklerini yapmaya koyuldu. Bu sözleri sürekli tekrar edip dururken bir gün padişahın elçisi ona geldi ve dedi ki:

— Padişahın karnında bir ağrı peyda oldu. Onu muayene eden doktorlar: “Bu hastalık için kıymetli bir taşı dört parçaya ayırmalı ve suyun içine atıp, onun suyundan içirmelisiniz” dedi. Padişahın emri şudur ki: Bir sanatkâr bulup o sana verilen kıymetli taşı, tam dört parçaya ayıralım. Ne az olacak ne de fazla.

Elçi bu sözleri neredeyse defalarca tekrar etti. O zât da:

– Baş üstüne, hemen yerine getireceğim, dedi.

Bir anda ondan bütün sıkıntı ve keder sıyrılıp gitmişti. Hiç korku ve endişe kalmamıştı. Onu bu sıkıntılardan kurtarıp lütuf ve ihsana kavuşturan Mevlâsına hamdetti. Sonra o dört parçaya ayrılmış olan kıymetli taşı padişaha getirdi. Padişah, verdiği vazifenin muntazam bir şekilde yerine getirildiğini görünce onu mükâfatlandırdı ve ikramlarda bulundu.

O da bir süre önce sıkıntı ve keder deryasına dalmışken birden sevinçlere gark olup padişahtan aldığı bahşişlerle evine döndü.

Hüzünleri yükleyen ve peşinden ihsan ve sevinçleri bağışlayan Rahman, Rahîm, Kerim ve Lütuf Sahibi O Zât’ı noksan sıfatlardan tenzih ederiz. Sıkıntıya düşmüşlere ikrâm ve yardımı seven kullarına rahmetini yakın tutan Zâtı noksan sıfatlardan tenzih ederiz. 

Âlemlerin Rabbi olan Allah ne yücedir!

Kaynak : İmam Yafii

 

100% LikesVS
0% Dislikes

Bir Cevap Yazın