Hadid Suresi 

Hadid Suresi 

Hadid Suresi  Hakkında

Kur’an’ı Kerimdeki sıralamaya göre 57. suredir. Mufassal kısmı ikinci sureler grubunun birinci suresidir. Medine’de inmiştir. 29 ayettir.

Hadid Suresinin Konusu

Bu mübarek sure, Medine’de inen surelerdendir. Bu sureler yaşama, eğitim ve yönlendirmeye önem verir. İslam toplumunun yapısını saf inanç, güzel ahlak ve hikmetli kanun koyma esasına göre kurar.

Bu mübarek Hadîd suresi üç ana konuyu ele alır. Bunlar:
  1. Kâinatın tümü Yüce Allah’ındır. Onu yaratan, yoktan meydana ge­tiren ve onda dilediği gibi tasarrufta bulunan Yüce Allah’tır.
  2. Allah’ın dinini güçlendirmek ve İslam nurunu yüceltmek için mal ve canı feda etmenin gerekliliği.
  3. İnsanın dünyaya aldanmaması için, içindeki aldatıcı süs ve batıl şeyler ile birlikte dünyanın hakikatini tasvir etmek.

Bu mübarek sûre, Yüce Yaratıcının büyüklüğünden söz ederek başlar ki ağaç, taş, toprak, insan, hayvan ve cansız varlık olarak kainatta ne varsa, hepsi O’nu tesbih eder. Bunların hepsi O’nun büyüklüğünü ikrar ve birliğine şahitlik eder.

Bundan sonra sûre, Yüce Allah’ın güzel sıfatlarını ve yüce isimlerini anlatır: O, başlangıcı olmayan, nihayeti olmayan Son’dur. Mahluk atındaki alâmetlerle Zâhir’dir. Hakikatinin künhünü kimsenin bilemeyeceği Bâtını-dır. İnsanı yaratan ve kainatı yöneten O’dur.

Bunun ardından, müslümanları, İslam’ı aziz kılacak ve şanını yücelte­cek şeyleri Allah yolunda harcamaya, cömertliğe çağıran ayetler gelir. Mü’minin, dünyada mutluluğa, ahirette sevaba nail olması için malı ve canıyla cihâd etmesi gerekir.

Bu sûre aynı zamanda, iman edenlerle münafıkları anlatır. Mü’minlerin nuru önlerinde ve yanlarında koşar. Münafıklar ise, karanlıklarda boca­larlar. Nitekim onlar, dünyada da cehalet ve sapıklık karanlıklarında hay­vanlar gibi yaşarlar.

Bu sûre dünya ve ahiretin hakikatim anlatır ve onları en ince bir şekilde tasvir eder. Dünya yokluk yurdudur, geçicidir, fânidir. İyi gelişen ekine benzer ki, o ekin, yağmurun yağmasıyla kuvvetli biter, sonra sararır, solar, nihayet rüzgârın savuracağı kupkuru çer-çöp haline gelir. Öte yandan ahiret ise, ebedîlik ve kalıcılık yurdudur. Orada yorulma ve meşakkat yok­tur. Ne üzüntü vardır, ne de bedbahtlık.

Bu mübarek sûre, muhterem peygamberlerin gönderilmesindeki gayeyi bildirerek, Yüce Allah’tan korkmayı ve peygamberlerine uymayı emrederek sona erer: [Safvetü’t-Tefasir]

Hadid Suresi İsmi Nereden Gelir:

Bu mübarek surenin içinde, demir manasına gelen hadîd zikredildiği için buna Hadîd Suresi denildi. Demir savaşta da barışta da insanın gücü, inşaat ve imar faaliyetlerinin de malzemesidir. Demirden, büyük köprüler ve yüksek apartmanlar yapılır Zırhlar, kılıçlar ve mızraklar elde edilir. Tank­lar, denizaltılar, ağır toplar yapılır. Daha birçok faydalan vardır.

Hadid Suresi Meali

Bismülâhirrahmînirrahîm

  1. Göklerde ve yerde bulunan her şey Allah’ı teş­bih etmektedir. O, azizdir, hakimdir.
  2. Göklerin ve yerin mülkü O’nundur. O, diriltir, öldürür. O, her şeye gücü yetendir.
  3. O ilktir, sondur, zahirdir, bâtındır. O, her şeyi bilendir.
  4. O, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra Arş’a istiva edendir. Yere gireni ve ondan çıkanı, gök­ten ineni ve oraya yükseleni bilir. Nerede olsanız, O si­zinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görür.
  5. Göklerin ve yerin mülkü O’nundur. Bütün işler ancak O’na döndürülür.
  6. Geceyi gündüze katar, gündüzü de geceye ka­tar. O, kalplerde olanı bilir.
  7. Allah’a ve Resul’üne iman edin. Sizi halife kılıp sarf yetkisi verdiği şeylerden harcayın. Sizden iman edip de (Allah rızası için) harcayan kimselere büyük mükâfat vardır.
  8. Peygamber sizi, Rabbinize iman etmeye çağırdı­ğı halde niçin Allah’a inanmıyorsunuz? Halbuki O, siz­den kesin söz almıştı. Eğer inanacaksanız (hemen ina­nın).
  9. Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için ku­luna apaçık ayetler indiren O’dur. Şüphesiz Allah, size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.
  10. Ne oluyor size ki, Allah yolunda harcamıyorsu­nuz? Halbuki göklerin ve yerin mirası Allah’ındır. El­bette içinizden fetihten önce harcayan ve savaşanlar, daha sonra infak edip savaşanlarla bir değildir. Onların derecesi, sonradan infak eden ve savaşanlardan daha büyüktür. Bununla beraber Allah hepsine de en güzel olanı   vadetmiştir.  Allah’ın,  yaptıklarınızdan  haberi vardır.
  11. Kim Allah’a güzel bir borç verecek olursa, Allah da onun karşılığını kat kat verir ve ayrıca onun çok değerli bir mükâfatı da vardır.
  12. Mü’min erkeklerle mü’min kadınları, önlerin­den ve sağlarından nurları koşarken gördüğün günde, (onlara), “Bugün müjdeniz, zemininden ırmaklar akan ve içlerinde  ebedî kalacağınız  cennetlerdir.”   denilir. İşte büyük kurtuluş budur..
  13. Münafık erkeklerle münafık kadınların, mü’minlere, “Bizi bekleyin, nurunuzdan bir parça ışık ala­lım.” diyeceği günde kendilerine, “Arkanıza dönün de bir ışık arayın!” denilir. Nihayet onların arasına, içinde rahmet, dışında azap bulunan kapılı bir sûr çekilir.
  14. Münafıklar onlara, “Biz sizinle beraber değil miydik?”   diye   seslenirler.   Mü’minler   de   derler   ki, “Evet  ama, siz kendi canınızı yaktınız, gözlediniz, şüpheye düştünüz ve kuruntular sizi aldattı. O çok alda­tan  (şeytan)  sizi, Allah katında bile aldattı.  Nihayet Allah’ın emri gelip çattı!
  15. Bugün artık ne sizden, ne de inkâr edenlerden fidye kabul edilir, varacağınız yer ateştir. O,  sizin yardımcınızdır. Ne kötü bir dönüş yeridir!
  16. İman edenlerin Allah’ı anma ve O’ndan inen gerçek  için kalplerinin saygıyla  yumuşaması  zamanı daha gelmedi mi? Onlar daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar. Kendilerine kitap verilen o kimselerin  üzerinden  uzun zaman  geçti de  kalpleri katılaştı. Onlardan birçoğu yoldan çıkmış kimselerdir.
  17. Bilin ki Allah, ölümünden sonra yeryüzünü canlandırıyor. Aklınız ersin diye gerçekten, size ayetleri açıkladık.
  18. Sadaka veren erkeklere ve sadaka veren ka­dınlara ve Allah’a güzel bir borç verenlere, verdikleri kat kat artırılır ve onlara şerefli bir mükâfat vardır.
  19. Allah’a ve peygamberlerine iman edenler, evet işte onlar, Rableri yanında sözü özü doğru olanlar ve şehitlik mertebesine erenlerdir. Onların mükâfatları ve nurları vardır. İnkâr edip de ayetlerimizi yalanla­yanlara gelince, onlar da cehennemliklerdir.
  20. Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence, bir süs, aranıza bir övünme ve daha çok mal ve evlât sahibi olmakla övünmekten ibarettir. Tıpkı yağmurun bitirdiği ve ziraatçilerin de hoşuna giden bir bitki gibi, önce yeşerir sonra kurur da sen onun sapsarı olduğunu görürsün; sonra da çer çöp olur. Ahirette ise çetin bir azap vardır. Yine orada  Allah’ın mağfireti ve rızası vardır. Dünya hayatı aldatıcı bir maldan başka bir şey değildir.
  21. Rabbinizden bir mağfirete; Allah’a ve peygam­berlerine  inananlar  için  hazırlanmış  olup  genişliği gökle yerin genişliği kadar olan cennete koşuşun, İşte bu, Allah’ın lütfudur ki  onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir.
  22. Yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce, bir kitapta yazılmış olmasın. Şüphesiz bu, Allah’a göre kolaydır.
  23. (Allah bunu) elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye (yazmıştır). Çünkü Allah, kendini beğenip böbürlenen kimseleri sevmez.
  24. Onlar cimrilik edip insanlara da cimriliği emrederler. Kim yüz çevirirse şüphesiz ki Allah zengin­dir, hamd’e lâyıktır.
  25. Andolsun  biz peygamberlerimizi açık  delil­lerle gönderdik ve inşaların adaleti yerine getirmeleri için beraberinde kitabı ve nizamı indirdik. Biz demiri de indirdik ki onda büyük bir kuvvet ve insanlar için faydalar vardır. Bu, Allah’ın dinine ve peygamberleri­ne görmeden yardım edenleri belirlemesi içindir. Şüp­hesiz Allah kuvvetlidir, daima üstündür.
  26. Andolsun ki biz, Nuh’u ve İbrahim’i gönder­dik, peygamberliği de kitabı da onların soyuna verdik. Onlardan bazıları doğru yoldadır; İçlerinden birçoğu da yoldan çıkmışlardır.
  27. Sonra bunların izinden ardarda peygamber­lerimizi gönderdik. Meryem oğlu İsa’yı da arkaların­dan gönderdik, ona İncil’i verdik ve ona uyanların yü­reklerine bir şefkat ve merhamet koyduk. Uydurdukla­rı ruhbanlığa gelince, onlara onu biz yazmadık. Fakat kendileri Allah rızasını kazanmak için yaptılar. Ama buna da gereği gibi uymadılar. Biz de onlardan iman edenlere mükâfatlarını verdik. İçlerinden çoğu da yol­dan çıkmışlardır. 
  28. Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve Peygamber’ine inanın ki, O, size rahmetinden iki kat versin ve size ışığında yürüyeceğiniz bir nur lütfetsin; sizi bağış­lasın. Allah, çok bağışlayan, çok esirgeyendir.
  29. Böylece Kitap ehli, Allah’ın lütfundan hiçbir şey  elde edemeyeceklerini  bilsinler. Lütuf bütünüyle Allah’ın elindedir, onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir.

Hadid Suresi Hakkında Geylani Tefsiri:

Allah’ın keremini gözleyen, onun sonsuz cömertliğinden ve lütfundan nasiblenmek isteyen ve Muhammed’e iman edip onun gittiği yoldan giden kişi! Senin sana farz olan taat ve ibadetleri tam olarak yerine getirmen gerek. Allah katından indirilmiş kitaptan alınan güzel ahlak ve güzel adab ile muttasıf olmaya çalışmaya devam etmelisin. O kitap
hidayet yolunu ve gerçek saadetleri göstermek için indirilmiştir. Efendiler efendisinin sünnetlerinden ve velilik ve keramet ehli olanların dayanaklarından alınmış güzel ahlak ve güzel adabı elde etmeye çaba
göstermelisin. Marifet, mükaşefe ve müşahede merhalelerini geçebilmiş
olan eskilerin izinden yürümelisin. Sakın ola ki dünya süslerine ve o
süslerle perdelenmiş olan lezzet ve şehvetlere yaklaşma. Onlar seni
Mevla’ya yönelmekten, sidre-i münteha’ya varmaktan alıkor. Lütuf ve
kerem Allah’ın yedi kudretindedir. Onu dilediği kimseye verir.

Hadid Suresi Nüzul Sebebi

Mü’minler Medine’ye gelince bolluk ve rahata kavuştular. Böylece, yapmakta oldukları bazı konularda gevşek davrandılar. Bunun üzerine azar­landılar. Şu ayet onlar hakkında inmiştir: “İman edenleri, Allah’ı anmak için kalplerinin saygı ile yumuşaması zamanı daha gelmedi mi?” İbn Mes’ûd der ki: Müslüman olmamızla, Yüce Allah’ın bu ayeti indirerek bizi ayıplaması arasında sadece 4 sene vardı”

Hadid Suresi’nin Fazileti ve Yararları

Ahmed bin Hanbel, Ebu Davud, Tirmizî ve Neseî’nin İrbad bin Sâri-ye’den rivayet ettiklerine göre o, Rasulullah’ın uyumadan önce “Müsebbi-hâf’ı (yani “sebbeha” veya “yüsebbihu” ile başlayan sureleri) okuduğundan ve “Bunlarda bir ayet var ki bin ayetten daha faziletlidir, o da “O, hem ev­veldir, hem ahirdir; hem zahirdir, hem bâtındır. O her şeyi kemaliyle bilen­dir. ” ayetidir” dediğinden bahsetti.

Resulullah (Sav) buyurdu ki: “Hadid, Vakıa ve Rahman surelerini okumaya devam eden kişi, göklerin ve yerin melekûtunda, ‘Firdevs Cennetinin sakini’ diye isimlendirilir.” (Suyuti, Câmi’ussağir, 4/467, no.6001,Beyhaki, Şü’abül-İman) Resulullah (Sav) buyurdu ki: “Hadid Suresini okuyan kişi, Allah’a ve peygamberlere iman etmiş olanlardan yazılır.”(Kadı Beyzâvî, Beyzâvî Tefsir (Envârut-Tenzîl ve Esrârut-Te’vîl), 2/472)

Resulullah (Sav) uyumadan önce Müsebbihât (Kuran-ı Kerimde “Sübhane”, “Sebbeha”, ve “Yüsebbihu” kelimeleriyle başlayan İsra, Hadid, Haşr, Saff, Cuma, Teğabün ve A’la) surelerini okurdu.(Ebu Davud, Edeb, 17; Tirmizi, Fedailül-Kur’an, 21)

İrbad bin Sariye (Radıyallahü Anh) şöyle demiştir: Resulullah (Sav) uyumadan önce el-Musebbihat 8denilen sureleri) okur ve: “Bu surelerin içerisinde bir ayet vardır ki bin ayetten daha faziletlidir.” buyururdu. (Ebu Davud, Edeb, 98; Tirmizi, Dua, 22)

Hafız İbni Kesir’e göre hadisi şerifte faziletinden bahsedilen ayeti kerimeden maksat Hadis Suresinin 3. ayeti kerimesidir. (Suyuti, El-İtkan, 2/399)

Resulullah (Sav) buyurdu ki: “Kendinde şüphe ve vesveseden bir şey hissedersen, (besmele ile beraber Hadid suresinin 3. ayeti olan) ayetini oku.”

Hadid Suresi sırları

Hadid Suresinin 3. ayetini okumak 1000 ayete denktir.
Hadid suresinin 1-6. ayetini yazıp üzerinde taşıyan kişi, savaş meydanında silahlara karşı Allah tarafından korunur.
Ruhi bunalımdan kurtulmak için 75 defa okunur.

100% LikesVS
0% Dislikes

Bir Cevap Yazın