Fatiha Namazda Nasıl Okunmalı

Allahu Teala büyüklüğünü bilip, bütün dünyalık zevkleri nefsine yasaklayarak Allahü Ekber (Allah en büyüktür)” dediğin zaman,bunun manasına da düşünmen gerekir. Zira o, başkasına nisbede değil, bizatihi kendi zatında en yüce ve en büyüktür, çünkü onunla birlikte başkası yoktur.Bunu,tafdil/yüceltme için değil de sıfat için kullan. Bunu güzünün önüne, talebinin ve maksadının gözünün önüne dik, oradan hiç ayırma! ve muhabbetini ona doğru göndermiş olursun.

Hayır ve bereket umarak “Bismillah” dediğin zaman, rağbetini ve ona doğru göndermiş olursun.

Er-Rahman (merhametlidir)” dediğin zaman, nefes-i rahmaniden senin onun katına doğra yükselmeni sağlayacak bir koku alırsın.

“Er-Rahim (rahmet sahibidir)” dediğin zaman, onun lütuf rüzgarlarından ve rahmet esintilerinden birisini içine çeker ve onun senin üzerindeki nimetlerini sayarak, onunla ünsiyet etme makamına ulaşırsın.
Hakk’a hamd ü sena edip, nimetlerine karşı şükrederek “elhamdü lillah (Allah’a hamd olsun) dediğin zaman, nimetlerine şükretmeyi onunla aranda vesile kılmış olursun.

“Rabbi’l-ilemin (alemlerin Rabbidir)” dediğin zaman, tevhid makamının hakikatine ulaşır ve onun ihatasını, şümulünü ve bütün mevcudat üzerindeki rabliğini keşfedersin.

Er-Rahman” dediğin zaman, onun geniş, nihayetsiz rahmetini, umumi şefkatini ve merhametini dilemiş olursun.

Er-Rahim” dediğin zaman, Hakkın gayrısına iltifat etmek anlamına gelen elim azaptan kurtulmuş ve ayrıldıktan sonra tekrar Hakka kavuşmuş, vasıl olmuş olursun.

Maliki yevmi’d-din (o, din gününün sahibidir)” dediğin zaman, bütün sebepleri, vasıtaları oradan kaldırarak, keşf ve şühud makamının hakikatine ermiş olursun.

O zaman senin için zuhur edecek ve görünecek ne varsa zuhur eder. İşte tam bu halde iken cem lisanı ile “iyyake na’büdü (yalnızca sana kulluk ederiz)” yani “ancak seni muhatap alarak sana kulluk ederiz.” ve ” iyyake nestain (yalnızca senden yardım dileriz)” yani “senin yardımınla yine senden yardım dileriz” demek düşer.

“İhdina’s-siratal-müstakim (bizi dosdoğru yol ilet)” dediğin zaman, kulluk makamını sağlamlaştırmış olursun.

“Sırata’l-lezine en’amte aleyhim (kendilerine nimet verdiklerinin yoluna)” dediğin zaman, cem’ makamına iyice yerleşmiş olursun.

“Gayri’l-mağdubi aleyhim (gazaba uğramışların yoluna değil)” dediğin zaman, onun celal sıfatlarının darbelerinden uzaklaşmış olursun.

“Vela’d-dallin (sapmışların yoluna değil)” dediğin zaman,vuslata ermişken geriye dönmekten korkmuş olursun.

“Amin” dediğin zaman, kovulmuş şeytandan emin olursun.

İşte, namazı yukarıda anlatıldığı şekilde kılmalısın. Öyle ki, her namazın zat-ı ehadiyyetin zirvesine götüren bir miraç, ebediyet göğüne yükselten bir vasıta ve ezel ve ebed hazinelerini açan bir anahtar olsun.
Bu ise ancak, beşeri sıfatların gereklerinden kurtulmak suretiyle gerçekleşen mevt-i iradiden ve razı olunmuş bir ahlak ile ahlaklanıp, güzel hasletleri elde ettikten sonra gerçekleşebilir. Sende dünyaya meyil olduğu müddetçe, gaflette yüzen insanlardan kaçıp uzaklaşmadıkça, onların vesveselerinden ve adetlerinden firar etmedikçe bunu elde edemezsin.
Zira karakterler ve hastalıklar bulaşıcıdır. Nefisler, heva ve hevesi emredici ve Mevla’dan yüz çeviricidir.

Allahü Teala lütuf ve keremiyle, bizi onların şerlerinden korusun, aldatmacalarından kurtarsın.

Kaynak: Geylani Tefsiri- Fatiha süresi hatimesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir