Fetih Suresi

Fetih Suresi

Fetih Suresi Hakkında

Kur’an’ı Kerimdeki sıralamaya göre 48. suredir. Mesani kısmı beşinci sureler grubunun dördüncü suresidir. Meşhur olan görüşe göre Medine’de inmiştir. 29 ayettir. Hudeybiye’den Medine’ye dönüş sırasında Dacnan denilen yerde iken ona vahiy geldiğine dair rivayette mevcuttur.  

Fetih Suresi Konusu

Bu mübarek sûre Medine’de inmiş olup muamelât, ibâdet, ahlâk ve yönlendirme gibi esas hükümleri ele alan Medine’de inmiş diğer sûreler gibi ahkâm yönüne ağırlık verir.

Sûre, hicretin altıncı yılında Hz. Peygamber (ﷺ) ile müşrikler arasında yapılan Hudeybiye barışını anlatır. Bu barış büyük fetih “Mekke Fethi” için bir başlangıç olmuştur. Mü’minlerin üstünlüğü, zaferi ve hükümranlığı bu fetihle tamamlanmış, insanlar bölük bölük, Allah’ın di­nine girmişlerdir. 

Sûre, mü’minlerin cihâdından ve Sahâbe’nin (r.anhum), ölünceye ka­dar Allah yolunda cihâd edeceklerine dâir Rasulullah (ﷺ)’a verdikleri sözden “Bîatu’r-rıdvân”dan söz eder. Bu bîat, şanı yüce bir biattir. Onun içindir ki, Yüce Allah bunu mübarek kıldı, bîatı edenlerden razı oldu ve onu yüce kitabına nurdan satırlarla yazdı. 

Resulullah (ﷺ) ile birlikte sefere çıkmayanlardan bahseder. Bun­lar kalplerinde hastalık bulunan Bedevilerle, Rasulullah (ﷺ) ve mü’minler hakkında kötü zanlarda bulunup onlarla birlikte çıkmayan münafıklar­dır. Bu âyetler onların sırlarını açığa çıkarmak ve rezil etmek üzere gel­miştir.

Rasulullah (ﷺ)’in Medîne-i Münevvere’de gördü­ğü ve arkadaşlarına anlattığı rüyadan bahseder. Ashâb (r.anhum) bu rüyaya sevinmiş ve mutlu olmuştu. Bu rüya, Rasulullah (ﷺ)’in, müslümanlarla emniyet ve huzur içerisinde Mekke’ye girdiğini gördüğü rüyadır. Bu sâdık rüya gerçekleşmiş ve mü’minler emniyet ve huzur içinde, umre yapmak üzere Mekke’ye girmişlerdir. Rasulullah (ﷺ)’ı ve onun seçkin ve temiz ashabı­nı  överek sure sona erer.

Fetih Suresi İsminin Verilmesi

Yüce Allah bu sûrede, mü’minlere Feth-i mübîn’i müjdelediği için buna Fetih Sûresi adı verildi: “Biz sana, apaçık bir fethi ihsan ettik..”

Fetih Suresi Meali

(Medenî – 29 Ayet – Nüzul: 111 Mushaf:48)

Bismillâhirrahmânirrahîm.

1- Biz sana doğrusu apaçık bir fetih ihsan ettik.

2- Böylece Allah, senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlar. Sana olan nimetini tamamlar ve seni doğru bir yola iletir.

3- Ve sana şanlı bir zaferle yardım eder.    

4- İmanlarını bir kat daha arttırsınlar diye müminlerin kalplerine güven indiren O’dur. Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah bilendir, her şeyi hikmetle yapandır.

5- (Bütün bu lütuflar) mümin erkeklerle mümin kadınları, içinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetlere koyması, onların günahlarını örtmesi içindir. İşte bu, Allah katında büyük bir kurtuluştur.

6- (Bir de bunlar) Allah hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve münafık kadınlara, Allah’a ortak koşan erkeklere ve ortak koşan kadınlara azap etmesi içindir. Müslümanlar için bekledikleri kötülük çemberi başlarına gelsin! Allah onlara gazap etmiş, lânetlemiş ve cehennemi kendilerine hazırlamıştır. Orası ne kötü bir yerdir!

7- Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah azîzdir, hakîmdir.

8- Şüphesiz biz seni, şahit, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.

9- Ta ki (ey müminler!) Allah’a ve Resûlüne iman edesiniz, Resûlüne yardım edesiniz, O’na saygı gösteresiniz ve sabah akşam Allah’ı tesbih edesiniz.

10- Muhakkak ki sana biat edenler ancak Allah’a biat etmektedirler. Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. Kim ahdini bozarsa, ancak kendi aleyhine bozmuş olur. Kim de Allah ile olan ahdine vefa gösterirse Allah ona büyük bir mükâfat verecektir.    

11- Bedevîlerden geri kalmış olanlar, sana diyecekler ki: «Mallarımız ve ailelerimiz bizi alıkoydu. Allah’tan bizim bağışlanmamızı dile.» Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: Allah size bir zarar gelmesini dilerse veya bir fayda elde etmenizi isterse O’na karşı kimin bir şeye gücü yetebilir? Kaldı ki, Allah yaptıklarınızdan haberdardır.    *

12- Aslında siz Peygamberin ve müminlerin ailelerine bir daha dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu sizin gönüllerinize güzel göründü de kötü zanda bulundunuz ve helâki hak etmiş bir topluluk oldunuz.

13- Kim Allah’a ve Resûlüne iman etmezse bilsin ki biz, kâfirler için çılgın bir ateş hazırlamışızdır.

14- Göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. O, dilediğini bağışlar, dilediğine ceza verir. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

15- Siz ganimetleri almak için gittiğinizde seferden geri kalanlar: Bırakın, biz de arkanıza düşelim, diyeceklerdir. Onlar, Allah’ın sözünü değiştirmek isterler. De ki: «Siz asla bizim peşimize düşmeyeceksiniz! Allah daha önce sizin için böyle buyurmuştur.» Onlar size: Hayır, bizi kıskanıyorsunuz, diyeceklerdir. Bilâkis onlar, pek az anlayan kimselerdir.    

16- Bedevîlerden (seferden) geri kalmış olanlara de ki: Siz yakında çok kuvvetli bir kavme karşı savaşmaya çağırılacaksınız. Onlarla, teslim oluncaya kadar savaşacaksınız. Eğer emre itaat ederseniz, Allah size güzel bir mükâfat verir. Ama önceden döndüğünüz gibi yine dönecek olursanız sizi acıklı bir azaba uğratır.    

17- Köre vebal yoktur, topala da vebal yoktur, hastaya da vebal yoktur. (Bunlar savaşa katılmak zorunda değildirler.) Kim Allah’a ve Peygamberine itaat ederse, Allah onu altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Kim de geri kalırsa, onu acı bir azaba uğratır.

18- Andolsun ki o ağacın altında sana biat ederlerken Allah, o müminlerden razı olmuştur. Kalplerinde olanı bilmiş, onlara güven duygusu vermiş ve onları pek yakın bir fetih ile ödüllendirmiştir.    

19- Yine onları elde edecekleri birçok ganimetlerle de mükâfalandırdı. Allah üstündür, hikmet sahibidir.    

20- Allah size, elde edeceğiniz birçok ganimet vâdetmiştir. (Bu ganimetlerden) işte şunları hemen vermiş ve insanların ellerini sizden çekmiştir ki bu, müminlere bir işaret olsun ve sizi dosdoğru yola iletsin.    

21- Henüz elde edemediğiniz başka ganimetler de vardır ki, onlar Allah’ın bilgi ve kudreti dahilindedir. Allah, her şeye kadirdir.

22- Eğer kâfirler sizinle savaşsalardı, arkalarına dönüp kaçarlardı. Sonra bir dost ve yardımcı da bulamazlardı.  

23- Allah’ın, öteden beri süregelen kanunu budur. Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsın.

24- O sizi onlara karşı muzaffer kıldıktan sonra, Mekke’nin içinde onların ellerini sizden, sizin ellerinizi de onlardan çekendir. Allah, yaptıklarınızı görendir.    

25- Onlar, inkâr eden ve sizin Mescid-i Haram’ı ziyaretinizi ve bekletilen kurbanların yerlerine ulaşmasını menedenlerdir. Eğer (Mekke’de) kendilerini henüz tanımadığınız mümin erkeklerle mümin kadınları bilmeyerek çiğnemeniz sebebiyle üzüntüye kapılmanız ihtimali olmasaydı (Allah savaşı önlemezdi). Dilediklerine rahmet etmek için Allah böyle yapmıştır. Eğer onlar birbirinden ayrılmış olsalardı elbette onlardan inkâr edenleri elemli bir azaba çarptırırdık.    

26- O zaman inkâr edenler, kalplerine taassubu, cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah da elçisine ve müminlere sükûnet ve güvenini indirdi, onların takvâ sözünü tutmalarını sağladı. Zaten onlar buna lâyık ve ehil kimselerdi. Allah her şeyi bilendir.    

27- Andolsun ki Allah, elçisinin rüyasını doğru çıkardı. Allah dilerse siz güven içinde başlarınızı tıraş etmiş ve kısaltmış olarak, korkmadan Mescid-i Haram’a gireceksiniz. Allah sizin bilmediğinizi bilir. İşte bundan önce size yakın bir fetih verdi.    

28- Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderen O’dur. Şahit olarak Allah yeter.

29- “Muhammed Allah’ın elçisidir. Beraberinde bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler. Onları rükûya varırken, secde ederken görürsün. Allah’tan lütuf ve rıza isterler. Onların nişanları yüzlerindeki secde izidir. Bu, onların Tevrattaki vasıflarıdır. İncil’deki vasıfları da şöyledir: Onlar filizini yarıp çıkarmış, gittikçe onu kuvvetlendirerek kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş bir ekine benzerler ki bu, ekicilerin de hoşuna gider. Allah böylece onları çoğaltıp kuvvetlendirmekle kâfirleri öfkelendirir. Allah onlardan inanıp iyi işler yapanlara mağfiret ve büyük mükâfat vâdetmiştir.”  

Nüzul Sebebi

İbn Abbas’ın şöyle dediği rivayet olunmuştur; Rasulullah (ﷺ) Fe­tih yılında Mekke’ye sefere çıkmak isteyince, Medine Bedevileri Rasulul­lah (ﷺ) ile birlikte çıkmadilar. Halbuki Rasulullah (ﷺ) Kureyş’ten çekinerek, onların da kendisiyle birlikte sefere çıkmalarını istemişti. Rasu­lullah (ﷺ) umre için ihrama girmiş ve insanların, kendisinin savaş yap­mak istemediğini anlamaları için beraberinde kurbanını da sevk etmişti. Bedeviler, Rasulullah (ﷺ)’la beraber sefere çıkmadılar ve sebep olarak meşguliyetlerini gösterdiler. Bunun üzerine, “Bedevilerden geri kalmış olanlar, sana diyecekler ki, “Mallarımız ve ailelerimiz bizi meşgul etti. Allah’tan bizim bağışlanmamızı dile…”

Enes (r.a.)’in şöyle dediği rivayet olunmuştur: Seksen Mekkeli, Rasu­lullah (ﷺ) ve Ashabına (Ra.) hainlik yapmak isteğiyle, silahlı ola­rak Ten’im’den Hz. Peygamber (ﷺ)’ın bulunduğu yere indiler. Biz onları esir aldık. Bunun üzerine Yüce Allah, “Mekke’nin göbeğinde, onların elleri­ni sizden sizin ellerinizi de onlardan çekendir…” mealindeki âyeti indirdi.[

Fetih suresi Hakkında Geylani Tefsiri

Tevhid, rububiyet ve uluhiyet sırları kendisine açılmış olan sekinet ve vakar ehline aşikardır ki – Hakk’a dayanmak, işlerini O’na havale etmek, bütün fil ve hallerinde samimi olmak ve Rabbi tarafından emredilen adalet yolu üzerinde düzgün hareket etmek suretiyle – Hak yolunda istikamet üzere olan kimseye Allah Teâlâ gizli kapıları açar, temiz ve güzel nimetlerini verir, yüce ve lâhutî derecelere ulaştırır ve alçak, nasúti, imkân âlemine ait cehennemi derecelerden de kurtarır.

Bu nedenle, Allah Teâla Sevgili Peygamberi (ﷺ)’ne kendisine kolay kıldığı her şeye karşı fetih ve zafer verdi ve her iki dünyaya ait  kendisini bekleyen çeşitli hayır, nimet ve mutluluklara ulaştırdı.  Zat tevhidine doğru yönelmiş ey Muhammedi! Allah sana sıdk ve tevhid makamını nasip etsin. Sana düşen: bütün tutum, davranış ve fillerinde ölçülü olman, bu noktalarda ifrat ve tefritten kaçınman, tahmin ve taklitten kaynaklanan tahkik edilmeyen bilgiden uzak durman, bütün tavır ve işlerinde orta yollu olman ve bütün tavır ve hareketlerinde en doğru yolu gösteren Peygamber (ﷺ)’in izini sürmendir.

Böylece sana bütün nimet ve mutluluk kapılan açılır ve hoş görülmeyip yasaklanan şeylerin kapıları da kapanır. Gaflet içinde bulunan  câhil ve azgınlık ve sapkınlık yolunda yürüyen mütereddit kimselerle aslâ beraber olma ki, sana ulaşacağın noktayı elde etmek müyesser olsun.

Allah hepimizi dosdoğru yolunda sabit yürüyerek hedefine ulaşmış dostları zümresinden eylesin!

 Fetih suresi Fazileti ve Sırları

Fetih Suresi okumanın pek çok fazileti ve sırrı vardır. 

Hazreti Ömer (Ra.) anlatıyor: Resulullah (ﷺ)’in yanına vardım ve selam verdiğimde Resulullah (ﷺ)) bana: “Bu gece bana bir sure nazil oldu. Benim için üzerine güneşin doğduğu her şeyden (dünyadan) daha değerlidir.” buyurarak bana Fetih Suresini okudu.(1)

Resulullah (ﷺ) buyurdu ki: “Her kim namazda veya namazın dışında Fetih suresini okursa, sanki Mekke’nin fethinde Peygamber (ﷺ) ile beraber bulunmuş gibidir.”(2)

Resulullah (ﷺ) buyurdu ki: “Her kim Ramazan’ın birinci gecesi Fetih suresini Allah rızası için okursa, Allah’u Teala o kimseyi bütün sene himayesine alır (korur).”(3)

Resulullah (ﷺ)buyurdu ki: “Her kim Ramazan’ın birinci gecesi iki rekat namaz kılar, her rekatında Fetih suresini okursa, Allah’u Teala onu bütün sene korur.”(4)

Abdullah bin Muğaffel (Ra.) dedi ki: “Resulullah (ﷺ)’i Mekke’nin fethi günü devesinin üzerinde sesini titretip makam yaparak Fetih suresini okurken gördüm.”(5)

Fetih süresi okumanın fazilet ve faydaları

Her kim Ramazan-ı Şerif hilalini gördüğü zaman, Fetih suresini 3 defa okursa, Allah’u Teala o kulunun rızkını gelecek sene aynı güne kadar bol bol ihsan eder, geçim sıkıntısı çekmez. 

Bu sureyi 7 kere okuyan kimse her müşkülünü halledip her muradına nail olur. 

Her kim 33 kere Fetih suresini okursa, hapisten kurtulur. 

Olmasını istediği bir iş için bu sureyi üç veya beş veya yedi günde 41 defa okursa, o iş biiznillah hallolur. 

Sıkıntı ve bunalımda olan bir kişi bu sureyi okursa, Allah’u Teala lütuf ve keremiyle o kimsenin gam ve kederini, sıkıntı ve üzüntüsünü giderir. 

İmam Sa’lebi (rahimehullah) Fetih Suresinin fazileti hakkında şöyle buyurdu: “Fetih suresini okuyanların, meleklerin tesbihlerinden ve zikirlerinden nasibi vardır.” İşleri bakımından sıkıntıda olanlar okursa, Allah’u Teala o kimselerin işlerini kolaylaştırır ve sıkıntıdan kurtarır. 

Her kim Besmele ile beraber Fetih Suresinin 1-3 ayetlerini okumaya devam ederse, işleri açılır ve büyük nimetlere kavuşur. 

Fetih suresinin 29. ayetini okursa, duası kabul olur, dünya ve ahirette büyük rızıklara ulaşır, maddi ve manevi sıkıntılar için büyük faydası vardır. Bu ayeti yazıp üzerinde muska şeklinde taşırsa, Allah’u Teala o kişiyi görünür görünmez bütün kaza ve belalardan korur.  

Kaynaklar

1-Buhârî, Megazî, 64; Mâlik, Muvatta’, Kur’an-ı Kerim, 9 

2-Ebu Suud Efendi, Ebû Suud Tefsiri (İrşâdü Aklis-Selim), 8/115; Ebû-Leys Semerkandî, Tefsîrul-Kur’ân, 6/20-34 Geylânî, 

3-Gunye, 2/14; Safûrî, Nüzhetül-mecâlis, 1/146 

4-Bursevi, Rûhul-Beyân, 9/61 

5-Buhârî, Megazi, 48, Tefsir (Sure), 48; Fedâilül-Kuran, 24, Tevhid, 50; Müslim, Müsâfir’ın, 238; Ahmed bin Hanbel, Müsned, 5/55,56

50% LikesVS
50% Dislikes

Bir Cevap Yazın