Hiçbir Zulüm karşılıksız kalmaz

Hiçbir Zulüm karşılıksız kalmaz

Amr Dinar rahimehullah şöyle bir kıssa anlatır: “Geçmiş ümmetlerinden bir adam bir deniz sahiline gitti. Orada birinin “Beni gören kimse bir başkasına asla zulmetmeyecek!” diye bağırdığını duydu. Adamın yanına yaklaşarak: Ey Allah’ın kulu! Senin bu sözün nedir, ne demek istiyorsun? Diye sordu. 

O da şöyle cevap verdi: Ben bir zamanlar emniyet memuruydum. Bir gün bu deniz sahiline geldim. Şurada balık avlayan birini gördüm. Avladığı balığı bana hibe etmesini söyledim; fakat hibe etmedi.

Daha sonra satmasını istedim onu da kabul etmedi. Canımı sıktı. Elimdeki sopam ile başına vurdum ve balığı zorla aldım. Sonra geri dönmek için yola koyuldum. Eve yaklaştığım sırada balık parmağımı kaptı. Parmağımı kurtarmak için yere atmak istedim; fakat bırakmadı. Hemen eve girip içerdekilerden yardım istedim. Onlar da uğraştılar. Zar zor parmağımı kurtardık. Ama parmağım şişti. Balığın dişlerinin izleri iyice açıldı.

Bir doktora gittim. Parmağımı görünce: “Bu kangren olmuş, eğer kesmezsek ölürsün!” dedi ve parmağımı kesti. Ama nafile! Çünkü geç kalmıştım ve mikrop elime sıçramıştı. Tekrar doktora gittim. Bana: “Eğer elini kesmezsek ölürsün!” dedi. “Tamam kes elimi!” dedim. O da kesti. Bu kez de mikrop koluma sirayet etti. Bir daha doktora koştum. Hastalığımın kola yayılmış olduğunu söyledi ve “Bu kolunu keseceğiz” dedi. Yapacak bir şey yoktu. Bir süre sonra mikrop dirseğimden omzuma kadar çıkmıştı. Korku içinde evden fırladım. Deli gibi koşuyor ve bağırıyordum. Büyük bir ağacın gölgesinde durdum. Dalları arasında uyuya kaldım. Rüyamda birisinin benim yanıma geldiğini gördüm. 

Bana: “Senin organların kaç defa kesildi. Hakkını sahibine götür ver ki kurtul!” dedi. Uyandığımda bunun Allah-u Teâlâ’dan gelen bir imtihan olduğunu anladım ve hak sahibini aramak için derhal deniz kenarına gittim. Adamı yine balık avlarken buldum. Ağını denize atmıştı. Onu çekinceye kadar bekledim. Bir sürü balık çekti. 

O zaman balıkçıya: “Efendim ben senin kölenim!” dedim. Bana dönüp: “Sen kimsin?” diye sordu. Ben de: “Ben senin başına vurup elinden zorla balığını alan kişiyim” dedim. Sonra ona kolumu gösterdim.

Hâlimi görünce Allah’a sığındı ve: “Sen artık serbestsin git!” dedi. Tam gideceğim sırada bana: ‘Dur bir dakika! Ben böyle yapmamalıydım. Çünkü bir balık için sana beddua ettim!” dedi.

Beni evine götürdü. Oğlunu çağırdı ve ona bir yer gösterip: “Şurayı kaz!” dedi. Oğlu da kazdı. İçinde otuz bin dirhem olan bir kese çıkardı ve içinden on bin dirhem sayıp bana verdi ve: “Bunları al!” dedi. Ardından bir on bin dirhem daha verdi ve: “Bunları da yakınlarına ve komşularına dağıt!” dedi.

Ben giderken ona: “Hakkımda nasıl bir beddua ettiğini merak ediyorum bana söyler misin?” dedim. 

O da şöyle dedi: “Sen bana vurup balığı aldığında gökyüzüne baktım ve ağladım. Sonra da ey Rabbim! Onu da beni de sen yarattın. Onu kuvvetli, beni zayıf yaptın. Sonra onu bana musallat ettin. O da bana zulmetti. Ben kuvvetli olmadığım için onun zulmüne engel olamadım şimdi yalvarıyorum sana onu Cümle aleme İbret Olacak bir durma sok! Dedim.”

Yüce Rabbimiz bizleri ve tüm Müslümanları belalardan muhafaza eylesin. Amin…

Kaynak:Abdullah b. Esad el-Yafii el-Yemení. Salihlerin Hikayeleri

100% LikesVS
0% Dislikes

Bir Cevap Yazın