Giyinmenin Edepleri

Giyinmenin Edepleri

Elbise dört çeşittir :

1 – Her mükellef [âkil-bâliğ mü’min] üzerine haramdır.

2 – Bazı kimselere haramdır, bazısına haram değildir.

3 – Giyilmesi mekruh olan elbiseler.

4 – Mübah olan elbiseler.

Her mükellef üzerine haram olan elbiseler

Zorla, gasp edilerek alınan elbiselerdir. Bazı kimselere haram, bazılarına haram olmayan elbiseler, hâlis ipekten dokunmuş kumaştan yapılan elbiselerdir. Kadınlar için mubahtır. Erkekler için ise haramdır. Küçük çocuklara ipek elbise giydirilmesinde iki rivayet vardır (Bu ipek tabii olan ipektir. Sun’i ipek haram değildir.)

Mekruh olan, kibir ve kendini beğenmek haddine vardıracak derecede elbiseyi uzun yapmaktır. Bunun gibi ipek ve pamuk ile yarı yarıya dokunan, yahut ikisinden birisi ziyade veya noksan olduğu bilinmeyen elbise de mekruhtur. Çirkin görünmemesi için sakınılacak elbiseden biride, bulunduğu memleketin halkının âdetlerinden çıkarak, insanlar arasında kendisine şöhret verecek, onu tanıtacak elbiseyi giymektir. Memleketindeki insanların giydiği gibi elbise giymek en doğrusudur. Onlardan ayrılmamalıdır. Böylece insanlar arasında adı söylenip gıybet olmaktan kurtulur ve insanları kendisi hakkında gıybet yaptırmamakla, gıybetin günahına ortak olmaktan kurtulur.

Bizim için elbisenin edepleri hususunda iki kısım vardır. Biri vacip, biri de mendubdur. Vacip olan kısım da iki çeşittir. Birisi Allahü teâlâ’nin hakkına aittir, diğeri özellikle insanın kendi hakkına aittir. Allahü teâlâ’nın hakkına aid olanı, yukarıda çıplak durmak bahsinde anlattığımız gibi, avret yerini insanların görmesinden örtmektir. İnsanın kendi hakkına aid olanı, elbise ile sıcaktan, soğuktan ve bir çok zararlardan korunmasıdır. Böyle korunma insana vaciptir. Terki caiz değildir. Çünkü bu suretle elbiseyi terk etmek, kendinin telef olmasına, ziyana uğramasına yardım etmek olur. Bu ise haramdır.

Mendûb olan da iki kısımdır. Biri Hak teâlâ’nın hakkına aiddir. Bayramlarda, cum’a günlerinde ve bunlar gibi, insanlar arasında, toplantılarda bulunduğu zamanlarda ridâ ve kaftan giymesi ve kendisinin süslü, güzel elbise giymemesidir. İkincisi insanların haklarına aiddir. Sahibinin mürüvvetine noksanlık getirmeyecek ve hakarete maruz bırakmayacak elbise çeşitlerini insanlar arasında giymektir. Çenesi altından dolaştırmaksızın başına tülbent sarmak mekruhtur. Çenesi altından getirip sarmak müstehabdır. Yere kadar uzun etek giymek mekruhtur. Zira hadis-i şerifte: «Müslim olan kimsenin altına giydiği elbise, topukların üstüne kadardır. Topuklarında olmada günah yoktur. Topuklarından aşağı olursa ateştedir buyuruldu.

Ebû Dâvûd’un, Ebû Saidi’l-Hudri’den (radıyallahü anhüma) bildirdiği bir hadis-i şerifte: «Bir kimse tekebbür ederek, pantolonunu indirip sürüklerse, o kimseye Allahü teâlâ hazretleri rahmet nazarıyla bakmaz»buyurdu. Namazda iştimal-i sema’ mekruhtur. İştimal-i sema’ köylülerin büründükleri gibi, ihramı sağ tarafından, sol kolun ve sol omuzun üzerinden atmakla, tamamen bürünüp ellerini çıkaracak bir yer bulunmamaktan ibarettir. Sedel de mekruhtur. Sedel, ridâ ve kaftanın ortasını başına koyup, diğerini arkasına sarkıtmaktan ibarettir. Bu ise Yahudilerin âdetidir. İhtiba’ da mekruhtur. İhtiba’ oturup dizlerini göğsüne birleştirip iki ucunu bağlayıp dayanır gibi durmaktan ibarettir.

Bu ihtiba’nın mekruh olması, bağlanan şey’in altında avret yerini örtecek elbise bulunmadığı zamandır. Altında elbise varsa, zararı yoktur. Namazda ağzına yaşmak tutup, burnunu örtmek mekruhtur. Erkeğin kadın, kadının erkek süsüne benzemesi mekruhtur. Çünkü Peygamber Efendimiz (sav) böyle yapanlara lâ’net etmiş ve onları Allahü teâlâ’nın azabı ile korkutmuştur. Namazda inciklerini dikip, oturacak yerini yere koyarak çömelip oturmak mekruhdur. Çünkü Resûlüllah (sav) böyle oturuşun köpek oturuşuna benzediği ve namaz kılanın bundan men’ edilmiş olduğunu bildirmiştir. Altından vücudu görünecek kadar ince elbise giymek mekruhtur. Bu ince elbiseden avret yeri görünür ise, bunu bile bile giymiş ise, o kimse fâsık olur. Nitekim bile bile avret yerini açan kimse fâsıklardan sayılır.

Böyle ince elbise içinde namaz kılanın namazı sahih olmaz. Peygamber efendimiz (sav): «Serâvil (ya’ni iç donu) yarım elbisedir ve insanlar için çok lâzımdır» hadis-i şerifi ile Serâvili övdü. İç donunun paçalarını geniş yapmak mekruhtur. Sıkı ve dar olması iyidir. Zira paçalarının dar olması, avret yerini daha çok örter. Bazı hadis-i şeriflerde, Peygamber efendimizin (sav) geniş ve uzun olup, parçaları, giyenin ayakları üzerine dökülen serâvili beğenmedikleri bildirilmiştir. Elbisenin iyisi, hareketlisi, üstünü ise beyaz renkli olanıdır.

Zira hadis-i şerifte: «Sizin en hayırlı elbiseniz beyaz olanıdır», buyuruldu. Diğer bir hadis-i şerifte: «Beyaz giymeye devam ediniz. Dirilerinize beyaz giydiriniz. Ölülerinizi de beyaz bez ile kefenleyiniz», buyuruldu.

İbn-i Abbâs (ra.anhümâ) bildirir. Peygamber efendimiz (sav) buyurdu ki: «Beyaz elbisenizi giyiniz. Çünkü beyaz elbise, giydiğiniz elbiselerin en hayırlısı, en temiz, en güzelidir. Ölülerinizi beyaz elbise ile kefenleyiniz. Sürmelerinizin hayırlısı Esmed denilen sürme taşıdır ki, göze parlaklık verir. Gözün görmesini artırır ve kirpik kıllarını büyütür.»

Kaynak Gunyetut Talibin, Abdulkadir Geylani

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir