Geylaninin İman Hakkındaki Görüşü

Şeyh Abdulkadir Geylani’nin iman hakkındaki görüşüyor:

İmanı Nasıl Tarif Etmektedir:

Şeyh Abdulkadir Geylani şöyle demektedir; ” İman dil ile ikrar Kalp ile tasdik organlarla amel etmektir.” el gunye 91 başka bir yerde de şöyle demektedir; ” İman söz ve ameldir söz iddiadır amel ise onun ispatıdır söz bedendir amel ise onun ruhudur.” Şeyh Abdülkadir Geylani 89

 İmanın Artması Ve Eksilmesi:

Bu konu hakkında Şeyh Abdülkadir Geylani şöyle söylemektedir; ” İman taat ile artar, İsyan ile eksilir.” Bu hususta ayet-i kerimeleri deli olarak getirir;

” Ne zaman bir süre indirilse, içlerinden “Bu hanginizin imanını arttırdı ki?” diye soranlar çıkar. Ama bu, iman etmiş olanların imanını pekiştirmiştir ve onlar sevinç içindedirler.” Tevbe: 124

” Müminler o kimselerdir ki, Allah’ın adı anıldığında yürekleri titrer, kendilerine Allah’ın ayetleri okunduğunda bu onların imanlarını arttırır. Onlar yalnızca rablerine güvenirler.” Enfal:2

” Biz cehennemin işlerine bakmakla yalnız melekleri görevlendirmişizdir. Onların sayısını da inkâr edenler için sadece bir imtihan vesilesi yaptık ki böylelikle kendilerine kitap verilenler kesin bilgi edinsinler, inananların imanı artsın; kendilerine kitap verilenler ve müminler şüpheye düşmesinler; kalplerinde hastalık bulunanlar ve inkârcılar da, “Allah bu sayı misaliyle ne demek istemiş olabilir?” desinler. İşte Allah böylece dilediğini sapkınlıkta bırakır, dilediğine de doğru yolu gösterir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. İşte bu, insanlık için sadece bir öğüttür.” Müddessir: 31

Önemli Bir Açıklama Notu:

İmanın artması ve eksilmesi meselesi mezhepler arasında tartışmalı bir konu olmakla birlikte bu tartışma öze yönelik değil meseleyi  değerlendiriş biçiminden kaynaklanan farklılığa yöneliktir. Hanefi mezhebi iman artmaz ve eksilmez demiştir. Ancak bununla iman edilecek hususları kast etmişlerdir. Yani Hanefiler iman artmaz ve eksilmez derken imanın esasları sabittir değişmez demişlerdir. iman edilecek hususlar bellidir.

Bunlara ne bir ilave yapılabilir nede çıkartılabilir burada iman artar veya eksilir şeklinde ifade edilen naslar ise Hanefilerin sözünü haksız çıkartmaz Zira burada kastedilen imanın kuvvet yönünden artıp eksileceği hususudur ki bunu Hanefilerde bu şekilde yani kuvvet yönünden artık eksile bileceğini zaten kabul ederler. Dolayısıyla aralarında bir tenakus bir ayrılık yoktur.

İman Ve İslam Arasındaki Fark:

Şeyh Abdülkadir Geylani şöyle demektedir; ” Her iman islamdır, ancak her İslam iman değildir.” Bu hususta şu ayeti kerimeyi delil olarak göstermektedir;

” Bedeviler, “İman ettik” dediler. Şunu söyle: “Henüz iman gönüllerinize yerleşmediğine göre, sadece boyun eğdiniz. Bununla beraber Allah’a ve resulüne itaat ederseniz yaptığınız hiçbir şeyi boşa çıkarmaz; Allah çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.” Hucurat 14 yine İslam ve iman ve ihsandan bahseden Cibril hadisinin delil olarak göstermektedir; 

Abdullah b. Ömer’in, babası Hz. Ömer’den naklettiği bu hadis şöyledir:

“Bir gün Rasûlullah (sav)’in yanında bulunduğumuz sırada aniden yanımıza, elbisesi bembeyaz, saçı simsiyah bir zat çıkageldi. Üzerinde yolculuk eseri görülmüyor, bizden de kendisini kimse tanımıyordu. Doğru peygamber (sav)’in yanına oturdu ve dizlerini onun dizlerine dayadı. Ellerini de uylukları üzerine koydu. Ve:

“Ya Muhammed! Bana İslamın ne olduğunu söyle?” dedi. Rasulullah (sav): “İslam; Allah’tan başka ilâh olmadığına, Muhammed’in de Allah’ın Resulü olduğuna şehadet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekatı vermen, Ramazan orucunu tutman ve gücün yeterse Beyti hac etmendir.” buyurdu. O zat: “Doğru söyledin.” dedi. Babam dedi ki: “Biz buna hayret ettik. Zira hem soruyor, hem de tasdik ediyordu.”

“Bana imandan haber ver?” dedi. Rasulullah (sav): Allah’a, Allah’ın meleklerine kitaplarına, peygamberlerine ve ahiret gününe inanman, bir de kadere, hayrına şerrine inanmandır.” buyurdu. O zat yine: “Doğru söyledin.” dedi. Bu sefer:

“Bana ihsandan haber ver?” dedi. Rasûlullah (sav): ” Allah’a O’nu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Çünkü her ne kadar sen onu görmüyorsan da o seni muhakkak görür.” buyurdu. O zat:

“Bana kıyametten haber ver?” dedi. Rasulullah (sav) “Bu meselede kendisine sorulan, sorandan daha çok bilgi sahibi değildir.” buyurdular. “O halde bana alametlerinden haber ver.” dedi. Peygamber (sav):

“Cariyenin kendi sahibesini doğurması ve yalın ayak, çıplak, yoksul koyun çobanlarının bina yapmakta birbirleriyle yarış ettiklerini görmendir.” buyurdu. Babam dedi ki:

Bundan sonra o zat gitti. Ben bir süre bekledim. Sonunda Allah Resulü bana: “Ya Ömer! O soru soran zatın kim olduğunu biliyor musun?” dedi. “Allah ve Resulü bilir.” dedim.

“O Cibril’di. Size dininizi öğretmeye gelmişti.” buyurdular. (Buhârî, İman 1; Müslim, İman 1).el gunye 92

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir