Halvetin Adâbı

Dördüncü Vaaz: Halvetin Adâbı

Genç kardeşim! 

Halvetinde seni günahlardan kurtaracak ve sürçmelerden koruyacak, haram ve şüpheli şeylerden sakınmaya ve Hakk’ın rahmet nazarını sana hatırlatacak murakabeye muhtaçsın.

Evet, halvette bulunduğun müddetçe bu hususta hem muhtaç, hem de muztar (çaresiz) sayılırsın. Bu ihtiyaç ve çaresizliği tedavi edecek ilacı, sabru sebatla elde etmen mümkündür.

Bundan sonra nefis, kötü alışkanlık ve şeytanla savaşmaya muhtaçsın. İnsanların çoğunun harabiyeti (dağınık ve perişanlığı, viranlık ve yıkıklığı) sürçmelerdendir. Zahidlerin harabiyeti, şehvetlerdendir. Ebdâlın harabiyeti halvetlerindeki bir takım düşünce ve kuruntularındandır. Sıddıkların harabiyeti, bir takım anlardadır ki o anlarda kalplerini muhafaza onları meşgul eder. Çünkü onlar Cenâb-ı Melik’in kapısında uykudadırlar..

Veliler ise dâvet makamındadırlar.

Halkı, Hakk’ı marifete (Hakk’ı bilmeye) davet ederler ve durmadan kalplere seslenirler: “ Ey kalpler! Ey ruhlar!. Ey insanlar!… Ey cinler… Ey mülkün hakiki sâhibini isteyenler!… Kalkın mülkün sahibinin kapısında hazır olun. Kalplerinizin ayaklarıyla, takvanızın adımlarıyla ve tevhid, marifet, iffet ve ahiret zühdü ile onun kapısına doğru yönelip gayret sarf edin.” derler.

İşte velilerin meşguliyeti budur. Onların azm-u gayreti, halkı aydınlatıp ıslah etmektir. Himmetleri ise, gökler, yeri ve arşı kapsar.

Halvetin Manası:

Halvet, kalp cihetiyle bütün eşyadan sıyrılıp arınmaktır. Öyle ki iç âlemin eşyadan arınıp soyununca artık o dünyasız, ahiretsiz ve Hak’tan başka olan şeylersiz bir marifet içinde tecerrüd elde etmiş olur. İşte bu, önce gelip geçen peygamberlerin, resullerin, evliya ve salihlerin arınma yoludur.

Can kulağıyla dinle! 

Bana göre iyilikle emretmek kötülükten men etmek, ibadethaneye kapanan Abidin bu kapanışından çok daha iyidir. Edep ve terbiyeni güzelleştirmeyecek olursan, senin Hakk’a olan mütabaatın sözden ibaret kalır. Böyle olunca da edep evinden zelil ve hakir olarak çıkarılırsın… Edep ve terbiyeni düzeltir, güzel edep sahibi olur. Hakk ile muvafakat üzere bulunursan, edep ve terbiye hanesinde seni oturturlar, orada izzet ve ikram görürsün.

Allah’ı seven ve sayan. O’nun katında misafir sayılır. Misafir, bulunduğu ev halkına karşı yemesinde, içmesinde, giyim ve sair hususların da kendi arzusuna terk edilmiş değildir. Bilâkis onlara uymak, arzusu hilafına da olsa sabredip rıza göstermek zorundadır. Şüphe yok ki Allah’ı bilen kimsenin gönlünde dünya ve ahiret muhabbeti, Allah’tan başka her şeyin sevgisi kaybolur.

O halde sana gereken, sözün Allah için olmalıdır.

Aksi takdirde dilsiz kalman daha hayırlıdır. Yaşayışın (ömür sermayen), Aziz ve Celil olan Allah’a taatü ibadet içinde geçmelidir. Aksi halde ölüm senin için daha hayırlıdır. Halk arasından çık (gönlünü onlardan al) ki Allah’ı bilesin, Marifet (Hakk’ı bilmenin) bir çok dereceleri vardır ki birbirini takip eder. Halka olan gönül bağı ile Marifetullah yekdiğerinin zıddıdır, birleşemezler. Evet, bu ölçüde olan bütün şeyler hep birbirine zıttır; onları bir araya getirmeyi arzu etme!..

Aziz ve Celil olan Allah’ın evi sayılan kalbini O’ndan başkasıyla meşgul etme, kalbin meşguliyeti yalnız Hakk olsun. O’ndan başkasını o eve davet etme… İçinde put ve heykel, suret ve timsal bulunan bir eve melekler girmediğine göre, senin kalbinde bir sürü suret ve putlar bulunursa Allah sevgisi) oraya nasıl girebilir? Evet, O’ndan başka gönlü meşgul edip orada saltanat kuran her şey bir puttur. O halde gönül evine giren putları kır ve orayı temizle…

Ya Rab!

Bizi taatü ibadetin havasında ihya eyle… Bizi, Sana dosdoğru kulluk edip arz- ubudiyette kusur etmeyen ibadet ehli ile haşreyle… Dünyada da, ahirette de bize iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru…

 

100% LikesVS
0% Dislikes

Bir Cevap Yazın