Halku’l-Kur’ân Meselesi

Halku’l-Kur’ân meselesi

Abbâsî Halifesi Me’mûn (813-833), hilâfetinin son yıllarında Mutezile mezhebi ileri gelenlerinin tesiriyle, devrin tanınmış âlimlerini Kur’an’ın mahlûk olduğu görüşünü kabul etmeye çağırdı. Alimler önceleri Kur’an’ın mahlûk olmadığını söylemekle beraber işkence ile tehdit edildikleri zaman halifenin zulmüne uğramamak için onun arzusuna uygun cevap verdiler.

Ahmed b. Hanbel, bu görüşü kabul etmediğini açıkça belirttikten sonra hapse atıldı. Zulümden kurtulmak maksadıyla halifenin görüşünü kabul eder görünmesini tavsiye edenlere gücendi. Halife Memûn onunla görüşmek isteyince, zincire vurularak yola çıkarıldılar. Ancak Rakka’ya vardıklarında halifenin ölüm haberi geldi. Yeni halife Mutasım-Billâh (833-842) kardeşinin siyasetini takipte edip İbn Hanbel’in hapiste tutulmasını istedi. Kendisini işkence yapıldı.  Ahmed b. Hanbel iki yıl dört ay süren bu hapis ve işkence hayatından sonra serbest bırakıldı. Yaraları iyileşince yine fetva verip hadis okutmaya başladı. 

Mutasım’ın ölümünden sonra halife olan oğlu Vâsiḳ-Billâh döneminde (842-847) halku’l-Kur’ân meselesi mekteplerde resmî program içerisine alınarak okutulma yoluna gidilince, bu hareket karşısında galeyana gelip isyan etmeyi düşünen halk Ahmed b. Hanbel’e başvurdu. Bunun doğru olmadığını ve sabretmek gerektiğini söylemesine rağmen halkla görüşmesi ve hatta halifenin bulunduğu yerde ikamet etmesi yasaklandı. Vâsiḳ’ın ölümüne kadar evinde göz hapsinde tutuldu. Cuma namazlarına bile gidemedi. Beş yıl boyunca oğulları dışında kimseye hadis rivayet edemedi. 

Mütevekkil devrinde (847-861) halku’l-Kur’ân meselesi sona ermekle beraber, yine de Hz. Ali taraftarlarından birini evinde barındırdığı ve ona biat edeceği iddiasıyla evi arandı ve sorguya çekildi. İleri sürülen iddiaların asılsız olduğu anlaşılınca halife ona ihsanlarda bulunarak gönlünü almak istedi. Fakat o bu hediyeleri halifeye kızdığı için değil, içine haram karışmış bir mal olduğu düşüncesiyle kabule yanaşmadı. Bu tavrının kendisine yine zarar getirebileceğini düşünen dostları halifenin ihsanlarını reddetmemesini söylediler. Bunun üzerine hediyeleri kabul etmekle birlikte tamamını ihtiyaç sahiplerine dağıttı.

Daha sonraları halifenin hiçbir ihsanını kabul etmeyeceğini kesin bir dille belirttiği halde ailesine maaş bağlandı. Bu maaşın kabul edilmemesini istemesine rağmen halifenin ihsanını alan oğullarına gücendi ve bundan sonra onların bir lokmasını bile yemedi. Ayrıca oğlu Sâlih’e kadılık görevini kabul ettiğinden dolayı kırıldı. Son günlerinde iyice halsiz düştüğü için halife özel doktorunu göndererek onu tedavi ettirmek istedi. Ancak doktor onun bedenen rahatsız olmadığını, az yemek, çok oruç tutmak ve ibadet etmek sebebiyle halsiz düştüğünü söyledi. Vefat edeceğini hissedince yanında bulundurduğu Hz. Peygamber’in üç tel saçından ikisini gözlerinin, birini de dilinin üstüne koymalarını vasiyet etti. İşkenceye tâbi tutulduğu günlerde yaptığı gibi kelime-i şehâdet getirerek oğullarının ve yakınlarının buna şahit olmalarını istedi.

Ahmed bin Hanbel sık sık talebesine buyururdu ki:

“İlim, insanlara, ekmek ve su kadar lazımdır. İlim, rivayet, kuru mâlûmât ve bilgi çokluğu değildir. İlim, faydalı olan ve kendisiyle amel edilen şeydir.”

“Kulun kalbini ıslah etmesi, düzeltmesi için, iyilerle beraber olması kadar faydalı bir şey yoktur. Yine kulun fasıklarla beraber olup, onların işlerine dikkat ve nazar etmesi kadar zararlı bir şey yoktur.”

“Günahlar îmânı zayıflatır.”

“Yemeği, din kardeşleriyle sürûr içinde, fakirlerle ikrâm ve cömertlikle, diğer insanlarla da mürüvvet içinde yemek lâzımdır.”

“Her şey için kerem vardır. Kalbin keremi Halıktan râzı olmak, kadere rızâ göstermektir.”

İmam Ahmed bin Hanbel Dizisi “Sizde olmayan meziyetlerle sizi metheden kimsenin, sizde olmayan kötülüklerle de bir gün kötüleyeceğini unutmayınız.”

“İstediklerini vermediğiniz zaman kızan, kırılan veya küsen arkadaş, gerçek arkadaş değildir.”

“Kibir taşıyan kafada, akıla rastlayamazsınız.”

“İnsanların ahmak sınıfı, kendilerinin medh edilmesinden hoşlananlarıdır.”

“Tevekkül, her şeyi Allah’tan bilmek ve rızkı O’nun verdiğine inanmaktır.”

“Tevekkül, bütün işlerinde Allahü teâlâya teslim olmak, başa gelen her şeyi O’ndan bilip katlanabilmektir.”

“İnsana az bir mal yetişir. Çok mal ise kâfi gelmez.”

“Bir kimse, sadık bir arkadaşını kaybederse, kendisi için zillettir.”

“Hüsn-i zannı olanın hayatı hoş geçer.”

“Yalan söylemek, emniyeti giderir.”

“Meziyet, fazîlet, ilim ve irfân tamamlığı iledir.”

“Ayıplardan uzak arkadaş arayanlar, arkadaşsız kalır.”

Keramet Ve Menkıbelerine birkaç örnek

Ahmed bin Hanbel vefât ederken eliyle işâret edip; “Hayır olmaz!” dedi. Oğlu; “Babacığım bu ne hâldir?” diye sorunca; “Şu an tehlike zamânıdır, duâ ediniz. Şeytan felâket toprağını başıma saçmak istiyor. Ey Ahmed! Benim elimde can ver, diyor. Ben de; “Hayır olmaz! Hayır olmaz!” diyorum. Bir nefes kalıncaya kadar tehlike vardır. Şeytanın aldatmasından emîn olmak yoktur.” buyurdu.

Ahmed ibni Hanbel’e; “Her gün sabahtan akşama kadar câmide ibâdet edip, Allahü teâlâ benim rızkımı nereden olsa gönderir, diyen bir kimse nasıl bir adamdır?” diye sorulduğunda; “Bu kimse câhildir. İslâmiyetten haberi yoktur. Çünkü, Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Allahü teâlâ benim rızkımı süngümün ucuna koymuştur.” Yâni rızkım cihâd ile gelmektedir.” buyurdu.

İhlâs nedir? sorusuna; “Amellerin âfetlerinden kurtulmaktır.” Tevekkül nedir? sorusuna; “Rızkın Allahü teâlâdan olduğuna inanmaktır.” cevâbını verdi.

Zühd nedir? sorusuna;”Zühd üç türlüdür; câhilin zühdü, haramları terk etmektir. Âlimlerin zühdü, helal olanların fazlasından sakınmaktır. Âriflerin zühdü, Allahü teâlâyı unutturan şeyleri terk etmektir.” buyurdu.

Ebû Hafs Ömer bin Sâlih Tarsûsî isimli velî bir zât, Ahmed bin Hanbel’e; “Kalbler ne ile yumuşar?” diye sordu. Başını eğip biraz düşündükten sonra; “Evlâdım! Helâl yemekle yumuşar.” buyurdu.

Ahmed bin Hanbel hazretlerine bir gün; “Tevekkül nedir?” diye sordular. “İnsanlardan istemeyi ve onlara yalvarmayı terk etmektir.” buyurdu.

Ahmed B. Hanbel Eserleri

Ahmed b. Hanbel’in bizzat yazdığı tek eseri “el-Müsned”dir. Ona atfedilen eserler, Hanbeli imamlarınca yazılmıştır. es-Sünne, Zühd, Salat, Ver’a ve’l-İman; Reddi ale’l Cehmiyye ve’z-Zenadıka; Eşribe; Mesail; Cüz fi Usulu’s-Sünne; Fedailu’s-Sahabe; Er-Reddü ala men iddea’t-Tenakuza fi’l-Kur’an; et-Tefsir; en-Nasih ve’l Mensuh; Tarih; el-Mukaddem ve’l Muahhar fi’l Kur’an; Vücubatü’l Kur’an; Menasikü’l Kebir ve’s Sağir; el-Cerhu ve’t Ta’dil; el-İlel ve Marifetu’r-Rical bunlardandır.

Kaynak: Şamil İA, Ehlisunnetbuyukleri.com, TDV islam ansiklopedisi eserlerinden istifade edilmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir