Gölge Oyunu Sanatı

Gölge Oyunu Sanatı

Deriden yapılan tasvirlere arkadan vuran ışığın tasvirlerin gölgesini beyaz bir perde üzerine yansıtması temeline  dayanan gölge oyunu doğu kültürlerine özgü bir sanattır ve ortaya çıkışı hakkında değişik rivayetler vardır. Türkler Çin ile yakın ilişkileri dolayısıyla bu sanatı öğrenmişler ve kendi kültürleri doğrultusunda geliştirmişlerdir.

Geleneksel Türk seyirlik sanatlarının önde gelenlerinden olan ve ülkemizde daha çok “Karagöz” olarak bilinen gölge oyunu Uzak Doğu ve Hindistan’a kadar uzanan bir geçmişe sahiptir. Oyunun baş karakterleri Karagöz ile Hacivat’ın Selçuklular zamanında gerçekten yaşamış kişiler olduğu rivayetini Evliya Çelebi nakleder. Birde  Karagöz hakkında ilk kesin belge şehzadelerin sünnet şölenini anlatan 1582 tarihli Surname-i Humayun’dadır.

Yazılı kaynaklara göre ise Osmanlılarda gölge oyunu, 1517 yılında Mısır’ı fetheden Yavuz Sultan Selim’in Memlük sultanı Tumanbay’ın Nil nehri üzerindeki Roda adasında asılışını hayal perdesinde canlandıran bir hayal sanatçısını, oğlu Kanuni Sultan Süleyman’ın da görmesini arzu ederek İstanbul’a getirmesiyle gölge oyunu Anadolu’ya girmiştir: “Türkler 16. yüzyılın başında perde gerisinden gölge yansıtma tekniğini Mısır’dan almışlardır.

Esasen bir sanatçının tek başına gösterisi olan gölge oyununda sanatçı hem tasvirleri ve dekorda kullanılan mimari elemanları tasarlar, kesip, boyar hem bu kuklaları, seslerini ve ifadelerini değiştirerek ışık yansıttığı beyaz perde üzerinde oynatırken hem de oyunun ritmini veren tefleri çalar. Karagöz perdesine Şeyh Küşteri Meydanı denir ve Şeyh Küşteri Karagözcülüğün piri olarak kabul edilir.

Oyunda kullanılan kuklalar, maharetle inceltilerek iyice saydam hale getirilmiş deve (günümüzde genellikle dana) derisinden yapılır. Kök boyalarla boyanır ve kurutulur. Eklem yerlerinden birleştirildiği için kolları ve bacakları hareket eden kuklalar, uygun deliklere yerleştirilen bir veya iki çubuk yardımıyla perdede hareket ettirilirler. 

Oyunun değişmeyen baş karakterlerinin yanı sıra kadın, erkek, genç, yaşlı, farklı din ve milletten pek çok karakter ve olağanüstü yaratıklar da zaman içinde geliştirilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir