Evlilik Hayatı

Bismillahirrahmanirrahim

Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Kim evlenirse, dinin yarısını elde etmiş olur, diğer yarısı için de Allah’tan korksun.” Hakim

Ebu Hüreyre’den (r.a.): Resulullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Kadınlar hakkında birbirinize hayır tavsiye edin! Çünkü onlar eğe kemiğinden yaratılmışlardır. Bu kemiklerin en eğri kısmı, en üst tarafıdır. Eğer sen eğri kemiği doğrultmaya çalışırsan, onu kırarsan. Onu kendi haline bırakırsan, daima eğri kalır. Onun için sizler birbirinize kadınlar haklarında daima (hayır) tavsiye edin.” Buhari, Enbiya, 1 : Nikah, 81 : Müslim, Rada’, 60: Tirmizi. Rada’, 11 : Tefsir, 9/2:

Sahihayn’daki bir rivayette de şöyle buyurmuştur:“Kadın eğe kemiği gibidir. Eğer sen onu doğrultup düzeltmeye kalkarsan kırarsın. Eğer ondaki eğrilikle birlikte ondan faydalanmak istersen, ondan faydalanabilirsin.” Buhari, Nikah, 80: Müslim, Rada’, 65

Müslim’in rivayetinde ise şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz ki kadın eğe kemiğinden yaratılmıştır. Senin için (tam kıvamında) tek yol üzere doğru olmayacaktır. Eğer ondan istifade etmek istiyorsan, kendisinde eğrilik olduğu halde istifade edeceksin doğrultmaya kalkarsan kararsın. Kadının kırılması, boşanmasıdır.”Müslim,Rada, 59.

Bu hadisler, kadının tabiatının değiştirilemeyeceğini ifade etmektedir. Allah Tealanın onların fıtratına yerleştirmiş olduğu naziklik, alınganlık, hassaslık, ziynete temayül, erkeğin dikkatini çekme gibi bir çok özellikleri vardır. Eğer koca bunları kendi istediği şekle sokmak ister ve bu konuda da katı olursa başaramaz ve sonunda aralarındaki evlilik bağı kopar.

Tümden kadını kendi haline de bırakmamak şartıyla onları gayet güzel bir şekilde idare etmek ve böylece onlardan istifade etmek gerekir. Unutmamak gerekir ki, erkekler nasıl ki bazı konularda kadınlar gibi olamıyorlarsa, kadınlar da erkekler gibi olamazlar.

Hiçbir insan fıtrat ile mücadelede başarılı olamaz. Sert mizaçlı insanı yumuşatmak, yumuşak mizaçlı insanı da sert mizaçlı hale getirmek mümkün olmadığı gibi, kadınları da erkeğin kendi istediği kıvama sokması mümkün değildir. O her zaman için kadın olarak kalacaktır ve onun asıl felaketi kadınlığından uzaklaşmasıdır. İşte koca onu kendi halinde bırakmamak suretiyle fıtratının bozulmasına meydan vermemeli ve Rasulullah’ın (s.a.) öğütlediği şekilde onları idare etmesini bilmelidir.

Amr b. el-Ahvas el-Cüşemi den (r.a.): Bu zat Rasulullah (s.a.) ile beraber Veda haccında bulunmuş. Allah’a hamdu sena, öğüt ve nasihatten sonra Hz. Peygamber’in (s.a.) şöyle buyurduğunu işitmiştir:

“Dikkat edin! Kadınlara karşı iyi davranın. Çünkü onlar sizin yanınızda esir gibidirler. Ondan başka, kadınların hiçbir şeyine malik değilsiniz. Ancak apaçık bir kötülük işlemeleri durumu bundan müstesnadır. Böyle bir şey yaptıkları zaman onları yataklarda yalnız bırakın ve ağır olmamak kaydı ile dövün. Size itaat ettikleri takdirde artık onların aleyhlerine bir yol aramayın. Dikkat edin! Sizin kadınlarınız üzerinde hakkınız vardır; kadınlarınızın da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin onlar üzerindeki hakkınız, sevmediğiniz kimseleri serginiz üzerine ayak bastırmamaları ve hoşlanmadıklarınıza evlerinize girmeye izin vermemeleridir. Dikkat edin! Onların sizin üzerinizdeki hakları ise, giyimleri ve yiyecekleri konusunda onlara iyi davranmanızdır.”Tirmizi, Rada,11 Tefsir, 9/2; İbn Mace, Nikah,3

Hadiste geçen ( عوان) kelimesi esir demektir. Hz. Peygamber (s.a.),evlilik ile kadın, erkeğin arzu ettiği yerde oturmak durumunda olduğu için bu açıdan onu esire benzetmiştir. Onların aleyhlerine bir yol aramayın. ifadesinden maksat ise, onlara eza ve işkence vermek için kendinizi haklı çıkaracak bahaneler aramayın demektir.

Not: Hafifçe dövün hükmü abartılmamalıdır. Dövmenin şekli ve miktarı üzerinde duralım , kadına zarar vermemesi, iz bırakmaması, yüze vurulmaması genel olarak kaydedilmiştir. Bazı tefsircilere göre vurma tamamen semboliktir, Mesela müfessir Atâ’ya göre misvak (dişlerin temizlendiği, fırça büyüklüğündeki özel, yumuşak ağaç dalı) gibi bir şeyle yapılacaktır (Cessâs, 189; İbn Atıyye, 48).

İbn Âşûr’a göre dövme izni bazı toplulukların veya toplum tabakalarının örf, adet ve ruh hallerine riayet edilerek verilmiştir, her zamanda ve her durumda geçerli değildir.

Kadının aile hukukunu ayaklar altına alması halinde bir ıslah tedbiri olarak ve içinde yaşanılan topluluğun örf ve adetine uyularak serbest bırakılan “kocanın karısını dövmesi” eylemi, Hz. Peygamber (sav) tarafından toplum ıslah edilerek, insanın ve özellikle zevcenin dövülemeyeceği ifade ve telkin edilerek ortadan kaldırılmış,“iyi bir kocanın karısını dövemeyeceği” kaidesi, bu yakışıksız davranışın önüne bir set olarak konmuştur. Burada sünnet (Resulullah’ın sözleri ve uygulaması) ayeti nesh etmiş, tarihiliğini, yerelliğini ve kültürel bağlamını açıklamıştır.

Eba Hureyre’den (r.a): Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Mümin erkek, mümin kadına buğzetmesin! Çünkü onun bir huyunu beğenmezse, başka bir huyunu beğenir.

Dünyada hiç kimse kusursuz değildir. Erkeklerin de kusurları vardır, Dolayısı ile evlenen erkek, karısından her şey ummamalı onu olduğu gibi kabullenmeli ve onunla geçinmeye çalışmalıdır. Onda. bir kadında aranacak şey mutlaka vardır. Bunun ötesinde hoşlanmadığı tarafları var ise, bunun karşılığında mutlaka hoşlandığı meziyetleri de olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir