Haşr Sûresi

Haşr Sûresi

Haşr Sûresi Hakkında:

Kuranı Kerimdeki sıralamaya göre 59. Sûresidir. Mufassal kısmının üçüncü Sûreler grubunun ilk Sûresidir. 24 ayettir. Medine’de inmiştir. Bu Sûreye Beni Nadr adı da verilir.

Haşr Sûresi Konusu:

Haşr sûresi Medine’de inmiştir. Burada inen diğer sûreler gibi ahkâm konularına önem verir. Bu mübarek sûrenin ağırlık verdiği ana konu Nadiroğulları gazvesidir. Bunlar, Rasulullah (s.a.v) ile yaptıkları ahdi bozan Yahudilerdir. Ahdi bozdukları için Rasulullah (s.a.v) onları Medine-i Münevvere’den sürgün etmişti. Onun içindir ki İbn Abbas bu sûreye “Nadiroğulları Sûresi” derdi. Bu sûrede, aynı zamanda yahudilerle anlaşma yapan müna­fıklardan söz edilir. Kısacası bu sûre gazveler, cihâd ve ganimetler süresi­dir.

Bu mübarek sûre Allah’ı noksan sıfatlardan tenzih etme ve yüceltme ile başlar. Bütün kâinat, içinde bulunan insan, hayvan, bitki ve cansız ne varsa hepsi ile birlikte Allah’ın birliğine, gücüne ve azametine şahitlik eder, onun büyüklüğünü ve saltanatını anlatır: Göklerde ve yerde olanların hepsi Allah’ı tesbih etmektedir. O üstündür, hikmet sahibidir.

Daha sonra bu sûre, yahudilerin yurtlarından ve vatanlarından sürgün edilmesi suretiyle, Allah’ın kudretinin bazı eserlerini ve İzzetinin te­zahürlerini anlatır. Oysa ki yahudiler sağlam kalelerde bulunuyorlar ve kimsenin kendilerine gücü yetmeyecek derecede güçlü ve kuvvetli olduk­larına inanıyorlardı. Neticede, hiç hesaplarında olmayan bir taraftan Al­lah’ın azabı geliverdi: “Ehl-i Kitab’tan inkâr edenleri, ilk sürgünde yurtla­rından çıkaran O’dur

Sonra bu sûre tey ve ganimet işini ele alır. Fey’in şartlarını ve hüküm­lerini açıklar. Fakirlere tahsis edilmemesinin hikmetini izah eder ki, zen­ginler onu kendilerine seçmesinler ve toplum tabakaları arasında biraz eşitlik meydana gelsin. Çünkü bunda her iki grubun da yaran vardır ve bu âmme yararını gerçekleştirir: Allah’ın, fethedilen ülkeler halkının malla­rından Peygamberine verdiği ganimetler, Allah, Peygamber, yakınları, ye­timler ve yoksullar… içindir.”

Bu mübarek sûre, Rasulullah (s.a.v)’m Ashabından (r. anhum) güzel bir övgüyle bahseder. Muhacirlerin faziletlerinden ve Ensâr’ın yaptıkları iyi hareketlerden övgüyle bahseder. Çünkü Muhacirler Allah sevgisi uğruna yurtlarını ve vatanlarını bırakmışlardı. Ensar ise Allah’ın dinine yardım edip, fakir ve muhtaç olmalarına rağmen, Muhacir kardeşlerine mallarım ve yurtlarını vererek, onları kendilerine tercih etmişlerdi: “Yurtlarından ve mallarından çıkarılmış olan, Allah’tan bir lütuf ve rıza dileyen, Allah’ın di­nine ve Peygamberine yardım eden fakir Muhacirlerindir…”

Muhacir ve Ensâr’ın zikrine karşılık, sûre, İslama karşı Yahudilerle anlaşma yapan kötü münafıkları anlatır. Onlar için en kötü misalleri geti­rir. Sûre onları, insanı küfür ve dalâlete teşvik eden sonra da ondan uzak­laşıp yardımsız bırakan şeytana benzetir. İşte münafıkların, kardeşleri Ya­hudilerle olan durumu böyledir: “Münafıkların, Ehl-i Kitaptan inkâr eden dostlarına, “Eğer siz yurdunuzdan çıkarılırsanız, mutlaka biz de sizinle be­raber çıkarız…” dediklerini görmedin mi?”

Bu sûre mü’minlere, soy ve sopun fayda vermeyeceği, mal ve maka­mın bir yarar sağlamayacağı o korkunç günü hatırlamalarını öğütler. Cen­net ehli ile Cehennem ehli arasındaki korkunç farkı, adalet ve hesap yur­dunda bahtiyarlarla bedbahtların akıbetlerini açıklar: “Ey iman edenler! Allah’tan korkun. Ve herkes yarın için ne hazırladığına baksın…”

Bu mübarek sûre, Allah’ın güzel isimlerini ve yüce sıfatlarını anlata­rak ve O’nun noksan sıfatlardan uzak olduğunu belirterek sona erer: “O, öyle bir Allah’tır ki, O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur…” Böylece sûrenin başlangı­cı ile sonu en güzel şekilde birbirlerine uygun düşmüştür.

Haşr Sûresi Meali

Bismillâhirrahmâuirrahîm

1- Göklerdeki ve yerdeki her şey Allah’ı tespih etmektedir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

2- O, kitap ehlinden inkâr edenleri ilk toplu sürgünde yurtlarından çıkarandır. Siz onların çıkacaklarını sanmamıştınız. Onlar da kalelerinin, kendilerini Allah’tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah’ın emri onlara ummadıkları yerden geldi. O, yüreklerine korku düşürdü. Öyle ki, evlerini hem kendi elleriyle, hem de mü’minlerin elleriyle yıkıyorlardı. Ey basiret sahipleri, ibret alın.

3- Eğer Allah, onlar hakkında sürülmeye hükmetmemiş olsaydı, muhakkak kendilerine dünyada azap edecekti. Ahirette ise, onlar için cehennem azabı vardır.

4- Bu, onların Allah’a ve Resûlüne karşı gelmeleri sebebiyledir. Kim Allah’a karşı gelirse bilsin ki, Allah’ın azabı şiddetlidir.

5- (Savaş gereği,) hurma ağaçlarından her neyi kestiniz, yahut (kesmeyip) kökleri üzerinde dikili bıraktınızsa hep Allah’ın izniyledir. Bu da fasıkları rezil etmesi içindir.

6- Onların mallarından Allah’ın, savaşılmaksızın peygamberine kazandırdığı mallar için siz, at ya da deve koşturmuş değilsiniz. Fakat Allah, peygamberlerini, dilediği kimselerin üzerine salıp onlara üstün kılar. Allah’ın her şeye hakkıyla gücü yeter.

7- Allah’ın, (fethedilen) memleketlerin ahalisinden savaşılmaksızın peygamberine kazandırdığı mallar; Allah’a, peygambere, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. O mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir servet (ve güç) hâline gelmesin diye (Allah böyle hükmetmiştir). Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de size yasak ettiyse ondan vazgeçin. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah’ın azabı çetindir.

8-Bu mallar özellikle, Allah’tan bir lütuf ve hoşnutluk ararken ve Allah’ın dinine ve peygamberine yardım ederken yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerindir. İşte onlar doğru kimselerin ta kendileridir.

9- Onlardan (muhacirlerden) önce o yurda (Medine’ye) yerleşmiş ve imanı da gönüllerine yerleştirmiş olanlar, hicret edenleri severler. Onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık duymazlar. Kendileri son derece ihtiyaç içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden, hırsından korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

10- Onlardan sonra gelenler ise şöyle derler: “Ey Rabbimiz! Bizi ve bizden önce iman etmiş olan kardeşlerimizi bağışla. Kalplerimizde, iman edenlere karşı hiçbir kin tutturma! Ey Rabbimiz! Şüphesiz sen çok esirgeyicisin, çok merhametlisin.”

11- Kitap ehlinden o inkâr eden kardeşlerine, “Yemin ederiz ki, siz (Medine’den) çıkarılırsanız, muhakkak biz de sizinle beraber çıkarız. Sizin hakkınızda asla kimseye boyun eğmeyiz. Eğer size karşı savaşılırsa, size mutlaka yardım ederiz” diyerek münafıklık yapanlara bakmaz mısın? Hâlbuki Allah onların kesinlikle yalancı olduklarına şahitlik eder.

12- Andolsun, eğer (kardeşleri Medine’den) çıkarılırsa, onlarla beraber çıkmazlar. Kendilerine karşı savaşılırsa, onlara yardım etmezler. Yardım edecek olsalar bile andolsun mutlaka arkalarını dönüp kaçarlar, sonra kendilerine de yardım edilmez.

13- Onların kalplerinde size karşı duydukları korku, Allah’a karşı duydukları korkudan daha baskındır. Bu, onların anlamaz bir toplum olmaları sebebiyledir.

14- Onlar müstahkem kaleler içinde veya duvarlar arkasında olmadan sizinle toplu hâlde savaşmazlar. Kendi aralarındaki çekişmeleri şiddetlidir. Sen onları toplu sanırsın. Hâlbuki kalpleri darmadağınıktır. Bu, onların akılları ermez bir topluluk olmalarındandır.

15- Onların durumu, kendilerinden az öncekilerin (Mekkeli müşriklerin) durumu gibidir. Onlar (Bedir’de) yaptıklarının cezasını tatmışlardır. Onlara (Ahirette de) elem dolu bir azap vardır.

16- Münafıkların durumu ise tıpkı şeytanın durumu gibidir. Çünkü şeytan insana, “İnkâr et” der; insan inkâr edince de, “Şüphesiz ben senden uzağım. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım” der.

17- Nihayet ikisinin de (azdıranın da azanın da) akıbeti, ebediyen ateşte kalmaları olmuştur. İşte zalimlerin cezası budur.

18- Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

19- Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da kendilerine kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. İşte onlar fasık kimselerin ta kendileridir.

20- Cehennemliklerle cennetlikler bir olmaz. Cennetlikler kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

21- Eğer biz, bu Kur’an’ı bir dağa indirseydik, elbette sen onu Allah korkusundan başını eğerek parça parça olmuş görürdün. İşte misaller! Biz onları insanlara düşünsünler diye veriyoruz.

22- O, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayan Allah’tır. Gaybı da, görünen âlemi de bilendir. O, Rahmân’dır, Rahîm’dir.

23- O, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah’tır. O, mülkün gerçek sahibi, kutsal (her türlü eksiklikten uzak), barış ve esenliğin kaynağı, güvenlik veren, gözetip koruyan, mutlak güç sahibi, düzeltip ıslah eden ve dilediğini yaptıran ve büyüklükte eşsiz olan Allah’tır. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır.

24- O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah’tır. Güzel isimler O’nundur. Göklerdeki ve yerdeki her şey O’nu tesbih eder. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Haşr Sûresi Nüzul Sebebi:

Nadiroğulları Yahudileri, Peygamber (a.s.) ile yaptıkları anlaşmayı bozunca, Rasulullah (s.a.v) onları kuşattı ve kalplerine korku salmak ve ze­lil düşürmek için hurma ağaçlarının kesilip yakılmasını emretti. Bunu gören Yahudiler dediler ki: Ey Muhammedi Sen, Peygamber olduğunu iddia etmiyor muydun? Kargaşayı yasaklamıyor muydun? Öyleyse, niçin ağaçla­rın kesilip yakılmasını emrediyorsun? Bunun üzerine Yüce Allah, “O kesti­ğiniz veya kökü üzerine dikili bıraktığınız herhangi bir hurma ağacım, Allah’ın izniyle kestiniz.” mealindeki ayeti indirdi. 

Haşr Sûresi Hakkında Abdulkadir Geylani Şöyle Buyurur:

Tevhit makamında oturma yolunu takip eden, Allah’ın zatının birliği ve isim ve sıfatlarının kamil olduğu kendisine açıklanmış olan ey salik! Allah seni o izzetli makama sıkıca yerleştirsin, sana en küçük bir sarsıntı veya kayma göstermesin ki orada sapasağlam otur. Senin Allah’ın güzel isimlerinin ve yüce sıfatlarının gaybi ve şuhudi alemlerdeki tecellilerini gözlemlemen gerekir. Bunu yapmalısın ve o tecellilerden, Hakk’ın sana bahsetmiş olduğu istidat ve kabiliyetine göre ibretler almalısın,

Sakın ha din adaletinden ayrılmayasın! Dini adalet Allah’ın zatí isimlerinin ve sıfatlarının gereği olarak konulmuş olan ilahi adaletten seçilmişlerdir. Bütün işlerini ve amellerini, ahlakını ve davranışlarını bu adalete uydurmalısın. Hem de en ufak bir ayrıntıyı ihmal etmeden. Çünkü o sınırları ne kadar ihmal edersen vahdet-i zat ehlinin elde edeceği derecelerden o kadar aşağı düşersin. Unutma ki din insanları korumak için Allah tarafından konulmuş bir koruma zırhıdır. Hak insanları bununla, samimiyetle Allah’tan gelen her şeye razı olma ve ona teslim olma makamı olan dar-i selama ulaştıracaktır. Bu makam ariflerin ulaşabilecekleri en yüce makamdır, kendilerine ilahi sırlar açıklanan tevhit ehillerinin ulaşacakları en yüce durumdur.

Allah bizi ve bütün kullarını kendi yoluna yöneltsin. Bizi ve onları kendi sonsuz keremi ve lütfu ile, Hak yolundan sapmaktan ve ayrılmaktan korusun.

Haşr Sûresi Fazileti Ve Havassı:

  • Hadîs-i şeriflerde buyuruldu ki: “Kim sabahleyin üç defa “E’ûzü billâhissemîil alîmi mineş-şeytânirrâcîm” dedikten sonra Haşr sûresinin sonundaki üç âyeti okursa, Allah kendisine yetmiş bin melek vazifelendirir. Bunlar akşama kadar o kişiye duâ ve istiğfâr ederler. Eğer o gün vefât ederse şehid olarak ölür. Bu âyetleri akşamleyin okuyan da aynı şeylere kavuşur.”
  • “Haşr sûresinin sonunu okuyan kimsenin, geçmiş ve gelecek günahlarını (Farz ve kul borçlan hâriç) Allahü Te-âlâ affeder.” 
  • Alimlerimiz buyuruyor ki: “Her sabah ve akşam Haşr sûresinin sonunu okuyanlar âhiret şehidi olurlar.”
  • Son üç ayetten önce okunan ayetlerde, cennetliklerle cehennemliklerin bir olmadığı ve Kur’an-ı Kerim’in azametini anlatması açısından ve insanı tefekkür etmeye teşvik etmesinden dolayı okunmasında fayda vardır.
  • Enes bin Malik (Ra. Anh)’dan rivayet edildiğine göre, Resulullah (Sav) bir kişiye, yatağına yatacağın vakit Haşr Suresini okumayı vasiyet etmiş ve: “Ölürsen, şehid olarak ölürsün” veya “cennet ehlinden olursun” buyurmuştur. (Münziri, Tergib ve Terhib, 1/416)
  • Keşfü’l-Esrâr isimli eserde geçtiğine göre, Resulullah (Sav) şöyle buyurmuştur: “Kim Haşr Suresini okursa, cennet, cehennem, Arş, Kürsi, Hicab, gökler ve yerler, haşerat, kuşlar, rüzgar, ağaç, hayvan, dağ, güneş, ay ve melekler ne varsa hiçbiri geri kalmadan hepsi onun için dua ve istiğfar ederler. O gün yada gece vefat edecek olursa, şehid olarak ölür.”
  • Resulullah (Sav) buyurdu ki: “Her kim Haşr Suresini okursa, Allah geçmiş ve gelecek bütün günahlarını bağışlar.” (Kadı Beyzâvî, Beyzâvî Tefsir (Envârut-Tenzîl ve Esrârut-Te’vîl), 2/484)
  • Resulullah (Sav) uyumadan önce Müsebbihat (İsra, Hadid, Haşr, Saff, Cuma, Teğabün, ve A’la) surelerini okurdu. (Ebu Davud, Edeb, 17; Tirmizi, Fedailül-Kur’an, 21)
  • Resulullah (Sav) buyurdu ki: “Her kim sabahladığında üç kere [E’ûzü billahissemî’ıl alîmi mineşşeytânirracîm.] der. Sonra Besmele ile beraber Haşr Suresinin 21-24. ayetlerini okursa ve o gece veya gündüz ölürse, muhakkak cenneti kendisine vacip kılmış olur.” (Suyutî, Câmi’ussağir, 6/201,no.8943; Beyhaki, Şü’abül-İmân, 2/492)
  • Bir hadisi şerifte şöyle zikredilmiştir: “Her kim Haşr Suresinin sonunu okur da, o gün veya gece ölürse, yapmış olduğu bütün günahları silinir.” (Suyuti, Dürru’l-Mensûr, 8/122)
  • Bir Başka hadisi şerifte de şöyle zikredilmiştir: “Her kim sabah olduğunda Haşr suresinin sonundan 3 ayet okursa, Allah(‘u Teala) o kişiye akşama kadar dua ve istiğfar etmek üzere 70.000 melek görevlendirir. O gün ölürse, şehit olarak ölür. Akşamladığında bunları okuyana da aynı derece vardır.” (Tirmizi, Fedâilül-Kur’ân, 22; Ahmed bin Hanbel, Müsned, 5/26)
  • Bir diğer hadisi şerifte şöyledir: “Kim sabaha ulaştığında Haşr Suresinin sonundan üç ayet okur, sonra da o gün ölürse, o şehidler mührü ile mühürlenir! (Her kim) o(nu) akşama ulaştığında okur da o gece ölürse, (yine) şehitler mühürü ile mühürlenir.” (Dârimi, Fedâilül-Kurân, 22,no.3426)

Haşr Sûresi Havası

Her türlü meşru hacet için 3 kere okunur.

-Bu sureyi okumaya devam edenler, din ve dünya işlerinde her türlü kötülüklerden korunmuş olur.

-Fudayl bin İyaz (Kuddise Sirruh) der ki: “Haşr suresinin son ayetini sabahladığında okuyup, aynı günde ölen kimsenin defteri, şehitler defterinin mührü ile mühürlenir. Akşamleyin aynı surenin ayetlerini okuyup o gecede ölen bir kimsenin de defteri şehitlerin defterlerini sonuçlandıran mühür ile mühürlenir.”

-Müminlere karşı kalplerde kin ve düşmanlık hissi oluşması için sahabelerin yaptığı gibi Haşr suresinin 10. ayetini okunmalıdır.

-Zekasının artmasını ve Zihninin rahat olmasını isteyen kişi, bir Cuma gecesi Haşr suresinin 22-24. ayetlerini yazıp, zemzem suyunun içine koyup o sudan içmeye devam etmelidir.

-Sihir ve büyü sıkıntı olan kişi, Haşr suresinin 22-24. ayetlerini okur, yüzünü ve bütün bedenini mesh ederse, o büyü etkisini yitirir.

50% LikesVS
50% Dislikes

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir