Hased

Hased Ne Demektir

İnsanın elindekini kıskanmak, çekememek, sağlık, zenginlik ve benzeri nimetlerden dolayı rahatsız olarak o kişiden o nimetin gitmesini temenni etmektir. Bu şekli ile haramdır. Hased eden ve hased edilen kimse için zararlı sonuçlar oluşturacaktır. Hased, kalpte bulunan bir hastalık olup gayri ahlakidir. En çok tanıdık ve akrabalar arasında meydana gelir.

Hasedin, bir çeşidi daha vardır ki bu mubahtır. bir insanın elindeki nimetin gitmesini temenni etmeden aynı nimetin kendisinde de olmasını istemektir ki bu haram değildir. Buna da gıpta etmek denmektedir. 

Hased’in, sebebi insan fıtratından gelir. Normalde insanoğlu kendi hemcinslerine karşı üstün olmak arzusu ile mecbul yaratılmıştır. Buna rağmen bazı insanlarda kalıcı olmaz gelir geçer. En tehlikeli olanı misafir olmayan gelip yerleşenidir. Bu bütünüyle her alana yerleşir benliğe hakim olur ve gittikçe artar. Bu durdurulması gereken haseddir.  

Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem’i sahih bir hadis-i şerifte ancak iki şeye Hased edilir: “Allah Celle celalü bir insana mal vermiştir. O insan olmalı gece gündüz (Fakir ve ihtiyaç sahiplerine dağıtır) Bir insana da Allah Celle Celalühü ilim vermiştir. O insan da ilmi ile amel eder ve insanlara öğretir.” Buhari, ilm 15, zekat 5, Müslim, salatu’l-Müsafirin 268. 

Bir hased daha vardır ki bu insanın iradesinden değildir. Bir kardeşini malından veya ilminden veya rütbesinden sebep kıskanır. Fakat konuda kendisine mani olamaz ve o kardeşinden o nimetin gitmesini de istemez. Bu düşüncenin kendisinden gitmesi için de çok zorlanır. Hatta bu düşünce kendisinde galebe çalınca o kardeşi için hayır duada bulunur. Bu durumda haram değildir. Belki de bu düşüncenin kendisinden gitmesi için nefsiyle mücadele etmesinden sebep sevap kazanır.

“Mü’min gıpta; münafık haset eder” 

Facir veya kafirlerde bulunan nimetlerin gitmesini fitne uyandırması, insanlar arasındaki ilişkilerin bozulmasına, herkese eziyet edilmesine neden olan bir nimet ise ortadan kalkmasını istemek, bundan hoşnut olmamak haram ve günah değildir. Hased ekseriyetle düşmanlık, buğz, kendini büyük görmek ve beğenmekten doğar ki bu kötü ahlak rütbe sevgisinden de kaynaklanır.  Bir insan fazla methüsena edilince onun reis olmasını veya makam sahibi olmasını istemez eğer olmuşsa elinden gitmesini ister.

Uhrevi meziyetleri olan insanlar fani dünyanın güzellikleri karşısında  faydası az olup zahmeti çok olan bu nimetleri elinde bulunduranlara karşı içinde kıskançlık ve hased beslemez.

Hasedin dereceleri:

İmam Gazali hasedi başlıca dört dereceye ayırarak inceler:

1- Hased ettiğin kimsenin elindeki nimetin yok olmasını istemektir. Bu nimet ister kendi eline gelsin, ister gelmesin, yeter ki haset ettiği kişide bulunmasın. Hasedin en kötü olanı budur.

2- Hased ettiği insanın elindeki nimetin, kendi eline geçmesini istemektir. Bunun isteği o nimetin kendi eline geçmesi, amacı o nimete kendisinin sahip olmasıdır.

3- Başka birindeki nimetin aynısının veya benzerinin kendisinde de olmasını istemesidir. Eğer kendi eline geçmeyecekse, onun elinde de olmamasını arzu etmesidir.,

4- Başka birinde bulunan nimetin benzerinin kendi elinde de olmasını istemesi, fakat hased ettiği kişideki nimetin yok olmamasını istemesidir. İşte hasedin bu son derecesi eğer sırf dünyalık nimetler ise affedilmiştir. Eğer din hususunda ise tavsiye edilmiştir. Çünkü bu, hayırda yarışma buyruğunun kapsamına girmektedir.

Kuranda Hasedle İlgili Ayetler:

1- Yoksa onlar, Allah’ın lütfundan verdiği şeyler için insanlara hased mi ediyorlar? Oysa İbrahim soyuna Kitab’ı ve hikmeti verdik ve onlara büyük bir hükümranlık bahşettik” Nisa:54

2- “O inkar edenler Zikr’i (Kur’an’ı) işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devirivereceklerdi. Hala da (kin ve hasetlerinden:) «Hiç şüphe yok o bir delidir» derler.”Kalem:51

3- “Ve hased ettiği zaman hasetçinin şerrinden.” Felak :5

4- “Onlar kendilerine ilim geldikten sonra, sadece aralarındaki çekememezlik yüzünden ayrılığa düştüler. Eğer belli bir süreye kadar Rabbinden bir (erteleme) sözü geçmiş olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilirdi. Onlardan sonra kitaba varis kılınanlar da onun hakkında derin bir şüphe içindedirler.” Şura:14

5- “Din konusunda onlara açık deliller verdik. Ama onlar kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki çekememezlik yüzünden ayrılığa düştüler. Şüphesiz Rabbin, ayrılığa düştükleri şeyler hakkında kıyamet günü aralarında hüküm verecektir.” Casiye: 17

6- Hak kendilerine açığa çıktıktan sonra Ehl-i Kitap’tan birçoğu, benliklerinde yer etmiş kıskançlık nedeniyle sizi imanınızdan sonra küfre döndürmek istediler. Allah bu konuda hükmünü verinceye dek onları affedin, onları hoş görüp (yaptıklarını) görmezden gelin. Şüphesiz Allah her şeye kadîrdir.” Bakara: 109

7- İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler konusunda, aralarında hüküm vermek üzere kitapları hak olarak indirdi. Kendilerine apaçık âyetler geldikten sonra o konuda ancak; kitap verilenler, aralarındaki kıskançlık yüzünden anlaşmazlığa düştüler. Bunun üzerine Allah iman edenleri, kendi izniyle, onların hakkında ayrılığa düştükleri gerçeğe iletti. Allah, dilediğini doğru yola iletir.” Bakara :213

Hasedle İlgili Birkaç Hadis 

1- Hazreti Ebu Hureyre radiyallahu anh anlatıyor Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki hasetten kaçınınız Çünkü ateşin odunu Ravi dedi ki veya kuru otu yiyip tükettiği gibi bütün hayırları yer tüketir kedi Davut edep 52.

2- Hz. Zübeyr radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdular: “Size ümem-i kadime hastalığı sirayet etti: Bu hases ve Buğzdur. Bu kazıyıcıdır. Bilesiniz kazıyıcı derken saçı kazır demiyorum. O dini kazıyıcıdır. Nefsimi kudret elinde tutan zât-ı zülcelâl yemin ederim, sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Birbirinizi sevmeye yardımcı olacak şeyi haber vereyim mi aranızda selamı yaygınlaştırılır.” Tirmizi sıfatü’l kıyame 57 

3- Hz Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah Sallallahu Aleyhisselam buyurdular ki: Hased (çekememezlik) hayırları yer bitirir, tıpkı ateşin odunu yiyip tükettiği gibi. Sadaka hataları söndürür tıpkı suyun ateşi söndürdüğü gibi. Namaz müminin nurudur. Oruç ateşe karşı perdedir.” Kutubi sitte 17, s. 588

50% LikesVS
50% Dislikes

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir